Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Neyin Nöbeti?

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Darbe denilen şey; bir kere de ele geçirilen idare ile ilgili olduğu gibi, aslında ardından edinilen algı ve anlayışların geldiği noktalara dair incelemeyi de gerektiren bir süreçtir.
Darbe de başarılı olamayan darbeciler; yaptıklarından vazgeçmek istemedikleri için her türlü yolu kullanarak, kendi istedikleri şartların ve algıların oluşması için, daha sonra hareket alanlarını şimdiden kurabilmek için edinilen alanların ismini koymakla başladıkları süreci, kendi istedikleri hale getirinceye kadar uğraşacaklardır.
Bir gün önce başarılı olsalardı demokrasi adına yönetime el koymaya kalkıştıklarını anlatacak darbeciler; bir gün sonra olaya el koymuş toplumun yaptıklarını da aynı isimle isimlendirerek aslında gelinen noktada zararlı çıkmayacakları zemine sahiplik iddiaları oluşturabilmektedirler.
Darbe sonrasında oluşan havada herkesi toplayacağı zannedilerek ortak kimlik oluşturacağı düşünülen bazı kavramlar (demokrasi, özgürlük, yurtta sulh, konsey ,hukuk, darbe ve püskürtme ,halk darbesi vs..) tekrar gündemimize sokulmaya çalışılmaktadır.
Meydanlarda kimseyi ayırmak veya ayrıştırmak tabiidir ki böyle bir dönemde düşünülemez. Ayrışım düşünülmezken; toplumun kimliğine veya taleplerine ne kadar uyumlu olacağı tartışılacak bazı kavramlar ne kadar bütünleştirici olur çok belli değil. Aman kimse bizden uzak kalmasın derken konumumuzu ve gidişatımızı gözlemlememek safdillik olacaktır. Darbeciler için eline bayrağı aldığı halde; darbenin başarısızlığını görünce halkın arasına karışıp hemen saf değiştirmeye kalkışan tarifsiz ve standartsız mahlûklara dikkat etmek gerekmektedir.
İşin kötüsü bukalemun ahlaklı bu herifler; kendilerini hala takiyyeci davranışlar ve reflekslerle saklamaya çalışmaktadırlar. Hadi insanlardan kendinizi gizlediniz ve takiyye yaptınız anladık ama yaratandan saklayabilecek misiniz? Burada sorulacak hesaptan kaçan sizler acaba Allah'ın soracağı hesaptan kaçabilecek misiniz?
Bir yönüyle toplumu bütünleştirmek, birleştirmek sağlıklı bir strateji olsa da; taktik kısmında toplumun bütün katmanlarını kucaklayacak kavramların tedavüle sokulması daha mantıklı olacaktır.(İnanç, İslam, kardeşlik, insanlık onuru, vatan, kulluk gibi)
Darbeyi yapanların da, karşı çıkanların da ortak kavramları kullanması biraz düşündürücüdür.
Toplumda herkesin barıştan bahsetmesi, daha güzel bir ülkede yaşama talepleri darbe özlemlileri ile darbeye karşı koyanların ortak talepleriymiş gibi olsa da; aslında bir kısım kavramlar diğer tarafa çaktırmadan sokuşturuluyor ve oluşan her iki kesim, birbirini aynı kavramları kullanarak saf dışı bırakmaya çalışıyor demektir.
Demokrasi ve özgürlük, barış için bir ülkeyi işgal etmeye yanaşan ülkeler ve örgütlerle; bunlara karşı çıkanların kendilerine göre tarif ettikleri ama aynı kavramları kullandıkları bir süreçte, kim kime ne yutturacak çok belli değildir.
Nöbeti meydanlarda tutan halkın yaptığı eylemi demokrasi nöbeti olarak ifade eden ve meydana getirdiği algıyla, konuyu toplumun geniş kesimlerinin ifade ettiği kavramların dışında bir noktaya çekmek isteyenler, toplum arasında bir ayrışmayı ve kaynaşmayı kaçınılmaz olarak karşımıza çıkacaktır. Darbe yapan da demokrasi için darbe yapıyor, karşı çıkanın da demokrasi için nöbet tutma algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Bir haberde muhabirin sorduğu bunu demokrasi için mi yaptınız sorusuna, vatandaşın “ne demokrasisi? Biz Allah için, vatan için sokağa dökülmemiz gerekiyordu, şimdi buradayız. Vatan asıl derdimiz, olursa gerisi teferruat olur. Biz demokrasi, memokrasi bilmeyiz. Namaz kılmasak da Allah için, vatan için ölmeye hazırız” cevabını ile kendini ifade etmekten çekinmemişti.
Herkesin kendisine göre; şehitlik kavramını, demokrasi şehitliği ve diğerleri diye tarif etmeye kalkışarak, halkın düşüncelerinden ve inançlarından uzak bir takım tarif ve algılar oluşturmaya kalkışmakla neyin hesabı içine yapmaktadırlar sorusunu sorabilmeliyiz. Yoksa egemenler kendilerince başka bir algı operasyonuyla, başkaca derdi ve beklentisi olmayan halkın fedakarlığını başka kavramların içine sokarak hakim olmasını arzu ettikleri, halktan kopuk jakoben mantığı ayakta tutmaya mı çakışmaktadırlar?
Eleştirdiğimiz ve eleştirmekten geri durmayacağımız selefi veya vahhabi yaklaşımlarla birbirini öldüren iki tarafın, Allahu Ekber nidalarıyla, halkın talebini ve inancını görmezden gelircesine “demokrasi için nöbet sözünü “kendilerine rehber edinenleri ne kadar düzgün anlamak mümkün olabilir ki.
Vatan için, Allah için nöbet tuttuğunu düşünenlerle; bunun dışındaki sebepler için nöbet tuttuğunu ifade edenler arasında işgale ve darbeye karşı çıkış için ortak hareket alanı oluşturulduğu halde; sonrası için kavramları yerine oturturken yeniden ve dikkatle gözden geçirilen bir süreci kontrollü bir şekilde takip etmek gerekir.
Ortak kavramların içini farklı şekilde anlamlandırmak mümkünse, kavramların herkes tarafından ortak anlayışlar haline gelinceye kadar, dikkatli bir bilinçlendirme faaliyeti de yapılması gerekir.
Kavramların birey ve toplumun kullanışına göre değerlendiği veya değerini kaybettiğini gördüğümüz bir süreçte, yeniden toplumun her kesimi tarafından ortak anlam yüklenen kavramlara dönülmesi faydalı olacaktır.
Toplumu bir araya getiren çimento görevi oluşturacak kavramlarla, darbelere karşı ayakta durmak daha kolay olacaktır.
Kavramları içini doldurana göre anlaşılır olmaktan daha çok ilmi bir bilinçlenme hali oluşturularak anlamlandırmak gerekir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında milliyet kavramına yüklenilen anlam zaman içinde erozyona uğramış ve hiç alakası olmayan bir noktaya gelmiştir. Aslında ırkçılıkla hiç alakası olmayan kavramın içi ırkçılık anlayışıyla anlamlandırılmıştır. “Hâkimiyet milletindir ”sloganı alakasız bir noktaya çekilerek, ırkçılığın esas alındığı uygulamalar ve yaptırımlarla halk canından bezdirilmiştir.
Yeniden eski tek parti döneminin kötü uygulamalarını ve kimliğimizden uzaklaştırılarak mankurtlaştırılmış bir toplumun ortaya çıkmasını istemiyorsak, biraz durup düşünelim.
Bu vesileyle;Haydi, nöbetimizi yeniden gözden geçirelim.
Adını koyarken kimliğinize uygun olanını tercih etmek, gönlünüzü koyduğunuz yerde bedeninizin bulunma sebebini birleştirecek işler yapmak gerekir. Akıl, gönül, beden artık duygusallık yerini akıl ve akıl edilerek meydana gelen aklıselim davranış ve kararlara yerini bırakabilmelidir.
Üstad Abdurrahim KARAKOÇ derki ;
Hürriyeti çiğnenen gönül-hatır dinlemez
Aşk ile serden geçen balta satır dinlemez
İsterse muhatabı beş fakülte bitirsin
Doktora yapmış diye eşek, katır dinlemez.

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS