Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mehtap Demir

Türkiyeli müzisyen ‘istemezük’çüler

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Türkiye gündeminden ve de dolayısıyla stresten uzak kalmak için geçtiğimiz hafta kendimi bir konsere davet ettim…

Keza; İstanbul’un önemli konser salonlarından biri olan Cemal Reşit Rey, önemli bir ismi daha ağırlayacaktı

30’lu yaşlarında Tunuslu bir kadın vokal,

Emel Mathlouthi...

Mathlouthi, protest müziği elektronik yerel unsurlarla birleştirerek, dünyadaki ‘emperyal güçler’e karşı yazdığı şarkılarla tanınıyor.

Arapça kelimelerin özgür şarkıları ile Filistin’in Gazze’nin Tunus’un, yerinden edilmişlerin, göçmenlerin evsizlerin mağdurların sesine ses veriyor…

Tunuslu şarkıcı İstanbul konserinden de Türkiye’ye bir dizi mesajlar yolladı, konserine Kürtçe ‘Ahmedo’ adlı ağıtla başladı, sonunda ise Youtube' un bir an evvel açılmasını istedi.

Katılımcıları gözlemledim,
dindar, ateist, marjinal, gelenekçi, cumhuriyetçi, her kesimden birbirinden farklı yüzler, alkışladı Mathlouthi’yi…

Her şey iyiydi, güzeldi

De;

Aklıma bir soru takıldı: Acaba CRR konser salonu ‘protest’ bir Türkiyeli müzisyeni sahnesinde hiç ağırlamış mıydı?

Acaba Tunuslu şarkıcı Mathlouthi, aynı müziği Türkiyeli bir müzisyen olarak icra etseydi
CRR'de ve diğer 'entellektüel' konser mekanlarında kendisine sahne bulabilir miydi?

Sanmıyorum…

Kültür Sanat kurumlarındaki yöneticilerin hepsinin sanat yönetimi okumalarını beklemiyorum lakin en azından müzik dinleyebilirler. Dünyadaki sanat olaylarını takip edebilirler. O zaman sanatçıları bizden- sizden olarak ayırmaz içeriğe müzikaliteye bakar, görür ve anlarlar…

Acı olan şu ki Türkiye'de postmodern dönemin ‘karmaşık’ yüzleri, sanatçıları da ötekileştirdi.
Sanat kurumları ‘ötekileştirilen sanatçılar’la doldu…

Sözüm ona, sanatçıları desteklemek için var olan konser salonları ve kurumlar
Halk müzikçi, sanat müzikçi, tasavvufçu ayrımına Kürtçü, Türkçü, ‘Hükümetçi’ ‘Ulusalcı’ vs ayrımlarını da ekledi.

Siyasi güce yaslanarak ön tutan ‘sanatçılar’ kendi yerlerini,
siyasi gücün karşısındaki ‘ocu- bucu- şucu’lar da kendi alanlarını oluşturmaya çalışırken konser salonları da ona göre organizasyon seçti, ona göre pozisyon aldı…

Sanat kurumlarını, vakıf kuruluşlarını ellerinde tutanlar suya sabuna dokunmamak için ‘protest’liği yabancı müzisyenler üzerinden görmeyi tercih etti…

Aman ha!
Türkiyeli bir müzisyen sahnemize çıkıp, Youtube kararını, Kürt meselesini, çözüm sürecini, ülkenin temel sorunlarını eleştirmesin!

Her dönemin siyasi ‘erk’ine göre değişiklik gösteren sanat kurumları, Türkiye’nin orjinalitesine katkı sunan kendileri gibi düşünmek zorunda olmayan müzisyenleri de görmeli…

Görmeli ki; Türkiye’nin çok kültürlülüğüne, demokrasisine, insan haklarına ve hukuk devletine katkı sunmalı…

Güzel bir söz:
“Bir ülkenin türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür”
MEHTAP DEMİR DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS