Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mümtazer TÜRKÖNE

Barışın dili, kurşunun adresi

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült


Orhan Miroğlu'nun Altan Tan'a verdiği cevap yüreğimi titretti. Konu, kurşunların adresi. Yani, hangi insanın bedenine girdiği. Altan Tan, cumartesi günü Taraf'ta 'kurşun mutlaka adres sormalıdır' diyordu.


'Adres sormayan, soramayan her kurşun katildir' diye ekliyordu. Kastettiği Siirt'te, polis okuluna yönelik eylem yapmaya gelen PKK'lıların dört genç kızı katletmesi. Tam da bunu kastettiği "Kamuoyu vicdanında kabul görmeyen, masum insanlara zarar veren her türlü eylem terör eylemidir." cümlesinden belli.

Orhan Miroğlu ise dünkü Taraf'ta, Türk-Kürt herkesin vicdanına elçilik yapıyor: "Kürt siyaseti ve Kürt toplumu, asıl olarak şiddeti sorgulayacağına, hâlâ adres soran ve adres sormayan kurşun ayırımında dolanıp duruyor. Adres soran kurşunların mesafesini, hedefini ayarlayabilse gerillalar ve o kurşunlar 20'li yaşlarını süren Yozgatlı, Urfalı, Malatyalı, Adanalı polisin ve askerin göğsüne saplansa sorun olmayacak, 'ulusal savaşımız' tertemiz kalacak, meşruluğunu korumuş olacak, savaş hukukuna bağlı olduğumuz görülecek ve kirlenmemiş bir savaşa sahip olacağız sanılıyor." hükmünü veriyor ve soruyor: "O üniformaları giyen Kürtlere ve Türklere sıkılan kurşunun hukuku var da, sivile sıkılanın mı yok?"

Altan Tan şunu söylüyor: Siirt'teki eylem asıl hedefine ulaşsaydı, yani birkaç polis okulu öğrencisi ölseydi sorun olmayacaktı. Kurşun doğru hedefine gitmeli, adres hatası yapmamalı, yaparsa 'katil olur'. Tan'ın yazdıklarını okurken irkilmiştim. Miroğlu'nu içim titreyerek okurken, Altan Tan'ı yanlış anlamış olabileceğim kuruntusundan da uzaklaştım. Bu kadarı çok fazla. Altan Tan'ı vicdan sahibi bir adam olarak tanırım. 12 Eylül'den sonra Diyarbakır Cezaevi'nde işkenceyle katledilenlerden Bedii Tan, onun babasıdır. Hasan Cemal'in Kürtler isimli kitabında bu olay anlatılır. O yıllarda Ramazan'ın temmuz ayına rast geldiğini, Mamak'ta olduğum için ben de hatırlıyorum. Bedii Tan oruçlu iken, bir askerin boş midesine indirdiği tekmelerle, iç organları parçalanarak hayatını kaybediyor. Bir evlat için katlanılır bir acı değil. Bu acıya saygı duyulur. Ama hiçbir acı, alnı secde gören bir adamın kurşunlara posta müvezziliği yapmasını mazur gösteremez. Çıkarabileceğimiz en insaflı sonuç: Altan Tan bile kurşuna adres gösterme işine soyunduysa durum gerçekten vahim demektir.

Irkçılık ve önyargılar medenî dünya tarafından mahkûm edildiği, hatta kanunlarla yasaklandığı için kimse açıktan nefretini kusamıyor. Ama ırkçılık yine de çok yaygın. Psikolojik araştırmalar, doğrudan dile getirilemeyen ırkçı nefretin dolaylı ifade biçimlerini yakalıyorlar: Dünyada ırkçı ayrımcılığın olduğunu ısrarla reddetmek gibi. Barut kokan barışın dili de öyle. Ağzından barış lafını düşürmeyen mürailerin dili, bir türlü yeni şartlara uyum sağlayamadığı için tel tel dökülüyor. Bu çatal dili, PKK sivilleri öldürürken, 'kendimizi dönüp dolaşıp yine içinde bulduğumuz bu kan deryasının müsebbibi bizzat AKP hükümetidir' diye yazıya başlayanlarda izlemek mümkün. Altan Tan hiç olmazsa sivil adreslere dikkat edilmesini istiyor. Yıldırım Türker ise öldürülenlerin sivil olup olmamasına bakmadan (dün ve önceki gün Radikal'de) 'PKK, katil' sözüne itiraz ediyor: 'Elbette ne sanmıştınız? PKK'nın örgütlendiği koşulları, o acılı zarureti okuyabilmiş miydiniz?.. PKK elbette yeri geldiğinde katil. Savaş tam da böyle bir şeydir.'

Evet savaş tam da böyle bir şeydir. 'Acılı zaruretleri' yaşayanlar anlı-şanlı bir savaş yürütüyor. Uzman çavuşların ensesinde silahı dayayıp ateşliyor. Bomba patlatıyor. Şehirlerde daha çok sivil vatandaş öldüreceği tehditleri savuruyor. Hepsi temiz iş. Ne de olsa savaş. Altan Tan'ın ettiği 'mazlûm zalimler gibi davranamaz' sözüne de gerek yok. Kumrular bombacısı olarak televizyonlarda görüntüsü verilen 25 yaşlarındaki şahıs, Altan Tan'ı ve Yıldırım Türker'i okuduktan sonra acaba ne düşünürdü? Zamanı ve imkânı olsaydı 'beni doğru anladınız' mesajını hangisine çekerdi? 'Barışın dili' öyle mi? Şiddetin her türüne karşı çıkma niyeti, ahlâkı, daha ötesi cesareti olmayan bir 'barış dili' öyle mi?

'Barışın dili' hiç değişmedi. Neyse ki devletin dili değişti. Başbakan açıkça 'siyasî irade ile müzakere ederim' diyor. Barışın o çatal dili farkında değil ama her şey değişiyor. Artık hiç olmazsa Altan Tan gibi kurşunlara adres etiketi yapıştırmaya başlayamazlar mı?

MÜMTAZER TÜRKÖNE DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS