Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Almanya’da terörist Türkiye’de gazeteci olur mu?

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Avrupa Birliği, Türkiye’ye yönelik „yanlış bilgilere“, „yalanlara“ ve „kara propagandaya“ dayalı yönlendirilmelerin etkisi altında kaldığı sürece AB-Türkiye İlişkisi zarar görmekle kalmıyor, aynı zamanda AB bizzat kendi „inandırıcılığı“ açısından da zarar görüyor.

Geçen hafta Avrupa Parlamentosu’nun Dış İşleri Komisyonu’nda ilk oturumu gerçekleştirilen „AP Türkiye İlerleme Raporu“ hakkında konuşma amacıyla söz alan bazı AP milletvekillerinin hiç bir dayanağı olmayan ve tek bir haklı kaynak gösteremeyecekleri „Türkiye DEAŞ’ı destekliyor“ iddiası işte bu sözünü ettiğim „yanlış ve yalana dayalı“ yönlendirilmeye bir örnekti. „Ateşli, ateşli“ sırf Türkiye’ye karşı konuşmuş olmak için konuşan bazı parlamenter arkadaşlar aslında konuya ne kadar yabancı olduklarını da sergilediler. Oysa aynı günlerde Davos’ta Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande terörün günümüzde vardığı boyuttan dolayı „özeleştiri yapmakta“ ve „hatalı“ olduklarını dile getirmekteydi. Gerçekten de DAEŞ’in hali hazırda 40 bin kişilik yabancı savaşçısının (teröristinin) 10 bininin AB ülkelerinden gelenler olduğu gerçeğini dile getirdi Davos’ta Fransa Cumhurbaşkanı.

AP’de bu konuda konuşanlar gerçekten araştırmış olsalardı Türkiye’nin terörle ve özellikle DEAŞ ile mücadele kapsamında 80 ülkeden 7 bin kişiye Türkiye’ye girişi yasaklamış olduğunu da öğrenebilirlerdi. Bırakın DEAŞ’a katılmak için Suriye’ye geçmeyi, Türkiye’ye giremeyen 7 bin kişi söz konusu olan.

Türkiye haklı olarak bu konuda AB ülkelerini de eleştirmekte. İngiltere, Almanya ya da Fransa kendi ülkelerinden kaç kişinin Suriye’de DEAŞ saflarında olduğundan yakınırken aslında bu duruma neden oldukları gerçeğini kendi kamuoylarından gizlemekteler. Bazı AB ülkelerinin istihbarat teşkilatları takip ettikleri „teröristlerin“ ülkelerini terk edip yola koyulduklarında Türk İstihbaratı ile işbirliği yapmış olsalardı belki binlerce „yabancı savaşçı“ Türkiye’de „gözaltına“ alınabilecek ve vatandaşı oldukları ülkelere iade edilebileceklerdi.

Nedense bazı AP milletvekilleri bu gerçeği görmemek için „çırpınmaktalar“. Oysa „Türkiye karşıtı olmak için her palavraya dört elle sarılmak mı“ ya da „teröre karşı etkin mücadeleyi desteklemek mi“ AB’nin çıkarlarını korumak? İşte asıl cevaplandırılması gereken soru bu!

Son günlerde hem AP Dış İşleri Komisyonu oturumunda hem de „Türkiye karşıtı“ açıklamalarda „çok sevilen“ bir yalan daha mevcut!

Bu yalanın yayılması için gerek AP koridorlarında gerekse AB kurumları kapılarında koşturmakta olan iyi tanıdığımız ceplerinde „gazeteci kimliği“ taşıyan ama gerçekte „gazetecilik mesleğini ve etiğini“ çirkin bir şekilde istismar „paralel yapı elemanları“ her türlü faaliyeti gerçekleştirmekteler. İslam Dini’ni „mafyavari çeteleri“ için kullanacak kadar alçalan bu şahıslar Türkiye’de demokrasiyi yıkma emellerine ulaşamadıkça daha da hırçınlaşmakta ve özellikle AB başkenti Brüksel’de „yalanlarını“ pazarlamaya çalışmaktalar.

Türkiye’de Ermeni aydını Hrant Dink’in katledilmesinde oynadıkları rol ortaya çıkan ve „ellerine her türlü kan ve pislik bulaşmış“ olan paralel yapının ilginç bir şekilde artık sadece Brüksel’de barınabilen „mafya“ uzantıları AB’yi „Türkiye’de tutuklu gazeteciler var. Basın özgürlüğü tehlikede“ diye Türkiye’ye karşı kışkırtmaya çalışmaktalar.

Tek hedefleri şimdiden hiç bir şansları olmadığı artık ortada olan 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak TBMM Seçimi’ne yönelik olarak AB üzerinden Türkiye kamuoyu nezdinde „şaibe yaratmak“. AB ve AP bu oyuna gelmemeliler.

Türkiye’de yaşamakta olan 77 milyon insan AB ve AP’nin Türkiye’nin yok olmaya mahkum politik „mafyasının“ oyuncağı olmasından çok rahatsız.

İşte son günlerde piyasaya sürdükleri son yalanları: „Türkiye’de hapiste olan 7 gazeteci varmış“.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) tarafından 17 Aralık 2014 tarihinde açıklanan 2014 Basın Raporu’nun okuduğumuzda bu iddianın „nasıl ahlaksız bir yalan“ olduğunu da görmekteyiz.

Rapora göre hapiste olan 7 değil 6 kişi söz konusu ve bu hapiste olan 6 kişinin ise hiç biri „sarı basın kartına“ sahip değiller. Yani „gazeteci“ değiller. Hiç biri bir gazetede yazdığı bir yazı ya da haber nedeniyle yargılanmamış ve ceza almamış.

Almanya’da Federal Savcılık tarafından yıllardır yasaklanmış olan ve güvenlik birimlerince sıkı bir şekilde takip edilen bir örgütün üyesi bu sözde „gazetecilerden“ biri. Soygun, bombalama ve cinayet suçlarından müebbet hapis cezasını çekmekte. İkincisi yine AB ülkelerinde de bir terör örgütü olarak yıllık istihbarat raporlarında yer alan bir örgütün üyesi ve soygun, yağma ve de patlayıcı madde koyma suçlarından müebbet hapse mahkum edilmiş. Üçüncüsü polise silahlı saldırıda bulunmak ve öldürme gibi suçlardan hapis yatmakta. Dördüncüsü AB ülkelerinde bir terör örgütü olarak kabul edilen bir grup içindeki yasadışı faaliyetlerinden dolayı 19 yıl 9 ay hapse mahkum olmuş. Beşincisi güvenlik güçlerine molotof atmak ve ateşli silahla saldırmak suçlarından 12 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Altıncısı ise dağdaki terör örgütüne lojistik hizmetler vermek ve savaşçı kazandırmak suçlarından tutuklanmış ve şu anda yargılanmakta.

Gördüğünüz gibi haklarında kıyamet koparılan sözde gazeteciler Almanya’yı geçmişte kana bulayan terör örgütü „RAF-Rote Armee Fraktion“ militanları ya da Fransa’nın başına yıllarca bela olmuş terörist „Carlos“ ne kadar „gazeteci“ ise o kadar „gazeteciler“.

AB’nin artık bu „oyunlara alet olmamasını“ beklememiz haklı ve adil bir beklenti değil mi?

AB üyesi Almanya’da „terörist“ diye tanımlanan nasıl oluyorda Türkiye’de „gazeteci“ olduğu iddia ediliyor.

AB bu konuda dürüst olmalı. Türkiye için değil bizzat „AB’yi AB yapan“ kendi değerleri için. Kendi inandırıcılığı için!

Bu dürüstlüğe de AP bu yılki „Türkiye Raporu“ ile başlayabilir. Her ne kadar ben bu yazıyı kaleme alırken rapora yönelik ve Türkiye’ye karşı hatta „paralel yapı“ kaynaklı değişiklik önergeleri ile uğraşıyor olsak da her şeye rağmen „aklı selim“ milletvekillerinin bu oyunların „piyonu“ olmayacaklarına inanmak istiyorum.
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS