Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Muhalefet Duası

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Başkasıyla bir şekilde yarışan her şey ve herkes mutlaka kendine bir rakip arar. Hatta bazıları için rekabet yaşamanın tek önemli anlamlı işidir.
Aranılan rakipler aslında güç sahibinin gücünü yoklamak ve karşı tarafı da gücünü tespit ederek; ardından yapılan yoklamalara göre eksik olduğu alanlara dair yeni oyunlar ve gücünü artıracak yeni taktikler üzerinde çalışırlar.
İster bir futbol takımıyla ilgili olsun, ister bilgi yarışmasında olsun isterse siyaset yarışında olsun; çok fazla bir farklılık yoktur.
Her takımın veya bireyin mutlaka yol göstereni, taktik veren bir bileni, mürşidi veya koçu vardır. Hepsinin ortak özelliği rakibine karşı bilinçlendirme veya rakibinin eksiklerinden, zayıf yönlerinden yola çıkarak rakibini alt etmenin derdine düşmektir.
Her yaratılmışın nasıl bir eksik kaldığı alan varsa; her rakibin de mutlaka bir eksiği, kusuru vardır. Önemli olan rakip bireyin veya takımın bu yönünü iyi tespit ederek; bazen biraz sabırla bazen de öğrenilen tekniğin zamanlamasıyla rakibin mağlubiyeti mümkündür.
Bir liderin kendi halini görmeksizin karşı takıma saldırmasıyla şampiyonluk hayalleri kurmaya başlaması kendi taraftarları veya takımınca normal veya heyecan verici kabul edilebilir. Ama işin aslına bakıldığında, bazı yönetici veya liderlerin komedi dükkânında ki dışardan seslerin temsilcisi olmaya kalkışması, kendisi olmak yerine dış seslerin rolünü tamamlayıcı işler yapmaya yönelmesi, rakipleri tarafından bir işaret fişeği atılmışçasına, sevinerek veya üzülerek bitişin veya muhalefetin artık ne halde olduğunun anlaşılmasını sağlayacaktır.
Karşı tarafı yenmeye gücü yetmeyen takım yöneticisinin veya muhalefet liderinin sadece dış eslerden aldığı emirleri yerine getiren bir akılsız olduğunu anlaşılır kılmakla; muhalefeti kuru kuruya destekleyen ve takım tutma fanatizminden uzak kalmayan yöneticilerin, işten anlamayışlarıyla kanıtlanmış bir sonucu herkesin gözleri önüne serecektir.
Sadece muhalefet edebilmek veya karşı takımı sözleriyle küçük düşürüp sahaya çıktığında; maçı kaybeden takımın ve yöneticisi olan bir yönetici veya liderin, kendi taraftarlarından ne kadar ciddiye alınmaya değer bulunacağı merak konusudur.
Muhalefetin veya rakibin beceremediğini, yenemedikleri takımın veya siyasi taraftarların dert edinmeye başlayarak; muhalefete Allah artık daha akıllı ve sebep sonuç ilişkisini kurmayı becerecek yetenekte birinin yöneticilik yapması için duaya durmaya başlamaları acınası bir haldir gibi geliyor bize.
Maçı veya seçimi kaybettikleri halde karşı takımın veya partinin kendince basit gördüğü liderine hesap soracaklarını bağırarak haykırınca, taraftarları sanki artık hesap sormanın zamanı gelmişçesine şevke gelip sloganlar atmaya devam etmeleri ne kadar sonuç almaya yönelik bir girişimdir bilinmez. Ortaya çıkan sonuç; sadece çığırtkanlık yaparak kendinin haklılığını ispatlamaya yönelik temelsiz bir taktikten başkası olmayacaktır.
Acaba kuru kuruya fanatizm halinden kurtulup bir taraftar sorar mı diye bekliyoruz.” Ya hu başkanım bunun en iyi hesabının sorulacağı yer ya futbol sahası ya da sandıktır. Bu adamlar bizimle ne zaman rekabete başlayıp sahaya çekseler yıllardır hep yenildik. Bunlara hesap vermekten kurtulamadık, elini vicdanına koy da artık sen bize bir hesap ver “diyecekler mi diye taraftarlardan gelecek itirazı bekler olduk.
Beklentilerimiz illaki rakiplerden birinin kazanmasından yanadır ama kazanın ve kaybedenin değişmediği, birbirine denk rekabetlerin olmadığı bir mücadelede rutini görmekten dolayı vatandaşın sıkıldığının bilinmesi gerekir.
Birazcık akıllarını başlarına toplayıp” ya hu değişin rolleri” demeleri gerekir. Rakip takımın yöneticisi değişmeyi beceremedikçe, sahne dışındaki yöneticinin sesine göre dönüşmeye başlayacaktır. Turist duasına çıkmak söylemiyle dalga geçtiği muktedirlerin karşısına, kendine inanmayan ve asla zafere yönelmemiş bir takımı daha kaç kere birileri desteklesin ki veya neden desteklesin ki?
Anlaşılmaz bu durumu ancak fanatizmden kurtularak sormak gerekir. Fanatizmin olduğu yerde soru sormak değil, tam tersine ne denirse onu kabullenerek dogmatik bir yapının taraftarı olmak mümkündür.
Muhalefetin bu gidişine akıl verecek bilim adamları da kalmadı mı acaba diye sormadan edemiyoruz.
Hep maçı kaybetmeyi kendisine kader edinenlerin, Almanya'dan teknik destek almaları da her zaman kaybettirmiştir.
Ne zamandan beri mi?
Ta Çanakkale'den başlayıp, taksim gezi olaylarına varıncaya kadar devam eden bir süreç içinde görebiliriz bu hali. Kaybedenlerin ne kadar çok rakip takıma teslim ettikleri mağlubiyetin sahibi olduklarına bakmakla aradıkları cevabı bulmaları kolaylaşmış olacaktır.
Esnafın turist duasına çıktığını dert edineceğine, kendi taraftarının bile sana güvenmediği için sahaya, sandığa gitmekten kaçtığını fark edemiyor musun? Fark etsen daha iyi olmaz mı?
Hadi bırak! “başkasının gözündeki çöpü görmeyi de, kendi gözündeki merteği gör” derler adama.
Üstad Necip Fazıl der ki;
Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS