Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Sungur Gökbörü

Oyun Kurmak / Oyuna Gelmek!

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

“Söylesem tesiri yok, sussam gönül râzı değil” demiş ya şair; fuzuli olsa da fırsat buldukça biz de yazıp söylemeye gayret edeceğiz ki en azından safımız belli, gönlümüz râzı olsun.

Sadece sağlıkta değil sosyal hayatın pek çok alanında ve devlet yönetiminde de yanlış teşhis ve tedavi; ölümcül, geri dönüşü zor ve pahalı sonuçlara yol açar!

Açılım süreci, Suriye, AB ve özelleştirme politikaları yanlış teşhis ve tedaviye bağlı olarak bedellerini çok ağır ödediğimiz ve daha da ödeyeceğimiz politikalara bir kaç örnektir!

Fetöcü mankurtlara yaptırılan 15 Temmuz emperyalist darbesi, şayet hükümeti devirmek için yaptırıldıysa; sonuçta başarısız oldu ve fetö artıkları da devlet ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ayıklandı(!) diye düşünülebilir!

Ve fakat ya teşhis yanlışsa ve hedef hükümet değilse ya amaç başkaysa!

15 Temmuz, emperyalistlerin yaptırdığı ilk ve tek darbe değil! 27 Mayıs 1960 dan 28 Şubat 1997'ye değin; emperyalistlerce TSK içerisindeki bazı kişi ve gruplar kullanılarak yapılan darbe ve darbe girişimlerini; sonuçları itibarı ile 15 Temmuz ile kıyasladığımızda bir farklılaşma ortaya çıkıyor!

Ōncekilerde gerek darbe yapanlar ve darbeye kalkışanlar gerekse darbeye maruz kalanlarca (ki her iki gruptan ve halktan idamlar olmasına rağmen) belirgin bir şekilde milletten kopma, millete ve devlete düşmanlaşma ve devletin karşısında hizalanma olduğu görülmüyor!

15 Temmuz darbesinden sonra ise fetö ve tabanı; darbe yapan, soru çalan, kumpas kuran kendileri olmasına rağmen (15 Temmuz öncesi ve sonrası süreçte oluşturulan mağduriyet algısının etkisiyle) milletten ayrışarak; pkk, AB(D),Yunan ve İsrail'le kol kola ve devlete alabildiğine düşman bir yapıya dönüştü. Öyle ki hemen her fetöcü potansiyel bir cia yada mossad elemanı gibi davranacak ve bundan da ahlaki yada vicdani hiç bir rahatsızlık duymayacak kıvama geldi dersek abartmış olmayız!

( Bu bakımdan MİT'in ,mossad ajanları diye önüne atılanların yem olduğunu bildiğini, yemi yutmuş gibi yaparak asıl yapının peşinde olduğunu umuyoruz! Zira mossad'ın pirincin içindeki siyah taşlarla iş tutacağını hiç sanmıyorum! Ben olsam mossad'ın peşinde olduğu bilgilere haiz yada erişme imkanı olan -özellikle komisyonlarda görevli- milletvekillerine ve kamu görevlilerine odaklanırdım! bilhassa da, bir şekilde fetö ile geçmişi olanlara!)

15 Temmuz darbesi -başta darbeyi yapan mankurt piyonlar olmak üzere çoğunluk tarafından öyle sanılıp bilinse de- hükümete kaşı değil de milleti(özellikle muhafazakâr Sünni bloğu) bölmek için yapılmışsa ne yazık ki hedefine ulaşmış demektir!

Önümüzdeki süreçte fetö'nün pkk benzeri silahlı eylemlere kalkışması ve hdp(dem) gibi siyasi bir yapıyla desteklenmesi beklenmelidir!

Fetö'nün belinin kırıldığı ve eylem yapacak gücünün olmadığı düşünülebilir ancak pkk, fetö, dhkpc, daeş gibi örgütleri yeşerten elin aynı olduğu dikkate alındığında; (başlangıçta) birinin eylem yapıp diğerinin de üstleneceği bilinmelidir!

Yeni dünya(sömürü) düzeni kapsamında bizi de parçalamak isteyen emperyalistler bu amaçla Türkiye'de iç savaş hazırlığı yapıyor! Onlar açısından iç savaştaki cephe sayısı ne kadar çok olursa savaş o kadar uzun sürer ve geri dönüşü olmayan ayrışma ve düşmanlaşma da o kadar fazla olur!

Dikkat ederseniz 15 Temmuz sonrası milliyetçi/ulusalcı, muhafazakâr kesim hükümet çatısı altında birleştirilirken; Kürtçü, laik ve (sözde) demokrasi yanlıları da Chp çatısı altında toplanıp cepheleştiriliyor! Bu cepheleşmenin göze çok batmaması adına da bazı küçük muhafazakâr gruplar Chp'ye yamanırken; cepheleşmeyi diri tutma adına da ara ara Atatürk'e ve büstlerine saldırı, başörtülü bayanlara taciz ve saldırı; Suriyeli sığınmacılar, Katar ve S.Arabistan üzerinden yapılan operasyonlar, sosyal medya manipülasyonları ve terör saldırıları tertipleniyor!

Öte yandan Türk devlet ve hükümetini sistemli bir şekilde karşı cepheye(Nato dışına) iteleyen emperyalist AB(D), bir taraftan da; bu karşı cepheye geçmenin AB(D)'ye rağmen ve Türk devlet ve hükümetinin isteğiymiş gibi görünmesini/algılanmasını istiyor! Dolayısıyla bu hükümet ve Cumhurbaşkanı emperyalistler için olmazsa olmazdır!

Yani dememiz o ki emperyalistler bu hükümete ve Cumhurbaşkanı'na darbe yapmazlar! Cumhurbaşkanı'mız ve hükümet bile isteye emperyalistlerle iş birliği yapıyor demek istemiyoruz! Ancak bütün iyi niyetimize ve emperyalizm karşıtlığımıza rağmen attığımız/attırıldığımız adımlar ve beyanatlarımız, bazen tam da onların istediği gibi olabiliyor!

İç cepheleşme ve dış çemberi hemen hemen tamamlayan emperyalizmin önündeki tek ve en önemli engel Türk Ordusu kaldı! Orada da bir çatlak ve cepheleşme oluşturdukları an harekete geçeceklerdir!

Türk Devlet aklının buna meydan vermemesi ve âcilen toplumdaki cepheleşmeyi giderecek adımlar atması en elzem bekâ meselesidir!

  YORUM YAP / YORUM OKU
SUNGUR GÖKBÖRÜ DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS