Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Su Sesim Şahin

Neden İstanbul Sözleşmesi yaşatır?

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

“Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa” sloganıyla başlamak istiyorum satırlarıma.

Ezbere bildiğimiz isimlerle ya da birileri için yalnızca bir sayıdan ibaret olan cinayet istatistikleri ile değil.

Ezbere haykırdığımız bu müthiş sloganla başlayalım istiyorum.

Çünkü var olan ve nice mücadeleler sonucu elde edilen haklarımız, bizlere birer “lütufmuşcasına sunuluyor” ve birçoğuna da göz dikiliyor.

Fakat biliyorum ki, bir gün gelecek ve tüm dünya kadınları özgür ve eşit olacak. İşte o gün, dünya yerinden oynayacak özgürlük dansımızla…

Bizler “ özgür” olduğumuzda dünyanın yerinden oynayacağına inanıyorum, bütün kız kardeşlerim gibi.

Fakat bugün yani 21. Yüzyıl'da, seyahat etme hakkımıza, eğitim hakkımıza ve yaşam hakkımıza göz dikiliyor. Önceden edindiğimiz kazanımlar bile bugün yok sayılıyor. Yıllardır bunun mücadelesini verdik, veriyoruz. Gerek bireysel gerekse toplumsal olarak.

Şimdi ise sıra İstanbul Sözleşmesi'ne geldi. Fakat bizler “yaşamlarımızdan ve İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmeyeceğiz” diye haykırmakta ve yetkililere de bunu anlatmakta ısrarcıyız.

Neden mi, çünkü;
İstanbul Sözleşmesi yaşatır!
Çünkü;
İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı gözetilerek hazırlanmıştır. Ve taraf devletler şiddetin, bir toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığını da kabul ederler.

Ayrıca taraf devletlere, yalnızca şiddeti engelleme ve mağduru koruma sorumluluğu dışında bir de toplumda var olan cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırma sorumluluğu da yükler bu sözleşme.

İstanbul Sözleşmesi;
Kadınlara yönelik şiddeti uluslararası alanda raporlamak, buna karşı yürütülen mücadele ve kanuni yaptırımların değerlendirilmesi ve denetlenmesi için hazırlanarak, 12 ülkenin taraf olmasıyla 1 Ağustos 2014 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi.

İmzacısı bulunan ülkelere, yardımlaşma, dayanışma ve sürekli denetim mekanizması altında olmayı öngören sözleşme 12 ülkenin imzasıyla 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girdi. 3 yıllık değerlendirme sürecinin ardından sözleşmeyi imzalayan ülkeler ;Türkiye, Arnavutluk, Avusturya, Bosna-Hersek, Danimarka, İtalya, Karadağ, Portekiz, Sırbistan ve Andora. Fransa oldu.
Sözleşmeyi, 2011 yılında parlamentosunda onaylayarak kabul eden ilk ülke ise Türkiye'dir.

Sözleşmenin şartlarıysa özetle şu şekilde;
“Taraf ülkelerin aldığı önlemlerin ve karar gerekçeli uygulamaların uluslararası denetiminin yapılmasının öngörüldüğü sözleşmede konuya ilişkin imzacı ülkeler Avrupa Konseyi merkezli 4 yıl süreyle görev yapan bir birim tarafından uluslararası düzeyde denetlenecek. GREVIO adı verilen bu birim 6 ay içinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından belirlenecek.

Kadınların iç hukuk yollarının tamamen uygulanmasına karşın hayati tehlikesinin sürdüğü durumlarda hayatını sürdürebilmek adına ülkeden çıkışının sağlanması konusunda Sözleşme'ye taraf devletler, şiddet gören kadınlara da mülteci olma hakkı verebilecek. Bu anlamda sözleşme küresel ölçekte kadına şiddetle mücadeleyi öngörüyor.

Şiddet gören kadına ikametini değiştirmesi için destek verilecek. Mağdur korunacak ve psikolojik destek alacak. Mağdurun faille temas etmemesi sağlanacak. Şiddet mağduru kadına asgari ücretin günlük tutarına göre devlet tarafından geçici maddi destek verilecek.

Kadına şiddetin fiilen yok edilmesinin yanında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin toplumun tamamı üzerine etkilerini de yok etmeyi amaçlayan sözleşmede kadına yönelik şiddete yataklık edenler de cezalandırılacak.

Sözleşme, fiili yaptırımların yanı sıra eğitim alanında da değişimler öngörüyor. Bu konudaki çalışmalarda devlet radyo ve televizyonlarında her ay en az 90 dakika toplumsal cinsiyet eşitliğine dair yayın yapılacak ve ilk ve ortaöğretim müfredatına, kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda eğitime yönelik dersler konulacak.”

Sözleşme yalnızca fiziksel şiddeti önlemeyi değil, şiddeti oluşturan faktörleri de ortadan kaldırmayı hedefleyen, şiddet tanımını yalnızca fiziksel şiddetle de sınırlamayan,

Kapsayıcı özelliklere sahip bir sözleme...

Yapılması gereken yalnızca sözleşmeyi eksiksiz bir biçimde uygulamak iken bu sözleşmeden çıkmayı tartışmak nedenli gerekli? Bilemiyorum.
Fakat İstanbul Sözleşmesi'nin yaşattığını biliyorum. İstanbul Sözleşmesi'ni savunmanın “aşağılık” bir şey olmadığını da biliyorum.

Çünkü şiddet faili değilim…

Ve sen eril birey, sözüm ana, lütfen çok değerli fikirlerini içinde tut ve ortalığa saçma. Çünkü bizler tarihlerden beri sürüklediğiniz bu eril kalıplara yerleştirilmekten ve eril zihniyetinizin sonuçlarının bir ürünü olan şiddetin (sözlü, psikolojik,fiziksel ve cinsel) öznesi olmayacağız.

  YORUM YAP / YORUM OKU
SU SESİM ŞAHİN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS