Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

AB, mülteciler ve azan ırkçılık

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Cumartesi günü sabaha karşı gene Malta ve Girit açıklarında Akdeniz’in hırçın dalgalarında takriben 20 insan canını yitirdi. “İnsan tacirlerinin” kurbanlarından biri ufacık bir çocuktu. 30 saatlik bir arama ve kurtarma çalışması sonucunda 20 kurban toplanabildi. Hala aramalar devam etmekte. “İnsanlığın bu utancını” saklamaya çalışırcasına ölüleri yutmakta deniz. Ölenlerin tam sayıları, isimleri ve öyküleri hiç bir zaman bilinmeyecek. Çünkü “insan tacirleri zabıt” tutmamakta.

Yunan Sahil Koruma botları sadece bu hafta sonu Ege’de 388 mülteciyi “yakaladı”. Bunlardan 70’i boğulmaktan son anda kurtarıldı!
Aynı hafta sonu İtalya’ya ise yine 1500 mülteci ulaşabildi. Ulaşamayanlar mı? Onlar Akdeniz’in derinliklerinde!

UNHCR’in açıkladığı rakamlara göre dünya genelinde 2013 yılında 52,2 milyon mülteci bulunmaktaymış.

Bunların 2,5 milyonu Afganistan’dan, 2,2 milyonu Suriye’den, 1,1 milyonu Somali’den, 643.300’ü Sudan’dan, 499.500’ü Kongo’dan, 479.600’ü Myanmar’dan ve 401.400’ü Irak’tan kaçmak zorunda kalan mülteciler olarak kaydedilmişler.

“Zengin” AB ülkeleri seyrederken Pakistan 1,6 milyon mülteciye, İran 857.000 mülteciye, Lübnan 865.000 mülteciye, Ürdün 641.000 mülteciye ve Türkiye 609.000 mülteciye kapılarını açmışlar. Türkiye’deki mülteci sayısının bundan çok daha fazla olduğu gerçeğini iyi bilmekteyiz. 2014 resmi rakamları açıklandığında Türkiye belki de ikinci sırada yer alacak.

Özellikle bu sayılara baktığımızda neredeyse AB’nin “en zengin” ve dünyanın sayılı “zenginlerinden” ve de tüm ekonomik krizlere rağmen ekonomisi “tıkır, tıkır” işleyen Almanya’daki mülteci sayısını da sunmak istiyorum. Bu sayede “çok konuşanlarla” gerçekten “yardım edenler” arasındaki farkı da sunabilmiş olacağım.

Almanya epey uzun bir zamandır “mülteci sorunu” yaşamamaktaydı.

En son “mültecilerin Almanya’ya akın, akın geldikleri” yıllarda biz Almanya’nın “yerlileri” Türkiyeliler de çektik bu gelişmenin acısını.
O yıllarda mülteci sayılarıyla birlikte Almanya’da ırkçılık da artmıştı.

Möln ve Solingen gibi hiç bir zaman unutamayacağımız “acılarımızı” işte o yıllarda yaşadık. “Mülteci akınına” karşı kışkırtılan “dazlaklar” sadece mülteci yurtlarını kundaklamadı ve “mültecilerin canına kast etmedi”. Onlarca yıldır Almanya’da yaşamakta olan insanlarımız birden “hedef” oluverdiler. Evler kundaklandı. İnsanlarımız yakıldı.

“O günler geride kaldı” diye seviniyorduk hep birlikte ister Türk, ister Alman olalım, “demokrasiye ve insan haklarına değer verenler” olarak.

Ancak şimdi Almanya’da gene “mülteciler” tartışmaları başladı!

Almanya çok dikkatli olmak ve geçmişten dersini çıkarmış olarak baştan gerekli önlemleri almak zorunda.

Fakat gene bazı politikacılar “önlem almayı” “bu kadar çok mülteci istemiyoruz” kampanyası olarak algılamaya başladılar. İşte bu çok tehlikeli bir gelişme.

Oysa sadece Türkiye ile kıyaslayacak olsak Almanya “hiç de o kadar çok mülteciye” muhatap değil. Çünkü Almanya’nın mülteciler için cazip AB dışına yönelik sınırları yok. Mülteciler eğer havadan gelmiyorsaki bu çok zorlaştı başka bir AB ülkesine girdikten sonra Almanya’ya ulaşabilmekteler.

Almanya’nın Göç ve Sığınma’dan sorumlu Federal Dairesi’nin bu yılın Ağustos ayında yaptığı son açıklamaya göre 2008 yılında Almanya’ya sadece ve sadece 28.018 mülteci gelmiş. 2009 yılında 33.033, 2010 yılında 48.589, 2011 yılında 53.347 ve 2012 yılında 77.651.

Almanya’ya ulaşabilen mülteci sayısı 2013 yılında “patlama” yapmış ve 127.023 kişi olmuş.

2014 yılının Ocak ayından Ağustos ayı sonuna kadar ise 115.737 mülteci Almanya’ya gelebilmişler.

Almanya’ya gelen mülteci sıralamasına göre Suriye birinci sırada! Suriye’yi takip edenler ise Sırbıstan Cumhuriyeti, Eritre, Afganistan, Somali, Bosna-Hersek, Makedonya, Rusya Federasyonu ve Irak.

Suriye’nin eli kanlı diktatörü Esed’in katliamlarına kayıtsız kalan AB ülkeleri şimdi “Suriye’den çok sayıda mülteci geliyor” diye dert yanmaktalar!

İnsaf!
Suriye’den gelen bir kaç bin kişiyi “sorun” yapanların aslında vicdanlarının sızlaması lazım!

Ama hayır, bazılarının “vicdanı” yok!

Onları insanların “dramları”, “çaresizlikleri” ve “yardıma muhtaç olmaları” hiç mi hiç ilgilendirmemekte.

Çifte vatandaş konumumla bir Alman vatandaşı olarak bu durumdan dolayı insanlık adına “utanç” duymaktayım.

Çifte vatandaş konumumla bir Türk vatandaşi olarak ise “Türkiye insanının tüm zorluklara ve kendi sorunlarına rağmen gösterdiği yardımseverlikten” dolayı da gurur duymaktayım.

Almanya’da son haftalarda gündeme gelen tüm eyalet seçimlerinde “aşırı sağ” ama “aşırı sağa pabuç bırakmama eğilimindeki” bazı merkez partilerinin üyesi politikacılar da maalesef yine “mültecilerin sırtından” ahlaksız bir şekilde “oy avcılığına” çıkmış durumdalar.
“Zengin Almanya” sanki “bir kaç bin mülteciye teslim olmuş ve varını, yoğunu kaptırıyor” propagandası yapanlar üstelik belli oranda başarılı da oluyor ve bunu seçim sonuçlarında tespit edebiliyorlar.

İşte bu çok tehlikeli bir gelişme.

Sadece Almanya’da değil tüm AB genelinde izlemekteyiz bu “tatsız ve tehlikeli” gelişmeyi.

İtalya’da, Fransa’da, Yunanistan’da, Hollanda’da, hatta İspanya’da ve Avusturya ya da Almanya gibi ülkelerde “aşırı sağcılar” güçlenmekteler.

Fransa’da ilk Başkanlık Seçimi’nde Bayan Le Pen’in Fransa’nın Devlet Başkanı olmasının “süpriz” olmayacağını söyleyenler gerçekten de “saçmalamıyorlar”.

AB ve AB üyesi ülkelerin başkentlerine büyük bir sorumluluk düşmekte.

Eğer bugün “mültecilerin hedef “ olmasını engeleyemezlerse, yarın “Türkler”, öbürsügün “Müslümanlar” diye devam edecek “aşırı sağ propaganda makinaları” ve AB çaresiz kaldıkça da başarılı olacaklar.

Bugün “mültecilerin insanlık onurunu savunmak” aslında AB’de demokrasiyi ve AB Değerlerini yani AB’yi savunmak anlamına gelmekte.
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS