Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Alevi Dostlara bir kaç sözüm var

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Türkiye zor bir dönemden geçiyor.
Taksim Gezi Parkı'nda baştan masum bir çevre eylemi olarak başlayan eylemin "Türkiye'nin karanlık geçmişiyle hesaplaşmasından rahatsız olanlar ve geçmişe özlem duyanlar" tarafından bir "27 Mayıs Denemesi'ne" çevrilmeye çalışıldı.
Ulusalcı, militarist ve dogmatik kemalist çevreler kontrolü ele geçirmek için her yolu denediler.
Taksim'de haksız şiddete maruz kalanlar şiddeti red ederlerken onlara destek verdikleri iddiasında olan belli çevrelerce Türkiye'nin bir çok köşesinde şiddet kışkırtıldı.
"Ölü sayısı az olduğu" için üzülenlerin, TV kanalından "ordu göreve" diyenlerin ve bol sayıda "yalan haberi" kirli propaganda yöntemlerini kullananların tek bir hedefi vardı. İstikrarı bozmak. Türkiye'yi krize sürüklemek ve geniş yığınları ürküterek muhtemel bir anti-demokratik iktidarı ele geçirme operasyonunu gerçekleştirebileceklerini sanmaktaydılar. Ters tepti.
Türkiye artık o eski Türkiye değil.
"27 Mayıs'ta" insanları kolay kandırdılar ve Türkiye'nin insanları ordunun anti-demokratik bir şekilde iktidara el koymasına ve halkın seçtiği yöneticileri katletmesine karşı koymadı. Oldukça utanç verici bir tarihi an ve Türkiye'nin kara lekesi oldu bu günler!
"12 Mart'ta" halkı sindirdiler ve korkuttular. Halkın vergilerinden yaşayanlar halkın demokratik rejimini devre dışı bıraktılar. İnsanları topladılar. İşkencehaneler de çok insanımıza zarar verdiler. Deniz, Hüseyin ve Ulaş "bunlar" tarafından asıldı! Nice genç insan "bunlar" tarafından katledildi.
"12 Eylül'de" ülkenin ordusunun başında olanların kendi ülkelerine ne büyük kötülük yapabileceğini maalesef hep birlikte yaşamak zorunda bırakıldık. Binlerce insana işkence yapıldı. İnsanlar kayboldu. Onlarca insan asıldı. Hala bunun sorumluları hesap vermemek için her türlü yola başvurmaktalar. Ankara'daki mahkeme bunun en güzel örneği!
"12 Mart'ta" on yaşındaydım. Darbe ilan edildiği gece babamı göz altına aldılar. Suçu yazar olmaktı.
"12 Eylül'de" yirmi yaşındaydım. Darbenin ilan edildiği günün sabahı babamı göz altına aldılar. Suçu yazar olmaktı. Annem zaten bavulunu hazırlamıştı.
"12 Eylül'ün" demokrasiyi ve tüm hukuk devleti kurallarını ayaklar altına alan askeri idaresinin işkenceci polisi, üniformalı savcıları ve hakimleri onbinlerce insanımızı suçsuz yere işkence tezgahlarında "sabıkalı" yapıverdiler.
"12 Eylül" zorba adalet sistemi bana da "iğrenç" suçlamalarda bulundu. İşkence altında alındığı kanıtlanmış ifadelerle yaşamım karartılmaya çalışıldı. 19 yıl ülkemi göremedim.
Ve ne acıdırki kendilerini "sosyaldemokrat" ya da "solcu" diye tanıtan baba dostu vekiller, dış işleri bakanları ve benzerleri babamın deyişiyle "bunlar yaralı parmağa işemezler" sözünü kanıtlarcasına hiç bir zaman yardım etmediler. 12 Eylül'ün başımıza açtığı sorunlara el atmaya "cesaret edemeyecek kadar ödlektiler". Babamın yardım çağrısına sadece ve sadece muhafazakar politikacılardan destek aldık. Onlar korkmadı ve bana yardım ettiler.
"12 Eylül" sonrası kurulan düzende bize hep "düşman olarak baktı devlet".
2002 yılına kadar hep "hor görüldük", "haklarımız gasp edildi", "vatan haini" diye damgalanarak susturmaya çalıştılar bizleri.
Bazılarımız bu gerçek "faşizmi" ne çabuk unutuverdiler şaşırmaktayım.
Ben alevi değilim. Kürt değilim.
Sunniyim. Yarı yörük yarı lazım.
Bunlar yaşamımda hiç bir rol oynamadı.
Benim için demokrat olmak en önemlisi oldu her zaman. Ve hep demokrat olmanın ve de inandığım doğruları savunmanın bedelini ödedim yaşamım boyunca.
"Doğan Medya Grubu" nedense hiç hatırlamak istemez ama biz "12 Eylül'ün hedefindeki insanlara yönelik" Avrupa Hürriyet'te yazılanları nasıl unutabilirim. Almanya'da bir dönem Hürriyet Avrupa baskısının birinci sayfasında her gün fotoğrafımı yayınlayarak "çirkin adam" yazanları ve Türklerin bize düşman olması için tüm "kirli propaganda metodunu" uygulayanları İstanbul'da gazete yönetimine defalarca şikayet ettğimizde "maalesef gücümüz yetmiyor cevabını duymaktan bıkmıştık.
Bugün Hessen Eyaleti'nde CDU milletvekili olan ve çok ateşli bir şekilde son günlerde "Türkiye'yi protesto eden" bir arkadaşımız o yıllarda Hürriyet Almanya muhabiri olarak emir komuta altında mahkemem olduğu günlerde Türkiye'ye uçar ve duruşmamı bekleyen babamın fotoğrafını çeker sonra da Hürriyet Almanya baskısında aleyhime haberlere katkıda bulunurdu.
O günleri sadece ben değil çok kişi unutmadık!
O yıllarda Almanya'da bizleri "ispiyon edenlerin bazıları" şimdi araziye uydular ve biz de efendiliğimizden "unutmuş" gibi davranıyoruz onlara. Ama unutmadık!
Bugün duruşumdan dolayı beni eleştiren Alevi dostlarım beni kırdılar. Öyle olsun. Eyvallah!
2002 öncesi Türkiye'de "Alevi olmak" bugünkünden daha mı iyiydi?" diye sormayacağım çünkü cevabını en iyi bilenlerdenim.
Her zaman Alevi dostlarım ile birlikte "daha demokratik bir Türkiye" için mücadele verdim. Haklı taleplerinin her zaman yanında oldum ve öyleyim.
Avrupa Parlamentosu'nda (Strassburg'ta) demokratik Alevi Hareketi'nin ilk toplantısı benim organizasyonumla yapıldı. O sırada belki iki aylık milletvekiliydim.
Ardından Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Avrupa Parlamentosu'nda yine vekil olarak himayemde kurulduğunda o dönemin 2002 öncesi Büyükelçisi bir "monşer" hakkımda "AP'ye PKKlıları soktu" diye raporlar yazmakta ve AP Başkanı'na ya da AB Komiseri Verheugen'e şikayet mektupları yollamaktaydı.
Öyle bugün beni "çirkin eleştirlerle" kıran bazı Alevi dostlarımın kimisinin iddia ettiği gibi ben "Alevi oyları ile vekil olmuş" biri de değilim.
İyi hatırlarsanız benim vekil olarak seçildiğim yıllarda değil Alevi, Türkiye kökenli insanların oyları hiç bir rol oynamıyordu Almanya'da. Kaç Almanya vatandaşımız vardı ki zaten o yıllarda?
Onun için kimse hakkımda "çirkin suçlamalar" yapmasın.
Benim Alevi dostlarım ile birlikte olmam bana hiç bir çıkar sağlamadı. Doğru olduğuna inandığım yerdeydim. Aynı bugün olduğu gibi.
Bugün hakkımda Köln'de ya da Mannheim'de "önceden hazırlanmış mektupları" yayanların yöntemleri ne acıdırki 2002 öncesinin "MGK" yöntemleriydi. Alevi dostlarım bunlara nasıl alet olabiliyor anlayamıyorum.
Beni "AK Parti'nin bir sosyaldemokrat olarak doğru bulduğum adımlarını destekliyorum" diye suçlayanlar bu mektupları "CHP Avrupa Örgütü" diye imzalamaktalar.
AK Parti'nin 10 yıllık politikalarının içinde sosyaldemokrat çizgiye uygun olanları desteklememi "faşistlik" olarak tanımlayanlara sormak gerek: "peki nasıl oluyor da onlarca yıl Türkiye'de en başta "Dersim olmak üzere" Türkiye'nin bir çok ayıbının sorumluluğunu taşıyanlar ve hala "Türkiye'de barışı istemeyenler" Aleviler için doğru adres olabiliyor?" diye!
Ayrıca isimlerini vermeyeceğim ama AK Parti "maalesef arkası gelmeyen Alevi Açılımı adımlarını" atarken Başbakan'ın davetlerine katılıp oturanlar, bir bakanın makamında özel sohbetler edenler ve hatta televizyon kanallları için "hükümetten destek isteyenler" şimdi o dönemde kendileri için çok yararlı olduğuna inandıkları ilişkilerim nedeniyle beni suçlamaktalar. Oysa o dönemde gerçekten doğru olanı yaptılar. Sonradan unutmuş olabilirler. Keşke arkasını getirebilseler ve çok çabuk kararlarla diyalog ortamlarının yok olmasına neden olanlar arasında yer almasaydılar.
Elbetteki günümüzde Aleviler açısından açık sorular var.
Elbetteki Aleviler "Yavuz Sultan Selim" adıyla sorunlu ve bunun konuşulması gerek.
Elbetteki Alevi Açılımı unutulmamalı.
Ancak tüm bunlar "2002 öncesi Türkiye'sinde" günümüzde olduğu kadar bile ele alınamamaktaydı. Günümüzde ise "iktidar ile diyalogu red ederek" değil "diyaloğu zorlayarak" çözülebilecek sorunlar bu konular.
"AK Parti ve BDP ilişkisinin" geçmişte nasıl olduğunu bilenler olarak günümüzde diyalog sayesinde varılan nokta hepimiz için bir mucizeye eş değerde!
Alevi dostlarım için çok önemli bir deneyim bu gelişme! Türkiye'de bu sayede Kürt Sorunu'nu nihai olarak çözme şansı yakaladık. Ardından Alevi Açılımı'nı da gerçekleştirmek niçin mümkün olmasın.
Onlarca yıl "Alevi oylarını hep cepte" görenler, Alevilerin Atatürk sevgisini istismar edenler yani kısacası ulusalcı, militarist ve dogmatik kemalist oligarşi ile çözülemeyen sorunları günümüz Türkiye'sinden çözme şansına sahip olduğum için mi bazılarınızın hakarete varan eleştirilerine maruz kalmaktayım?
Ben bu eleştirleri hak etmediğimin bilincindeyim.
Merak etmeyin Alevilerin içinden çıkan ve "ne yaptığını ne dediğini bilmeyenler" duruşumu etkilemiyor.
Onlara aslında hatırlatabileceğim tek bir deyiş var: "eline, beline, diline sahip ol" ve "yanlış gaza gelme".
Onlarca yıl Türkiye'de "sizi yeterince kandıranlarla" müttefik olarak bu ülkenin demokratikleşmesine sunulabilecek hiç bir katkı yok.
Günümüz iktidarı ile diyalog sizin için kolay değil ama imkansız da değil!
Eğer bana "sana ne sen alevi değilsin, karışma bizim işimize" demiyorsanız ben de varım.
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS