Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

AB'nin Kopenhag Kriterleri Müslümanlar için değilmiş!

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Mısır'da ortaya çıkan gerçek: AB'nin Kopenhag Kriterleri Müslümanlar için değilmiş!

Uzun yıllar Türkiye'nin AB üyeliği söz konusu olduğunda en büyük engel konumunda olan ve bizim de "insan haklarına" değer verdiğimiz için sahip çıktığımız AB'nin Kopenhag Kriterleri Mısır söz konusu olduğunda birden bizzat AB ülkelerindeki bazı politikacılar tarafından unutuluverdiler.
Şaka değil!
Mısır'da bir askeri darbe oldu.
Hem de aynı Türkiye'de "12 Eylül Faşist Askeri Darbesi" öncesinde olduğu gibi "hazırlık operasyonları" ile ilk önce "karışıklıklar" yaratılarak cunta gerçekleşti. Tüm halk sanki demokratik seçimle Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi'ye karşıymış gibi "meydan sahneleri" organize edildi. Oysa Türkiye'den de bildiğimiz gibi "meydanları doldurmak kolay" ancak "meydanlarda topladıklarınızla seçim sandığında karar veren halkın çoğunluğu kazanmak aynı şeyler değil!". Bu gerçek Mısır için de geçerli.
"Arap Baharı" gündeme geldiğinde bir çok AB ülkesinin Dış İşleri Bakanı (Mısır'ın diktatörü Mübarek bile artık "tüymenin zamanı geldi, kaybolmalı" diye düşünmeye başladığında) hala Mübarek Sistemi'nin sürmesinde ısrarlıydılar ve halkın kararlılığının farkına varamamıştılar.
"Mübarek için hiç bir umut kalmadığında" ordu "demokrasi getirici" rolünü zorunlu olarak üstlendi ve halkın demokrasi talebine karşı koyamadı. Oysa ordu ulusalcı Nasır'ın, yani kısacası Nasır, Sedat ya da Mübarek gibi azınlığın oluşturduğu İslam Dini ile sorunlu oligarşinin ordusuydu her zaman. Bu sistem iktidarda olduğu sürece Mısır halkının büyük bir çoğunluğunun desteğini alan "Müslüman Kardeşler" örgütünün dışlanması üzerine kuruluydu. Mısır'ın sözde "demokrasisinde" hiç bir zaman "Müslüman Kardeşler" için yer olmamalıydı. Bu politika AB ülkelerinde İslam Dini ve Müslümanlarla sorunlu çevreler tarafından da hep desteklendi.
Mübarek kendi halkının çoğunluğunu "müslüman" olduğu için ezerken AB ülkelerinden "Kopenhag Kriterleri Mısır'ın insanları için de geçerlidir" sesleri eğer varsalar o da çok "cılız" olarak duyulmaktaydı. Mübarek ve dikta rejimi ülkedeki müslümanları dizginlediği sürece dilediğini yapabilmekteydi.
Mısır halkı "Arap Baharı" ile çoğunluğun ezilmesine bir son vermek istedi.
İslam Dini ve Müslümanlarla sorunlu AB çevreleri baştan şaşırıp kaldıkları gelişmelere ayak uyduramadıklarından sessiz kaldılar.
Muhammed Mursi aynen "Kopenhag Kriterleri'ne" uygun bir şekilde demokratik seçimle Cumhurbaşkanı oldu.
İşte o andan itibaren özellikle AB'de belli çevrelerin sözcüsü konumunda yayın organlarında her gün "Mısır'ın islamileştirilme tehlikesi" dile getirilmeye başlandı. Oysa Mısır halkının zaten büyük bir çoğunluğu dindar insanlar. Elbette Mursi Yönetimi hata yaptı. Ancak yapılan hatalar hiç bir zaman "askeri darbe yapılmasını darbeci mantığıyla haklı çıkaracak yeterlilikte" olmadığından ülkede "anarşik bir ortamın" yaratılması için gerekli her adım atıldı.
Ordunun başındaki kariyeri "12 Eylül zulmünün paşası Evren'e" çok benzeyen Sisi Cumhurbaşkanı'na "48 saat" süre verirken helikopterleri meydandaki halka bayrak atmak ve donatmakla meşguldüler.
Demokratik seçimle geleni klasik "Amerika faşist darbesi" ile yıkanı alkışlayanlar ise kimseyi yanıltmamalı!
Bugün Türkiye'de "darbe yapmak suçundan yargılanan cuntacı generallerin başındaki Evren'i de alkışlamıştı bir dönem insanlar". Çünkü "Konya mitingi" propagandaları, anarşinin tırmandırılması ve insanları "şeriat geliyor" diye korkutma operasyonları ile "12 Eylül Cuntası'nın" alt yapısı ve alkışlar hazırlanmıştı.
Aynı filmi Mısır'da da izlemekteyiz.
12 Eylül 1980 tarihinin AB'sinde de "Evren'i alkışlayanlar" vardı.
1980'den bugüne bir şeylerin değişmiş olabileceğini sanan ben çok yanılmışım.
O yıllarda "komünizm tehlikesine" karşı her "etik dışılığa" göz yumulmaktaydı.
Şimdi ise "komünizm" tehlikesinin yerini "İslam" almış durumda.
Mısır'daki darbenin ardından Almanya yollarında giderken dinlediğim ve sözde "solcu" geçinen bazı radyo yorumcuları nerdeyse "iyi ki darbe oldu" diyecek gibiler.
Mısır'daki darbeye yönelik yorum yapan bazı politikacılar neredeyse "Mursi demokratik seçimle gitmeyecekti, iyiki ordu aşağı indirdi" havasındalar.
Bu mu demokrasiye değer veren Avrupa Birliği?
AB ülkelerinde askerin değil darbe yapması politikacıya "yan bakması" tabudur! Kendi ülkeleri için anti-demokratik buldukları askeri darbeyi müslümanların yaşamakta oldukları ülkelerde müslümanların kendi kaderlerini tayin hakkını bizzat postallara çiğneterek askeri darbeleri "utanmasa" övecek olan bazı AB politikacıları aslında bir gerçeği de gözler önüne sermekteler.
Kopenhag Kriterleri kararlaştırıldığında AB'nin "demokratik seçimle yöneticileri belirleyen müslüman ülkeler sorunu" yoktu.
En demokratik geçineni bile Türkiye idi. Her on yılda bir darbe yapılan ve başbakanını asan bir kemalist oligarşi iktidardaydı. Geri kalanında ise kanlı diktatörler ve acımasız krallar egemendi. AB ülkeleri ise tüm bu "demokrasi" ile yönetilmeyen ülkeler ile mükemmel ticari ilişkiler içindeydi.
Şimdi ise durum farkli. Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerde insanlar "Kopenhag Kriterleri'ne ve demokrasiye sahip çıkmaktalar".
Demokratik seçimlerle çoğu AB'deki bazı çevreler için "uygun" olmayan liderlerini ve hükümetlerini belirliyorlar.
İşte asıl sorun da bu olmalı!
Müslümanların demokratik bir şekilde kendi kaderlerini tayin hakkını uygulamaları AB ülkelerinde bazılarının da gerçek yüzünü ortaya çıkarmakta. Çünkü onlar en başta bu duruşları ile Kopenhag Kriterleri'ne ters düşmekteler!
Özellikle Willy Brandt'ın "daha fazla demokrasi" talebine sahip çıkan müslümanların "kendi kaderlerini tayin hakkına" saygı duymak AB ilke ve prensiplerinin en kutsal olanı olmalı oysa!
Demokratik seçimle geleni askeri darbe ile alaşağı edeni alkışlayan "bir AB politikacısı acaba AB'nin kriterlerini ne denli anlıyabilmiş?" diye sorarsak haksız mıyız?
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS