Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mümtazer TÜRKÖNE

Silivri ve İmralı

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Çukurca saldırısının ardından, Paris’te üç tanınmış Kürt siyasetçiye yönelik suikast PKK’nın içindeki “derin örgüt”ün panik halinde harekete geçtiğini gösteriyor. Demek ki İsrail ve İran, taşeronlarını sıkıştırıyor.

Şu iki olay bile Türkiye’nin doğru adımlar attığını göstermek için yeterli değil mi? Sürece muhalefet edenler, kimlerle aynı çuvala girdiklerini görmeli. İster istemez “Bahoz’dan farkınız ne?” türünden sorulara muhatap olacaklar.

Sakin, soğukkanlı ve sabırlı olmalıyız. Mayınlarla, tuzaklarla dolu bir yolda ilerliyoruz. Balyoz davasının gerekçeli kararına, politika yapıcıların geçmişte ve bugün ne belalı bir zeminde ilerlediğini anlamak için müracaat edebiliriz. Gerekçeli karar metni sağlam bir hukuk metni; çok dikkatli ve özenli kaleme alınmış. Hukuk fakültelerinde “olay incelemesi” olarak okutulmalı. Bu arada bizler de Türkiye’nin geçmişte ne badirelerden geçtiğini, ne ihanetlere maruz kaldığını ibretle hatırlamalıyız.

Bu ülke açıkça ihanete uğramış. PKK terörünü sona erdirmek için altın fırsatlarla dolu bir yılı, askerlerinin bir kısmı darbe hazırlıkları ile harcamış. PKK’nın değil, İstanbul’un üzerine nasıl “çökecekleri”ni planlayan, tankları Kandil’e giden yollara değil İstanbul’un meydanlarına yerleştirmek için hazırlık yapan, PKK’lı teröristleri değil sıradan vatandaşları stadyumlara doldurup tutuklamaya niyetlenen hainlerden bahsediyoruz. İhanetin çapını kavrayabilmek için şöyle düşünün: Allah korusun bu darbe 2003 yılında gerçekleşseydi, Türkiye bugün ne durumda olurdu? En hafifinden tek parça halinde kalabilir miydi?

Tam yüz yıl önce bu günler, Balkan Savaşı’nda darmadağın olan ordumuzun Trakya’nın sert kışında aç-sefil perişan olduğu günler. Neden? Çünkü subaylarımız askerlikle değil siyasetle meşguldü. Bir subayın ak dediğine diğeri kara diyordu. Düşmana karşı ateş emri alan subayın, “komutan öbür fırkadan” diyerek emri yerine getirmediği bir savaşı hangi ordu kazanabilir? Balyoz planını yapanları, Balkan savaşlarındaki zabitan kadrosundan farklı kılan tek özelliği var: Uygulamaya geçmemesi. Bugün her şey yoluna girmiş vaziyette. Darbeciler temizlendikten sonra askerimiz daha iyi savaşıyor. Bu sene Şemdinli’de güvenlik güçleri bir destan yazdı. Yargının tepesindeki isimlerden birinden dinledim. Generallerimiz dağda yatıp kalkıyormuş. Yüksek komuta kademesi büyük fedakârlıkla canını dişine takarak, elde silah savaşıyormuş. Pamukoğlu’nu kaynak gösterip, eskiden Güneydoğu’ya tayini çıkan generallerin emekliliğini istediğini hatırlayalım. Demek ki darbeciler, savaşmayı beceremeyen askerlerden çıkıyormuş.

İmralı ile yürütülen müzakerelere bir de bu gözle bakmak lâzım. İmralı’nın önünü Balyoz kararı açtı. Darbeciler Silivri’de olmasaydı İmralı’da müzakere yürütülebilir miydi? “Derin Devlet” takatsiz, mecalsiz bırakılmasaydı, “derin PKK” köşeye sıkışmış kedi gibi sağa sola saldırır mıydı? Devlet-i Âliyye derin aklının eseri olan kendi hükmünü yürütebiliyor; çünkü sırtındaki parazitlerden kurtuldu. PKK ise taşeronlaşmış haliyle kendi varlık amacına değil, başkalarına hizmet ediyor. Neden? Çünkü Kürtler henüz böyle bir hesaplaşma içine giremediler. Zaman lazım, fırsat lazım. Dışarı ile bağlantısı olmayan bir adamla müzakere yürütmek, Kürtler için de parazitlerden kurtulma fırsatı değil mi?

PKK Öcalan’ı dinler mi? Bu soru, “darbe planı yapan subaylar hükümeti dinler mi?” tarzında anlamsız bir soru. Çünkü silahın sağladığı iktidardan kimse vazgeçmez. Önemli olan bu gücün zapt u rapt altına alınması. İktidar uğruna içinden çıkıp geldikleri topluma ihanet etmelerine engel olunması. Müzakerelerin geleceğini ne Öcalan, ne de PKK belirleyecek. Bu iş çözülecekse, açık müzakereleri takip eden halkın tavrı ve kararı sonucu belirleyecek.

İmralı bugün Kürtlerin Balyoz’una karşı Silivri’ye yüklenen rolü üstleniyor.
MÜMTAZER TÜRKÖNE DİĞER YAZILARI
 ÇOK OKUNANLAR
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS