Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mümtazer TÜRKÖNE

Vicdan itirazcısı

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült


'Vicdanî ret' konusu, askerlikle ilgili istisnaî bir durum. İnancınıza, ahlakî değerlerinize veya ideolojik-felsefî kabullerinize dayanarak silah taşımayı ve kullanmayı reddetmek, bu istisnaî durumun gerekçesini oluşturuyor.


Askerlik bir vatandaşlık görevi olarak kabul edildiği için; ölmeyi ve öldürmeyi reddedenlere bu sefer başka alternatifler sunuluyor. İlk uygulama, vicdanî retçileri geri hizmetlerde, özellikle sağlık hizmetlerinde görevlendirmek. Bugün dünyadaki uygulama, pasifistlerin başka kamu hizmetlerinde görevlendirilmesi. Ölçü, vicdanî retçi olmayı askerlikten kaçmak için cazip bir kaçış yolu haline getirmemek. Bu yüzden vicdanî retçiler başka hizmetlerde daha ağır koşullarda çalıştırılıyor. Bazen hizmet süreleri askerlik yapanlara göre uzatılıyor. Bu yüzden 'vicdanî ret' tercihine saygı gösterilen ülkelerin hiçbirinde, bu hak istismar edilemiyor.

Bu kadar istisnaî bir durumun askerlikle ilgili tartışmaların merkezine yerleşmesinin sebebi başka. Akıl dışılığın, mantıksızlığın, kör alışkanlıkların, Türkiye'nin savunma ihtiyaçları ile alâkasız ordu yapılanmasının çarpıklıklarını gözler önüne sermek için bu kadar istisnaî bir vesile bile yeterli oluyor. Askerlik diye, Genelkurmay Başkanı'ndan doktrin komutanlığına kadar bu konularda kafa yoran ve karar verenlerin hiçbir sebebini açıklayamayacağı işleri ve düzenlemeleri sırf alışkanlık olduğu için sürdürüyoruz. Öküzün tarlada açtığı izi, arkadan gelenler hiç sektirmeden takip ediyorlar. Neden, niye, niçin sorularının hiçbir cevabı yok. Dünya değişti. Toplumlar değişti. Savaşlar değişti. Savunma ihtiyaçları ve öncelikleri değişti. Ordu yapıları değişti. Ama siz kendi ordunuzu hiçbir şekilde değiştiremiyorsunuz. Ülkenizi savunmak için çelik gibi iradeli, donanımı eksiksiz, iyi sevk ve idare edilen bir ordu ortaya çıkartıyorsunuz. Sonra bu ordu daha iyi savaşsın diye hamaset geliştiriyorsunuz. Her şey değişiyor; geliştirdiğiniz hamaset olduğu gibi kalıyor ve artık hiçbir anlamı kalmayan alışkanlıklarınız bu içi kof hamaset sayesinde sürüyor.

Mesele aslında bedelli askerlik uygulaması. Bir yanlıştan başka bir yanlış çıkıyor. Düzeltmek için baştaki yanlışı düzeltmek gerekiyor.

Fransız İhtilali'nden sonra icat edilen anayasal vatandaşlık ödevi olarak 'mecburî askerlik' hizmeti tarihî ömrünü tamamladı. Savaşların piyade ağırlıklı kol gücüne dayandığı o dönemlerde sayı üstünlüğü önemliydi. Kalabalık orduları cepheye sürmek için eli silah tutanları asker yapacak 'mecburî askerlik' icat edildi. Bugünün orduları artık yüksek teknolojiye ve bu teknoloji ile kullanılan silah üstünlüğüne dayanıyor. Bugünün en önemli askerî sınıfının muhabere olması tesadüf değil. İnsansız savaş araçlarının sayısının artması, sadece insana değer verilmesi yüzünden değil; insan hatasını asgariye indirmek için. Kalabalık orduların bugün hiçbir anlamı yok. Nüfusları ve savunma ihtiyaçları Türkiye'ye benzeyen Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin bizim ordumuzun dörtte biri mevcutla savunma ihtiyaçlarını karşılaması bu yüzden. Kalabalık ordu, bugün sadece bir dezavantaj.

Bu sebepten mecburî askerlik, günümüz ordularında artık uygulanmıyor. Onun yerine profesyonel ordulara geçiliyor. Çünkü yüksek teknolojiyi kullanmak ve gerekli becerileri geliştirmek için uzun süre bu işin eğitimini almış profesyonellere ihtiyaç duyuluyor. Türkiye'nin de mecburî askerlikten vazgeçmesi ve yaklaşık olarak 200 bin kişilik bir profesyonel ordu ile savunma ihtiyacını karşılaması lâzım. Fakat olmuyor. Olmamasının sebepleri arasında, askerî ihtiyaçlardan, gerekliliklerden hiçbiri yok. Mecburî askerliğin orduyu halk nezdinde daha itibarlı ve güçlü kıldığı varsayılıyor. İlker Başbuğ'un Genelkurmay Başkanlığı'nda profesyonel askerliğe karşı çıkarken, 'davulla, zurnayla askere gönderme' merasimlerinden dem vurması bu yüzdendi.

Türkiye'nin ordusu, teşkilatlanma, sevk ve idare ve mecburî askerliğe dayanması gibi sebeplerle artık çağ dışı bir orduya dönüştü. Ne 'vicdan itirazcıları'nı, ne bedelli askerliği tartışmanın gereği yok. Profesyonel orduya geçip, çevik, akıllı ve teknolojisi üstün bir ordu yapılanması ile bu sorunların hepsi kökünden çözülebilir. En önemlisi ülkemizin savunmasında bir boşluk kalmamış olur.

Vicdan itirazcılarını, sadece profesyonel ordu ihtiyacını hatırlatan bir vesile olarak görmek gerekir.

MÜMTAZER TÜRKÖNE DİĞER YAZILARI
 ÇOK OKUNANLAR
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS