Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Almanya otobanları işgal edilmedikçe çok liberaldir

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Almanya'da neler oluyor?

Tüm Almanya değil, tüm Almanlar değil ama "belli bir kesim" özellikle "Türkler, Müslümanlar ve Türkiye ile had safhada problemli bir kesim" Türkiye'ye karşı kamuoyu yaratma telaşında.

Baksanıza haftalık "Der Spiegel" dergisi kendi tarihinin ilk "Almanca ve Türkçe" kapağını sunuyor. Ayrıca Türkiye'de de satılmasını ümit ettikleri ve bu nedenle bol sayıda bastıkları 10 sayfalık bir de "Türkçe ek" veriyorlar.

"Demokrasi için yanıp, tutuştuklarından mı?"

"Türkleri çok sevdiklerinden mi?"

"Türkiye'de demokrasi için gerçekten kaygılandıklarından mı?"

Elbetteki hayır!

Türkiye'de "12 Eylül faşist darbesi yapıldığında" böyle bir ek ihtiyacı duymamışlardı!

Almanya'da onlarca yıldır Türkiyeli insanlarımız yaşamakta. Binbir sorunla boğuşa, boğuşa bugünlere geldiler. Aşırı sağ ve ırkçı cinayet şebeklerine de çok sayıda kurban verdiler.

Yani eğer söz konusu dergi "Türkleri ya da demokrasiyi çok seviyor" olsaydı bugüne kadar "hiç Türkçe bir sayfa bile çıkarmamış" olmaktan dolayı rahatsızlık duymalıydı.

Möln'de insanlarımız yanarak katledildiğinde Der Spiegel'in "başımız sağolsun" şeklinde bir kapağı olmadı.

Solingen'de insanlarımız katledildiğinde Der Spiegel'in "yalnız değilsiniz" şeklinde bir Almanca-Türkçe cümlenin yazılı olduğu kapak sunmadı.

"NSU" isimli neo nazi cinayet şebekesinin insanlarımızı katlettiği ve aslında bu olayın ardında koca bir de skandalın olduğu ortaya çıktığında tek bir kelime "Türkçe" kullanmayan "Der Spiegel" Taksim Gezi Parkı'nda "Türkleri ne kadar sevdiğini ve Türkiye'de demokrasiye ne kadar ilgi duyduğunu" farkediverdi!

Aslında bu dergi sadece bir örnek.

Bir iki istisna gazete ve bir kaç "Türkiye'yi iyi tanıyan ve objektif yazılar yazan" gazeteciyi saymazsak Alman Medyası "tek taraflı" bir şekilde Türkiye'ye karşı tam bir "yargısız infaz" uygulamakta.

Örneğin geçtiğimiz Cumartesi gündeme gelen olayların Alman Medyası'na yansıması sadece "karanfil taşıyan barışçıl eylemcilere polis saldırdı" şeklinde. Bu kadar basit olmadığını "karanfilli eylemcilerimiz" bile biliyor ve Alman medyasının onları bu derece "masum" göstermesini "bıyık altından gülerek" keyifle izliyorlar.

Alman Medyası iyi niyetli yaklaşıyor olsa şunu tespit edebilirdi: Polis göstericilere saat 7'den 8'e kadar eylemlerini yapmalarına izin vermis ve ondan sonra trafiğe kapattıkları yolları boşaltmalarını talep etmişti. Olaylar yolların işgal edilmesi nedeniyle gündeme geldi. Anma eylemi yapıldığı için değil.

Almanya'yı iyi tanıyan bizler çok iyi biliriz. Almanya'da polis elinizde ister karanfil isterse gül tutun eğer yolları trafiğe uzun süreli kapatmaya kalkarsanız müdahale eder.

Hele Almanya'da "yollar ve otobanlar" tam Hindistan'ın meşhur "inekleri" gibi kutsaldırlar.

Bunun böyle olduğunu PPK sempazitanları yıllar önce çok iyi öğrenmişlerdi. 1990'lı yılların sonuna doğru genel olarak Almanya'da (her Türkiye ile sorunlu olana olduğu gibi) PKK sempazitanlarına yönelik bir sempati mevcuttu. Ve onlar bu sempatiyi bir eylem ile bugüne kadar süregelen antipati haline çevirdiler.

PKK yanlısı dermekler ve militanları Almanya'nın merkezi noktalarında otobanları işgal ettiler. Almanya trafiğini felç ettiler. Üstüne üstlük bir de yolu açmaya çalışan polise molotof atarak direndiler.

Devlet şiddetinin ne anlama geldiğini otobanları işgal ettiklerinde iyi öğrendiler.

O günden beri PKK yanlıları otobanlardan uzak durmaya özen gösterirler. Çünkü Almanya'nın "yolunu işgal edene" yaklaşımı hiç liberal bir uygulama "aman bırakın birazcık eylem yapsınlar" şeklinde olmaz.

Alman gazeteciler bilmek istemese de son dönemde Türkiye'de olan da bu değil mi?

Kimse "boş ve kullanılmayan alanlarda toplanıyor" ya da "eylem yapıyor" diye polisle sorun yaşamıyor. Ancak yollar trafiğe kapandığında, Taksim Meydanı'nda trafik akışı kesildiğinde, otoyollar işgal olduğunda, devlet binaları basılmak istendiğinde polis buna engel olmasın da ne yapsın?

Almanya'da, Belçika'da ya da Hollanda'da da bu durumda polis müdahale eder!

Almanya'da medyanın yine görmek istemediği bir başka gerçek ise bazı eylemcilerin bu işi artık aynı 1 Mayıs günlerinde Berlin polisinin başına bela olan gruplar gibi "bir haftasonu eğlencesi" haline getirmeleri ve "polisle çatışmak için yola çıkmaları". Eylemlere katılanlara bakacak olursak büyük bir çoğunluğu "yüksek maaş alan single kesimler" ya da "klasik zengin çocukları".

Sorunlu oldukları AK Parti Hükümeti'nin "illet etmek" hoşlarına gidiyor ve "olaysız geçen her gece boş bir gece" prensibi ile aralarında "twitleşiyorlar".

Alman Medyası sokakta eylem yapan gençlerin ötesinde "eski Türkiye'yi geri getirme sevdasında" olan geçmişin faşist Türkiye'sinin savunucuları "ulusalcı, militarist ve kemalist" demokrasi karşıtlarını görmezden geliyor. Üstelik bir de geçmişin "kemalist oligarşisine dönme" çabası içinde olan kesimlerin yaydığı haberleri tek kaynak olarak kullanıyor.

Örneğin sadece "eylemciler" ile konuşup haber yapanlar bir kaç istisna hariç "eylemlere karşı olan insanlarla" konuşma ihtiyacı bile duymuyorlar.

Sokakların, caddelerin ve otoyolların işgalinden zarar gören halka soru soran olmuyor. Sabaha kadar gürültü çıkaran eylemciler nedeniyle uyuyamayan hastalar, yaşlılar, çocuklar ve bundan dolayı eylemcilere tamamen karşı olan kent insanlarına soru sormak kimsenin işine gelmiyor.

Oysa Almanya'da aynı durumda insanlar yolları işgal edildiğinde, kapılarının önünde sabaha kadar gürültü yapıldığında nasıl bir tepki verirlerdi, bunu çok iyi biliyoruz!

Tüm bu detaylar Almanya'da medyayı fazla ilgilendirmiyor.

Türkiye'ye ön yargı ile bakan gazeteciler "Recep Tayyip Erdoğan'ı sevmiyorlar", "kendine güvenen ve bildiğini okuyan Türkiye ile sorunlular", "İslam ve Müslümanlar konusunda samimi değiller, olsalar bu konuda sorunlu olduklarını dile getirilerdi". Gerçek bu!

Almanya'da tehlikeli bir oyun oynanıyor.

"AK Parti karşıtı Türkler" "iyi Türkler" ve "AK Parti'yi savunan ya da onun yakınında olanlar ise kötü Türkler"!

Almanya'da yaşamakta olan insanlarımızın büyük bir çoğunluğu "AK Parti'ye destek veren" ama "sessiz" ve de "evinde oturan" insanlar.

Almanya'daki bu gelişmeler onları çok üzüyor, kızdırıyor ve Almanya'da özellikle medyanın tek taraflı haberciliği onları "Almanya'ya karşı soğutuyor".

Almanya ve Türkiye arasında çok sıkı olan ekonomik ilişkiler bu gelişmeden yara almazsa ne mutlu bize!

Türkiye'de var olan yüzlerce Alman yatırımcı ve binlerce çalışanları da gelişmeleri kaygıyla izliyorlar. Keşke Alman Medyası'nın "Türkiye'ye hep ön yargıyla bakan kesimi" onlarla da konuşsa!
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS