Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

AB’deki çatlak seslere rağmen 2014 AB Yılı

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu’nun geçen hafta Çarşamba ve Perşembe günleri AB Başkenti Brüksel’i ziyareti AB’den gelen tüm “çatlak seslere” rağmen Türkiye’nin AB konusundaki kararlılığını sergilemesi açısından çok yararlı oldu.
AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Brüksel’de hem Belçika’da yaşamakta olan Türkiye kökenli insanlarımızın STK yapılanmaları ile kurduğu diyalog ve ziyaretleriyle insanlarımızın motive olmasına katkı sunarken diğer yandan da Türkiye’nin AB Üyeliği için canla, başla çalışan iş dünyamızın temsilcileri ile birlikte verdiği mesajlar “anlayan için” çok değerliydi. Türkiye’nin 2014 yılında “AB Seferberliği’nin” kararlı bir şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha hatırlattı.
TBMM ve AP arasında işbirliği ve AB Üyelik Süreci’ne katkı amacıyla onca yıldır var olan KPK (Karma Parlamenter Komisyon) tarafından gerçekleştirilen toplantıya da katılması olumluydu. Benim de AP milletvekili iken bir dönem “eş başkan yardımcılığı” görevini yüklendiğim bu komisyonun “ne derece yararlı” olduğu konusunda “şüphesi” olan herkesi çok iyi anlamama rağmen var olduğu ve toplandığı sürece “ciddiye alınması” gerektiği inancında olan biri olarak AB’den sorumlu bakanımızın orada hazır bulunmasına şahsen çok sevindim.
Elbette KPK Toplantısı sırasında gündeme gelen bir diyalog aslında Türkiye’ye karşı “yalanlarla nasıl çalışıldığı” gerçeğini de gözler önüne serdi.
AP milletvekili iken benim de kendisiyle birlikte farklı komisyonlarda yer aldığım ve Türkiye ziyaretleri yaptığım İngiliz liberal AP milletvekili Andrew Duff, KPK toplantısında bakanımıza, “Fethullah Gülen tarafından satın alındığımı söylediniz. Ya kanıtlayın ya da özür dileyin” deyiverdi.
Bu çıkışı her ne kadar bir çok kişinin kafasında “yarası olan gocunur” düşüncesine neden olduysa da Mevlüt Çavuşoğlu çok kibar ama net bir şekilde “Size böyle dediğimi iletenler yalan söylemiş. Paralel yapıyla bağlantılı olduğunuzu söylemedim” karşılığını verdi.
Türkiye’nin uzun yıllar “dostu” diye bilinen Sayın Duff’ın 17 Aralık Darbe Girişimi sonrası verdiği demeçler Türkiye’de hem şaşkınlık hem de üzüntü ile izlenmekteydi. Hangi nedenle olduğunu elbette sadece Sayın Duff’ın kendisinin en iyi bildiği ve bizlerin elimizde kanıt olmaksızın bir “iddia öne süremeyeceğimiz” “ilginç” ve “paralel yapıya” çok “paralel” açıklamalar dizisini insanların şüpheyle izlemesine Sayın Duff’ın şaşırıyor gözükmesi de onu iyi tanıyan biri olarak da beni “epey” şaşırttı.
Ancak bu olayın ardından Hürriyet Gazetesi ile yaptığı röportajda “…bence Sayın Bakan, Gülen hareketine ait ‘paralel yapının’ bir aracı haline geldiğimiz iddiasıyla beni ve Avrupa Parlamentosu’nu karalarken, aslında kendi başbakanının tavrını tam bir bağlılıkla sergiledi…Evet, ben ilk Hıristiyan Gülenci’yim. Ama ücretimin Pennsylvania’dan banka hesabıma havale edilmesini hâlâ bekliyorum. (Şaka bir yana) AKP’li bakanların Türkiye’de Hizmet’i yerden yere vurmayı takıntı haline getirmişken, Brüksel’de (Fethullah) Gülen’in adını bile pek telaffuz etmemelerini tuhaf buluyorum. Gülen hareketinin gücü ve erişimi konusunda seslendirdikleri iddialarla gözümüzde inanılırlıklarını yitirdiklerini bilmeleri gerekiyor…” deyince konu aslında daha da netleşti. İlginçtir Sayın Duff “Hizmet” kelimesini özellikle kullanmaktaydı. Hele “kendi tanımlamasıyla” “Gülen Hareketi’nin avukatlığını” üstlenmesi Türkiye’de olup bitenlere ne kadar “Fransız kalmakta” olduğunu da gösterdi.
Sayın Duff’ın böylesine “angaje” bir şekilde “kendi tanımladığı” şekliyle “Hizmet’e” sahip çıkması da ayrı bir konu ama şu an bizim meselemiz değil.
Gerçek şuki “Paralel Örgüt mensubu unsurlar” Brüksel ve Belçika’da oldukça aktif konumdalar. AB ve AP’deki muhataplarını “kara propaganda” ile etkilemek için ellerinden geleni yapmaktalar.
Türkiye’yi “karalamak” ana faaliyetleri haline gelmiş durumda.
Hiç bir suçlama yapmaksızın “euronews” Türkçe Yayınları’nı da “dikkatle izlemekte yarar var” deme ihtiyacı duymaktayız. Bu konuda çok şikayetler gündeme gelmekte. Özellikle TRT tarafından finanse edilen bu servis ve çalışanları konusunda anlatılanlar kafa karıştırmakta. Şimdilik bu konuda da bu kadar yazacağız. Dileriz anlatılanlar doğru değildir ve doğru ise gereken önlemler alınır.
İşte sadece bir iki örnekle durum vaziyetini dile getirdiğimiz Brüksel’de AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun özellikle AB nezdinde temasları çok iyi oldu.
“Kara propaganda” ve “ön yargılı yorumlar” ile Türkiye hakkında “çok gerçek dışı bilgilendirmenin” gündeme geldiği Brüksel’de Mevlüt Çavuşoğlu muhatablarına Türkiye Gerçekleri’ni aktardı.
Mümkündür bazıları bunları dinlemesine rağmen “ön yargılarına” sımsıkı sarılmayı tercih ediyor olabilirler.
Önemli olan Brüksel’de şu an muhatabımız olanların 22 ve 25 Mayıs 2014 tarihlerinde yapılacak olan Avrupa Parlamentosu Seçimleri sonrası belki de muhatabımız olmayacakları gerçeği.
Yeni bir AP seçilecek. Yeni AP seçildikten sonra AB Komisyonu komple yenilenecek. Yeni bir dönem başlayacak.
Aslında Avrupa’nın Türkiye’ye çok ihtiyacı olacak yeni bir dönem!
Avrupa’da gerçekten demokrat olan, AB Değerleri söz konusu olduğunda çok titiz olan ve demokrasiye sahip çıkanlar için AP Seçimleri Sonuçları “yeni bir sınav” anlamına gelecek. Çünkü AB genelinde maalesef yükselen “aşırı sağın” parlamentoda neredeyse üçte birlik bir temsilinin gerçekleşmesi ihtimali endişe verici bir şekilde yüksek.
AB para birimi “Avro’yu red eden”, “AB ve Değerleri ile had safhada sorunlu”, “Hitler, Mussolini ya da Franko” gibi faşistlere açık ya da gizli hayran, İslam Dini’ne düşman ve AB’nin bir çok “kırmızı çizgisi” ile sorunlu “aşırı sağ” mecliste çok gürültülü ve zararlı yeni bir dönem anlamına gelecek.
AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, Brüksel’de tüm AB’yi bu konuda haklı olarak uyardı.
AB’nin tüm değer ve kriterleri ile sorunlu “aşırı sağa” karşı mücadele “Türkiye dışlanarak” değil tam tersine “kazanılarak” başarılı olabilir. Türkiye’ye yönelik “engellemeler” bu açıdan son bulmak zorunda.
Eğer AB, Kopenhag Kriterleri gibi değerlerinin yitirilmemesini istiyorsa İslam Dini’ne ve müslümanlara düşman olan ırkçılara en iyi cevabı Türkiye’nin Üyelik Perspektifi’ni netleştirerek ve kendi değerlerine sahip çıkarak verebilir.
KPK’da olduğu gibi yanlış bilgilerle yanlış hedeflere yönelmek yerine Mevlüt Çavuşoğlu’nun da bir kez daha özellikle belirttiği gibi 2014 yılının Türkiye için AB yılı olmasını doğru algılayıp 2014’ü AB ve Türkiye yılı olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır.
Türkiye, AB’yi AB düşmanı “aşırı sağa” karşı yalnız bırakmayacaktır kesinlikle!
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS