Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Almanya’da sığınmacı olmanın zorluğu

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Geçtiğimiz hafta AB’de sığınmacı konusuna değinmiş ve rakamları vermiştim. Şimdi Almanya’nın rakamlarını sadece hatırlatmak niyetindeyim:

“Almanya’nın Göç ve Sığınma’dan sorumlu Federal Dairesi’nin bu yılın Ağustos ayında yaptığı son açıklamaya göre 2008 yılında Almanya’ya sadece ve sadece 28.018 mülteci gelmiş. 2009 yılında 33.033, 2010 yılında 48.589, 2011 yılında 53.347 ve 2012 yılında 77.651. Almanya’ya ulaşabilen mülteci sayısı 2013 yılında “patlama” yapmış ve 127.023 kişi olmuş. 2014 yılının Ocak ayından Ağustos ayı sonuna kadar ise 115.737 mülteci Almanya’ya gelebilmişler.”

Kısaca belirtmek gerekirse Türkiye’ye sadece bir hafta sonu 150.000’in üzerinde sığınmacı giriş yaparken Almanya’ya sekiz ayda gelen sığınmacı sayısı 115.737! Almanya’ya 2008 yılından bugüne kadar gelen sığınmacıların toplamı yarım milyona bile ulaşamazken Türkiye sadece son iki yıldır neredeyse 2 milyon insana kucak açmış durumda. Elbette yüzbinlerce insanın tüm ihtiyaçlarını karşılamak kolay değil. Almanya yüzbin rakamını aşıldığında “panik” oluyor.

Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen Almanya’da yüzbin sığınmacının masrafları bir anda büyük bir sorun olarak ana konu oluveriyor. AB ve özellikle Almanya son yıllarda Suriyeli sığınmacılar konusunda çok pasifler. Ne masraflara ciddi bir katkı sunmakta ne de sığınmacıları ülkelerinde ağırlamaya yanaşmaktalar.

Tüm bunlara rağmen son Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağcı partiler “sığınmacı istemiyoruz” diyerek büyük seçim başarıları gerçekleştirdiler. Almanya tarihinde bir ilk olarak nasyonalsosyalist NPD bile Avrupa Parlamentosu’na bir milletvekili yollayabildi. Avrupa Parlamentosu’nda yüzün üzerinde aşırı sağcı milletvekili mevcut. Biraz “Türkiye aleytarlığı”, biraz “İslamofobi” ve “sığınmacı düşmanlığı” bu seçim başarısının “anahtarı” oldular. Demokrasi ya da “modern yaşam” söz konusu olduğunda çok “böbürlenen” AB ülkelerinin politikacları nedense bu konuda “sadece konuşmakta” ama pratikte “hiç bir şey yapmamaktalar”.
Fransa’da, İngiltere’de, Hollanda’da ya da Almanya’da “sığınmacılar çoğaldığında” aşırı sağ partilerin oyları artmakta.
Türkiye’de ise “yüzbinlerce insanın yaşamını kurtaran ve onlara geçici sığınma olanağı sunan” hükümet ve AK Parti tam tersine seçmen desteğini arttırmakta.

Türkiye insanı öyle Almanya’dakiler, Fransa’dakiler, Hollanda’dakiler ya da İngiltere’dekilerden daha zengin değil kesinlikle. Onlardan daha az sorunu da yok. Tam tersine Türkiye insanı 2002’den itibaren yaşamakta olduğu tüm ekonomik olumlu gelişmelere rağmen AB’nin az evvel dile getirdiğim ülkelerinin vatandaşları ile kıyaslandığında “çok daha aza” sahip. Buna rağmen “sığınmacılara karşı kampanyalara” destek vermiyor. Sığınmacılara kucak açan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile partisini destekliyor. Anadolu mozaiğimizin insanı ile ne kadar gurur duysak azdır! “Varını, yoğunu” ihtiyacı olan sığınmacılar ile paylaşmaktan çekinmedi ve çekinmiyor.

Elbette sağda, solda bazen sorunlar çıkıyor. Adli olaylara karışan ya da dilenen sığınmacılar Türkiye insanını da rahatsız ediyor. Ancak sığınmacıların büyük çoğunluğunun “yardıma muhtaç ve kimseye zarar vermeye niyeti olmayan insanlar” olduğunu bir an olsun unutmuyor. Türkiye insanı Almanya’da yaşayanların “garantilerine” ve “koşullarına” sahip olmamasına rağmen “sığınmacılara karşı düşmanlık tohumları saçanlara” şans tanımıyor. İşte Türkiye insanının en büyük zenginliği de bu “insanlık”.

Almanya’nın Rüsselsheim kentinde dün bir miting vardı!

Yok hayır “işkence gören sığınmacılar” için değildi bu miting!

İnsanlara saldırıp, yaralayan iki “saldırgan” köpeği vuran polis memurlarına karşı yapıldı söz konus miting. “Saldırgan köpekleri” haklı olarak vurarak vazifelerini yapan polis memurları “katil” olarak suçlandılar. Rüsselsheim Emniyet Müdürlüğü önünde toplandı bu “human” kitle ve insanların canını tehdit eden “saldırgan” köpeklerin vurulmasını “vahşet” olarak tanımladılar. “Saldırgan köpekleri” vuran polis memurlarını “lanetlediler”.  “Köpekleri vuran” polis memurları ve çocukları “ölümle tehdit” edilmekteler şu anda!

İlginçtir son iki yıl içinde polis tarafından vurulan insanlar için hiç miting yapılmadı Almanya’da. İşte bu “köpekleri çok seven” ve bu nedenle “polis üniformalı insanlarla” sorunlu kitle miting yaparken Almanya yeni bir “sığınmacı skandalı” ile çalkalanmaktaydı.

SPD ve Yeşiller Koalisyonu tarafından yönetilmekte olan Aşağı Ren Vestfalya (NRW) Eyaleti’nin Burbach ve Essen kentlerinde “devlet koruması altında” yaşamlarını sürdürmekte olan sığınmacılara “onları korumakla yükümlü” özel güvenlik firması mensuplarınca “işkence” yapıldığı ortaya çıktı. Üstelik bu işkence bizzat “işkencecilerin” çektiği kendi fotoğraflarıyla belgelendi. İnsanlıktan “nasibini alamayanlar “hiç değilse “aptal” olduklarından kolayca kendilerini “ele verebiliyorlar”. Bu sayede yakalandılar ve daha çok sığınmacının “işkence görmesi” şimdilik engellenmiş oldu.

Tüm Alman medyasının sunduğu bir fotoğrafta “genç bir sığınmacı elleri ve ayakları arkadan bağlanmış vaziyette yerde yatmakta ve bir güvenlik görevlisi ayakkabısı altında yüzünü ezerken arkadaşına poz vermekte”! Hagen Kenti’nin Emniyet Müdürü Frank Richter “bu resimleri biz Guantanamo’dan tanıyoruz” diyerek durumun ne derece “vahim” olduğunu dile getirmiş. Olayı araştıran diğer görevliler ise ellerindeki delil fotoğrafların kendilerine Bağdat’taki Amerikan askerlerinin Iraklı esirlere işkence yaptığı Abu Ghraib’te çekilen fotoğrafları hatırlattığını dile getirmekteler.

Olayı araştıran hakim “bu suçu işleyenlerin aşırı sağcı ve ırkçı gruplara üye olmadıklarını” açıklamış! Bir de olsaydılar acaba ne yapacaklardı? Almanya şimdi sığınmacı yurtlarında çalışanların “bu işe uygun olup, olmadığını” tartışmakta. Elbette değiller! Çünkü zengin Almanya söz konusu sığınmacılar olduğunda “elini cebine atmak” niyetinde değil. En az masrafla tüm hizmetleri vermeye kalkan zengin Almanya ve NRW gibi eyaletler bu işi en ucuz taşeronlara ve eğitimi kesinlikle uygun olmayan personele yaptırmakta. İşte sonucu! Ya bu “işkenceci salaklar” kendilerini fotoğraflamamış olsaydı? Şimdi olanlardan haberimiz olmayacaktı! Alman Politikası bu olaydan ders çıkarmak zorunda.

Merkez partiler sığınmacılar konusunda “aşırı sağa” fırsat verecek uygulamalar izin vermemeli ve halk sığınmacılara karşı kışkırtılmamalı. Aksi takdirde onları “emanet ettiğimiz” insanlıktan nasibini almamış olduğunu da maalesef yaşadığımız görevliler “bundan cesaret alıp” işkence yapabilmekteler! 



Almanya’da sığınmacı olmak gerçekten “zormuş”! Ortaya çıktı!
Almanya’nın Türkiye’den öğreneceği var bu konuda!
Teşekkürler Türkiye!
Teşekkürler Türkiye’nin güzel insanları!
Bize insanlığı sergilediğiniz için!
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS