Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mümtazer TÜRKÖNE

Halk ile seçkinler arasındaki uçuruma ne oldu?

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült


Afyon'daki içki yasağı, görünenden farklı bir boyuta sahip.


İlk gün açık alanlarda ve arabalarında içki içtiği için ceza kesilen 25 kişi, bu yasağa bir özgürlük sorunu olarak bakmış mıdır? Sanmıyorum. Alkol yasağı, elitler için bir ayrıcalığın sona ermesi anlamına geliyor. 1994'ten itibaren İstanbul Boğazı'nın seyirlik yerleri, belediyeye ait tesislere alkol yasağı getirildikten sonra, sıradan insanların girebileceği mekânlara dönüştü. İki durum arasındaki fiyat farkı ihmal edilmemeli.

Uçak fiyatlarının otobüs fiyatlarıyla eşitlenmesi, bir seçkin ayrıcalığının sona ermesi olarak da yorumlanabilir. Artık üstüne basa basa "Bugün Ankara'ya uçuyorum" sözü, sizi farklı bir sosyal statüye mensup kılmıyor. Kentsel dönüşüm projeleri ile gecekonduların yerini TOKİ konutlarına ve modern şehir hayatına bırakması da, kitlelerin hayat standartlarını yükseltti. Köy hayatının bir şekilde şehre taşınması anlamına gelen gecekondu kültürünün yerini artık şehir kültürü alıyor. Şehrin varoşları ile zengin semtleri arasındaki uçurum artık bir nitelik farkı değil, sadece nicelik farkından ibaret.

Toplumun en alt kesiminden en üst kesime tırmanmayı mümkün kılacak yollar sonuna kadar açık. Buna sosyal mobilite adı veriliyor. Sadece zenginlere, köklü ailelere özgü imtiyazların bugün hiçbir anlamı kalmadı. Muhafazakâr kesimin, özellikle Hizmet'in ısrarla sürdürdüğü eğitim projeleri doğrudan bu mobilizasyonun en etkili araçları oldular. Başka türlü toplumun üst kesimlerine tırmanma fırsatı bulamayacak olan yetenekli gençler bugün bütün ülkeyi peşlerine takıp sürükleyecek güçteler. Eskinin statü işareti olarak kabul edilen köklü eğitim kurumları mı, yetenek avcılığı üzerine yükselen yeni eğitim kurumları mı? İkisine bakıp yeni ve eski seçkinleri ayırt etmeniz mümkün.

En fazla üzerinde durulması gerekenler ise yeni müteşebbis sınıf. Kültürel yenileşmenin ana taşıyıcı omurgasını bu sermaye grubu oluşturuyor. Muhafazakâr değerleri güvenli bir ekonomik ilişkiler ağına dönüştüren bu yeni sermaye grubu, aynı zamanda büyümenin de motorunu oluşturuyor. Hantal ve bürokratik yapısı ile büyük sermaye, bu orta ölçekli sermayenin esnek ve süratli yapısına uyum sağlayamadığı için geride kalıyor. Yeni sermaye grubu doğal olarak kendi burjuva kültürünü oluşturuyor. Eski sermaye seçkinlerine karşı kazanılmış zaferler üzerine yerli ve geleneksel kültüre yatırım yapıyorlar. Kendi kimliklerini ve kişiliklerini oluşturabilmek için hemen arkalarında duran muhafazakâr değerlere sarılmaları ve tarihte var olan tecrübeyi diriltmeleri çok kolay görünüyor. Üstelik bu sermaye kesimi bugün iddialı hale gelen ekonominin asıl sürükleyici gücü. Bu gücü karşısına alacak bir projenin, artık hayat bulma şansı yok. Yeni sermaye seçkinleri, kendi çıkarlarını korumak adına bu kültürü yaşatmak ve hegemonyasını sürdürmekle mükellef.

Yılmaz Erdoğan'ın çarmıha gerilmesine yol açan "neden filmlerde hiç ezan sesi yok" itirazı, tam olarak bu değişimin üzerine söylenmiş bir söz olduğu için çok tartışma yarattı. Klasik standartlar, profan bir hayat biçimini gözümüze sokardı. 28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu'nun dizilere "içkili sahne" müdahalesi, geride kalan hegemonyanın önemli sembollerinden birini gösteriyor. Halk, eğlenmek ve dertlenmek için kendisi ile hiç alâkası olmayan hayat biçimlerini takip eder ve onlarla özdeşleşmeye çalışırdı. Bugün bu tezatların besleyebileceği bir güç artık kalmadı.

Toplumun seçkinlerinin değişmesi, basit bir nöbet değişiminden ibaret değil. Çok küçük ve sınırlı bir seçkin zümrenin yerini geniş kitleler ve temsil niteliği organik yeni bir seçkin grubu alıyor. Yükselen değerler ve yeni kurulan hegemonya, geçici bir değişim değil. Bu değişimi AK Parti iktidarına bağlayanlar, kısır tartışmalardan kurtulmak için sebeplere eğilmeli. Sürekli yükselişte olan AK Parti iktidarı bu değişimin temel sebebi değil; belki tersinden bu değişimin çarpıcı sonuçlarından biri doğrudan kendisi.

MÜMTAZER TÜRKÖNE DİĞER YAZILARI
 ÇOK OKUNANLAR
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS