Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

AB’nin İsrail samimiyetsizliği

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Avrupa Birliği bugünlerde „Ukrayna Krizi“ nedeniyle zor günler yaşamakta.

Ukrayna konusunda baştan izlenen yanlış politikanın sonuçları AB için „tahammül edilemez“ hale geldi. Bir yandan Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımlar bir „bumerang“ gibi AB ülkelerinin ekonomilerine zarar verirken diğer yandan ABD’nin Ukrayna’ya „silah yardımı“ yapması halinde zaten sıcak savaş yaşanmakta olan Ukrayna’nın tam bir „büyük savaş alanına“ dönüşmesinden duyulan korku özellikle Almanya ve Fransa’nın AB adına Rusya ile diyaloğu yoğunlaştırmasına neden oldu. Doğru olan da bu.
„Ukrayna Krizi’nin“ ABD’nin yapacağı askeri yardımlarla çözülme şansı yok.

„Ukrayna Krizi’ni“ Rusya’ya ekonomik yaptırımlarla çözmek ise yanlış bir beklenti. Rusya ile ticari ilişkilere sadece Rusya’nın değil AB’nin de ihtiyacı var. Hele Yunanistan ile yaşanan „ekonomik krizin derinleştiği“ bir dönemde bir de Rusya Pazarı’nı kaybetmek AB açısından „vahim sonuçlar“ doğuracak bir „felaket“.

„Ukrayna Krizi“ ancak ve ancak „diplomatik“ yollardan ve „doğru analizlerle“ yürütülecek diyalog ile çözülme şansına sahip.
„Ukrayna Krizi’ni“ çözmek isteyen AB bu konuda Türkiye’yi değerlendirmeme hatası yapma „lüksüne de“ sahip değil. Rusya ile çok iyi ilişkilere sahip ve baştan itibaren „AB’nin hatalarını görerek uyaran ve de haklı çıkan“ Türkiye bu açıdan hem politik hem de coğrafi açıdan belki de bir „şans“ AB için. Üstelik Türkiye, Kırım nedeniyle konuyla da direk bağlantılı ülkelerin başında gelmekte.
Ama AB hala „ufak hesaplarla“ meşgul!

İşte Münih Güvenlik Zirvesi’nde son yaşanan olay.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu temaslarda bulunmak üzere geldiği Almanya'da, İsrail'den de katılım olacağını öğrenince programını iptal etti ve 51. Münih Güvenlik Konferansına katılmadı. Bu konuda Dışişşleri Bakanı Çavuşoğlu’nun kamuoyunu aydınlatarak: "Ben konferansa katılacaktım fakat Ortadoğu oturumunda İsrailli temsilcileri sonradan koydukları için katılmama kararı aldık. Konferans, esasen ikili ilişkilerimizi ilgilendiren bir konu değil, uluslararası bir konferans. O nedenle bu Almanya'ya yönelik bir tavır da değil“. dedi.

Türkiye her yıl olduğu gibi 51. Münih Güvenlik Konferansı’na katılacaktı. Hatta Ukrayna konusunda aktif bir role de hazır olduğunu hazırlık döneminde belirtti. Organizatörler ise Ortadoğu’nun içinde bulunduğu durum ve DEAŞ ile mücadele konuları nedeniyle Ortadoğu ile ilgili aktif katılım önerdiler. Oysa Ukrayna konusunda son günlerdeki gelişmeleri de göz önünde tutacak olursak Türkiye’nin Münih’te „Ukrayna Krizi’nin“ bir an önce çözümü için atılan adımlara aktif katkısı çok yararlı olurdu.

Ancak „İsrail’in planlanmamış olduğu“ ve Türkiye’nin bulunduğu bir programa son dakikada İsrail Dışişleri Bakanı’nın davet edilmesi „çok çirkin“ bir oyundu. Alman medyasından öğrendiğimize göre bu „son dakika oyununun“ arkasında Almanya Yeşiller Partisi milletvekili ve Almanya-İsrail Parlamenter Grubu Eşbaşkanı Volker Beck önemli bir rol oynamış. Böyle bir „kumpası“ hiç bir „büyük devletin“ kabul etmeyeceğini çok iyi bilen Sayın Beck hemen Türkiye’ye karşı açıklama da yaparak „Bu kabul edilmez bir durum. Bu İsrail’e karşı bir hakarettir ve Almanya’ya karşı bir hakarettir!“ diye saçmalamış ve hızını alamayıp bir de „haddini aşarak“ „Almanya Türkiye’ye bu konuda tavır almalıdır“ talebinde bulunmuş.

İşte AB ne çekiyorsa bu „ufak hesaplar“ peşinde koşan politikacılardan çekmekte.

İş konuşmaya geldiğinde „insan hakları“ konusunda saatlerce tüm dünyaya „ders vermeye kalkan“ Yeşiller, „Filistinlilere her türlü zulmü reva gören“ İsrail Hükümeti’nin „avukatlığına soyunmaktan da“ geri kalmamaktalar.

Oysa AB için özellikle „Ukrayna“ nedeniyle böylesine hayati önem taşıyan bir konferansta „Türkiye ve İsrail arasında var olan sorunları“ görmezden gelerek yeni bir „kriz“ yaratmak amacıyla provakasyonlara alet olmak Yeşiller’in temel görüşlerine hiç uymamakta. Üstelik aynı konferansta Almanya Şansölyesi Angela Merkel Türkiye ve Lübnan'ın Suriyeli mülteciler için yaptıklarının takdire şayan olduğunu vurguladığı konuşmasında „Türkiye’yi takdir ediyorum“ deme ihtiyacı duyarken Türkiye’ye karşı „kumpaslarda“ İsrail „taşeronluğu“ yapmak Almanya Yeşiller’ine (1989 yılında Yeşiller Partisi Federal Yönetim Kurulu üyeliği yapmış olan biri olarak belirtme ihtiyacı duyuyorum) hiç yakışmadı!

ABD’nin İsrail’e yönelik olarak sert bir politika izlemekten çekinmediği ve İsrail Başbakanı’nın kolay, kolay ABD ziyaretleri gerçekleştiremediği bu günlerde bu konuda AB’de dürüst ve samimi olmalı. Brüksel’de ve bir çok AB başkentinde Avrupalı yöneticilerin ve politikacıların günümüz İsrail Hükümeti ve politikalarından çok rahatsız olduklarını sürekli dinlemekteyim. Bu gerçeği Avrupa Parlamentosu’nda gündeme gelen „Filistin’in tanınması“ oturumunda da izledik.

Kapalı kapılar ardında Avrupalı muhatablarımız sürekli „en az Türkiye kadar“ İsrail Hükümeti’ni eleştirmekteler. „Türkiye’nin İsrail Hükümeti’nin Filistinlilere çektirdiği zulme karşı aldığı tavır övülmekte. Ancak konu „Türkiye’ye karşı olmak“ olduğunda AB’de bazı çevrelerin „İsrail’i bu açıdan kullanmaya kalkmaları“ hem etik değil hem de tüm AB kriterlerine aykırı. İsrail’in bugünkü hükümetini destekleyen özünde AB’nin tüm değerlerini de ayaklar altına almaktadır.

Ortadoğu’da hiç bir sorunun bugünkü İsrail Hükümeti ile birlikte çözülme şansı yoktur. ABD’de bu gerçeğin farkında, AB’de!
O zaman Münih’te olduğu gibi „çirkin oyunlarla“ Türkiye’yi böyle bir konferanstan uzak tutmak ne derece samimi?

Türkiye’nin 51. Münih Güvenlik Konferansı’na ihtiyacı yok. Ancak AB’nin özellikle „Ukrayna Sorunu’nu“ çözebilmek için Türkiye’ye de ihtiyacı var. Bu açıdan „Türkiyesiz bir Münih Konferansı’na“ neden olmak özünde „Ukrayna Krizi’nin Çözümü’ne“ ve „Terörizme ve de özellikle DEAŞ’a karşı mücadelenin başarılısı olmasına“ katkı sunmak yerine köstek olmaktır.
İnşallah bu tarz „hatalar“ tekrarlanmaz!
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS