Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

10 Ağustos tüm İslam Alemi için çok önemli

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
22 Temmuz 2014 günü Avrupa Birliği Dış İşleri Bakanları Brüksel’de biraraya geldiler. İki ana konu dünyanın en sıcak gündemini oluşturmaktaydı.

“Ukrayna’da savaş”.

“Gazze’de İsrail işgali ve vahşeti”.

AB Dış İşleri Bakanları Ukrayna konusunda çok özenliydiler. AB’nin Rusya’ya karşı “daha da sert” tavır alması konusunda neredeyse hemfikirdiler. Almanya ve AB’nin yanlış politikaları sonucu göz göre göre “parçalanan” ve şu anda “içine düştüğü savaş ortamında” olan Ukrayna konusunda lafta da kalacak olsa sözde “Rusya’ya kafa tuttular”. Özellikle hala bir “muamma” olan Malezya Uçağı’nın düşürülmesi nedeniyle “Rusya’yı ve Rusya yanlısı Ukrayna Ayrılıkçı Yönetimi’ni” suçlamayı ihmal etmediler.

Avrupalı Müslümanlar olarak bir ders daha çıkardık AB’nin “Çifte Standartı” konusunda.

Ukrayna için bu derece “özenli” ve bu nedenle Rusya’ya karşı “işgalci” ya da “işgali destekleyen” ülke olarak sert tavır alan AB Dış İşleri Bakanları Gazze ve Filistin konusunda ise İsrail’in “Gazze’yi işgalini” ve “Gazze’de işlediği cinayetleri” görmemek için nerdeyse “takla attılar”.

“Ateşkes” için sözde çabalarını ise “acaba ne derece samimi?” diye sorgulamadan edemiyorum. “Ateşkesi” Gazze’li çocuklar ölmesin diye mi, yoksa sadece İsrail’e “roket fırlatılmasın” diye mi “istiyorlar” demek yanlış olmayacaktır!

AB Dış İşleri Bakanları adına yapılan tüm açıklamalarda ana konu “İsrail’in kendini savunma hakkı” oldu.

Neredeyse “dostlar alış verişte görsün” şeklinde de “Gazze’de masum insanlar zarar görmesin ve eğer gördüyse bu konuda araştırma yapılsın” diyen AB Dış İşleri Bakanları İsrail tarafından katledilen çocukları, kadınları ve yaşlıları “nedense kendi meseleleri” olarak görmemeye özen gösterdiler.

Aslında tüm “AB Değerlerini” “ayaklar altına” aldılar bu yaklaşımları ile.

“AB Değerleri” dediğimizde “insan yaşamına sahip çıkmak” en önde gelirken nedense “Filistinlilerin yaşamı” aynı değere sahip değilmişcesine davranıldı.

Üstelik olanların tek sorumlusu olarak “Hamas’ı” göstermeleri aynı Ukrayna’da yaptıkları hatalardan da “hiç bir şey öğrenmediklerini” belgeledi.

Bu derece “İsrail yanlısı” ve “İsrail’in işlediği insan hakları suçlarını görmemeye kararlı” bir şekilde utanılacak durumda olan AB’deki bu kafa yapısının Recep Tayyip Erdoğan’a “sempati duymamasına” şaşırmıyorum ve de aslında bundan dolayı da “Başbakanımla gurur duyuyorum”.

Ayrıca AB’nin “Gazze’de çözüm adına” kanlı bir cunta tarafından yönetilen Mısır’ı ve Mısır’ın İsrail güdümlü girişimlerini “göklere çıkarması da” siyasi ahlak adına tam bir yüz karası durum. İsrail yanlısı ve de sadece demokrasiye değil Filistinlilere “ihanet eden” bir Mısır’ı dinlemeyen “Hamas’ı” eleştirerek Filistin’e “barış” getireceğini sananların bu yanlış politikaları nedeniyle “Ortadoğu’da daha çok can yanacağa” benziyor.

İşte bu ortamda Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm dünya müslümanları açısından da çok anlamlı ve de tüm “susan ve seyreden” dünyaya rağmen “tek tabanca dik duruşu” çok değerli.

Onun 10 Ağustos’ta sadece Türkiye için değil tüm İslam Alemi’nin “gür çıkan” tek sesi olarak Yeni Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olacak Recep Tayyip Erdoğan.

Karşısına çıkardıkları “kağıttan bir metni bile okuyamaktan aciz” ama İsrail konusunda arkasındaki güçlerin fısıldadıklarını tekrarlayan karşı adayı aslında kelimenin tam anlamıyla “müslüman mahallesinde salyangoz” satan bir “seyyar satıcı” durumunda.

Nufusunun neredeyse % 99,9’u müslüman ve Filistin söz konusu olduğunda “tek bir yürek ve tek bir yumruk” olarak İsrail’in karşısında durmaya hazır olan ülkemiz Türkiye’de bu tavırlar içinde olan birinin aday olması bile büyük talihsizlik aslında. Ancak seçmen bu konuda gerekeni yapacak.

Bunu günlerdir dernek ve camii ziyaretleri yaptığım, iftar ve sahurlarda birlikte olduğum Almanya’daki insanlarımızla yaşamaktayım.

Almanya’da 1 milyon 300 civarındaki seçmenimiz “İsrail konusunda” “Almanya Şansölyesi” gibi konuşan bir Cumhurbaşkanı adayının adını bile duymak istemiyor.

Almanya’da seçmenler nerdeyse yüzde seksenlere varacak bir çoğunluk ve kararlıkla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyorlar.

İslamofobi’nin Almanya ve Avrupa Birliği’nde büyük bir sorun haline geldiğini yaşamak zorunda kalan insanlarımız sadece Türkiye’de yaşayanlara değil kendilerine de sahip çıkacak ve bugüne kadar çıkmış olan bir Cumhurbaşkanı istiyorlar.

Özellikle Filistin konusunda çok hassas olduklarından Başbakanları ve onun “dik duruşu” ile gurur duyuyorlar. Bulunduğumuz coğrafya ve ötesindeki müslümanların güçlü bir Türkiye ve güçlü ve de kararlı bir Cumhurbaşkanı olmasının ne derece önemli olduğunun bilincindeler.

Bir yandan oruç tutarken diğer yandan “tek bir oy bile ihmal olmamalı” diyerek Recep Tayyip Erdoğan için koşturuyorlar. Tüm bunları yaparken “Gazze için ve İsrail Vahşeti’ne karşı” mitinglere katılmayı ihmal etmiyorlar.

Çünkü 11 Ağustos 2014 gününden itibaren Yeni Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı ile hem Türkiye için hem de müslümanlar için yepyeni bir dönem olacağından hiç bir kuşkuları yok!
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS