Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Nüket Belsan Taşören

Mahremiyet & Sosyal medya vs.

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Asla mahremiyeti bilmiyorlar asla... Caddelerde hiç de ihtiyaçları olmadığı halde otostop yapıp sosyalleşmeyi eğlenmeyi amaçlamalarından belli... Nasıl "yabancı"yı bilmez bu çocuklar? Nasıl mesafeli olmayı? Nasıl büyük şehirlerde zarardan korunmanın tek yolunun bu olduğunu bilmezler ? Nasıl? Bilmem, 15. yüzyılda aynı köye doğru giden demir çarıklı seyyahlar olsaydı konumuz, başka olurdu her şey, farklı olurdu... Hikmetli bir kişisel gelişim hikayesi çıkardı belki bu olaydan...Ama şimdi hep korku filmi, hep 3. sayfa haberi hatıra gelen maalesef...
Geçen gün bir çocuğa hal hatır sordum hemen ilk kez konuştuğu insana yani bana özel bir aile probleminden bahsetti... Asosyallik var ya serde, internet çağında mesafeyi ayarlamayı bilemiyorlar hiç... Ya selam sabah yok, ya vıç vıç laubali...
Özel her anını sosyal medyada paylaşmanın abesliği... -Pedofili kol gezerken üstelik -3 yaşındaki kızına makyaj yapıp eli belinde poz verdirip sosyal medyada paylaşmak normalleştiriyormuş bu aşırı rahatlık durumunu... Zamanla bu çocukların hali ne olacak peki ? Avrupa'da ebeveynine fotoğrafını paylaştı diye dava açan tipleri görmüyor muyuz ? Ya ifrat ya tefrit, nasıl itidalli olsunlar ? /Olalım? / Hiç bilmiyorum...

*
Arkadaşım anlatmıştı sokakta satılan....
Uğruna saatlerce ağladığı plastik bebeği...
Hoyratça çıkıverdi birkaç anım aniden...
Ben de çok ağlamıştım...
Ama o sadece plastik bir bebekti... Her şeye her zaman sahip olamamak, pişirmiş bizi iyi ki zamanında...
Şimdi ise örselenmiş yanlarımızı evlatlarımıza müthiş bir müsamaha ile tamir etmeye çalışırken bir de bakmışız ki biz çocuk olmuşuz onlar ebeveyn... Yine ifratla tefridin dansı... Oyuncaklar gelince hatırıma... İstemeden yüzlercesini alıyorum oğluma... Doyumsuz hedonist neslin müsebbibi bizim kendimizde tedavi edemediğimiz yaralar mı diye düşünüyorum...
Hüngür hüngür ağladığımız yokluğu yoksulluğu hayır kelimesini sınırları bildiğimiz anılar güzel aslında... Şimdikiler "yok" ve "hayır" kelimesini bilmiyor... Hepsinde aynı pantolon, işçinin çocuğunda da müdürün çocuğunda da aynı son model telefon... Taksitle ama alınmış işte bir şekilde şartlar zorlanarak illaki...
Ya da şöyle günlük hayattan manzaralar : Cam silen evine katkıda bunan bir anne , üniversitede absürt bir bölümde okuyan sorumsuz çocuğundan bahsediyor... Oysa part time çalışması gereken enerjik olan genç olan o... Pamuklara sarmayalım demiyorum evlatlarımızı, en kıymetlilerimiz onlar... Fakat iyilik yapalım derken kötülük bu yaptıklarımız... Baksanıza duyguları yok, acıma falan Hak getire , künt olmuşlar... "Napiyim? Dünyaya getirmeseydiniz!.." maddi ihtiyaçlarını karşılamada kullanıcıları klişe sihirli cümleleri... Koşulları göz ardı ederek hem de sabrı falan da hiç bilmeden...
Oysa biraz sabır terbiye eder nefsi... Kolay elde edilenin değeri olmaz ki... Sonsuz sınırsız özgürlük değil kurallar mutlu ve güvende hissettiriyormuş üstelik çocukları... Kuralları esnetip durmak degil... Belirsizlik ve kaos daha karmasik yapıyormuş onların ruh hallerini... Sınırsızca karşılanan arzu ve isteklerin sonu, dünyaca ünlü genç popstarların intiharında gizli... 99. spor arabadan sonrası zevk vermiyormuş hiç... Çantasının ve kendisinin(!) ücretini ödediği manken kızlar da... Sonrası uyuşturucu... Sonrası bir de ölümü merak edip intihar... Bu karamsar gotik mi gotik tablo bizim kültürümüzde pek yok belki tamam hemen intihar falan etmiyorlar da pek çok duygu yok oluyor işte aramızda... Ailemizde...
Telaşla hepsini söyledim işte... Bohem bir tabloydu kabul... Bu seferlik böyle... Hani tüm gün olanları bir çırpıda kapıda eşine anlatıveren sabırsız ev hanımı gibi... Hani öyle yazıyorum bazen istemsiz bazen çalakalem... Komik ama laf kalabalığımdan bir tortu kalır belki geride umudu ile...
Hem ustamın adı Hıdır...
Elimden gelen budur...

Görüş ve eleştirileriniz için elektronik postam
edebiyatvesiyasetmektebi@outlook.com
Nüket Belsan Taşören

  YORUM YAP / YORUM OKU
NÜKET BELSAN TAŞÖREN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS