Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mahmut ÖVÜR

Silahı beyinde bitirmek

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Onca karşı çıkışa, umutsuzluk pompalanmasına rağmen nihayet PKK, sınır dışına çekilme görüntülerini yayınladı.
Bu simgesel görüntülerin, öncesi ve sonrası da mutlaka var.
Burada önemli olan "çözüm süreci" ruhuna Kandil'in uyum sağlaması. Kandil, Öcalan'ın yol haritasını kendi yöntemiyle uyguluyor ve uygulayacak görünüyor.
İkinci adım, silahlı mücadeleye son vermek. Çünkü Öcalan, Newroz konuşmasında çok net ortaya koydu: "Silah değil siyaset öne çıkıyor." Ama nedense hâlâ "PKK silah bırakmayacak" diye savunan, gerçekte gönüllerinden geçeni söyleyenler var.
Önceki gün Balıkçı lakabıyla bilinen İlhami Işık'ı Habertürk TV'de izledim.
Kürt siyasi hareketlerini ve PKK'yı yakından izleyen Işık'ın şu tespiti, silahların ebediyen susacağına ilişkin anlamlı bir yaklaşımdı:
"Önemli olan bir şeyin beyinde bitmesidir. Geriye dönüp bakalım, PKK elinde silah olduğu için mi silahlı mücadeleyi başlattı yoksa düşünsel olarak silahlı mücadeleye inandığı için mi silahlı mücadeleyi başlattı? Şimdi de önemli olan elinde silah olması değil, kafasında silahı bitirmesidir. Örgütün lider kabul ettiği kişi Öcalan kafasında silahı bitirmiştir."
Işık, 90'lı yılların sonunda devlet-PKK görüşmelerinde de görev alan bir isim. O günlerin hükümet ortağı ve başbakan yardımcısı da MHP lideri Bahçeli. Bugünlerde Erdoğan'la Bahçeli arasında "DevletÖcalan'la görüştü mü görüşmedi mi?" polemiği sürüyor.
Doğrusu bu tür görüşmeler ne sadece ülke olarak bize, ne de parti olarak AK Parti'ye özgü. Her ülke ve her parti bu sorunları çözmek için "devlet kurumları" üzerinden görüşme yapar, yaptı da.
Rahmetli Özal'dan Erbakan'a, Ecevit'e hepsi bu arayışı sürdürdü. Demirel'in "Kürt realitesini tanıyorum" demesi, Çiller'in engel olmasalardı Bask Modeli tezi de bu arayışın bir sonucu.
Ama en somut görüşme, Bahçeli başbakan yardımcısıyken gerçekleşti.
Görüşmelerin tanığı Işık şöyle diyor: "O dönem İmralı Cezaevi'nde kriz yönetimi vardı.
Birim direkt Başbakanlığa bağlı. Her şey Başbakan ve görevlendirdiği yardımcılarının iradesi ile gerçekleşiyordu. Tam 60 görüşme yapıldı. Askeri sorumlusu da Harekât Daire Başkanı Yaşar Büyükanıt idi. Bu durumda Öcalan'ın Kandil'e talimat göndermesi ya da mektuplarının Bahçeli'nin de olduğu hükümetten habersiz İmralı dışına çıkması komik olmaz mı?"

Yalancı ve fitneci 'gazeteci'

Çağın önemli buluşu internet muhteşem bir iletişim aracı. Ancak kirli ellerde kirli amaçlar için kullanılmaya da çok müsait. Hele yalan yazmayı alışkanlık haline getirenler için inanılmaz bir fırsat. Bunun sayısız örneğine tanık olduk. Ben de birkaç kez kirli odakların karalama kampanyalarına hedef oldum. Şimdi aynı şeyle yine karşı karşıyayım.
Siyasetçi veya gazeteci olarak farklı fikirlere sahip olabiliriz. Karşı karşıya gelip mücadele de edebiliriz. Ama bir ölçüsü olmalı. Hele medya mensubuysanız medya etiği denilen bir şey var.
Hem bu etiğe sahip çıkacaksınız hem de vesayet döneminin alışkanlığıyla pervasızca o etiği ayaklar altına alacaksınız? Olacak şey değil.
Gercekgündem sitesinin sahibi Barış Yarkadaş'ın yaptığı tam da bu. Fethullah Gülen'le görüşen gazetecilere dair yazısında, kimlerin katıldığı bile doğru yazılmamış, ayrıca tırnak içi sözler de yalan ve iftira.
İlki, Gülen'in "Erdoğan'ın çıkışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna "Güç zehirlenmesi yaşıyor" cevabını vermesi.
İkincisi, konuşmanın of the record olması istenince benimle ilgili yapılan şu tespit: "Sabah Yazarı Mahmut Övür bunun üzerine, 'Tabii ki; burada aile içi sohbetteyiz zaten' yanıtını veriyor." Deveye sormuşlar, "neden boynun eğri?" O da "nerem doğru ki" demiş misali tırnak içinde verilen iki söz de yalan.
Hem de külliyen. Varsa eğer bunu bu şekilde aktaran da, aktarılanı fitneci düşüncesiyle bütünleştirip yazan da aşağılık birer yalancı.
Ayrıca Mehmet Altan'ın, el öpmesi de yalan.
Gerçek gazeteci yalan yazmaz. Yazıyorsa aşağılık fitneci bir rol üstlenmiş demektir. Çok yazık. Yalancıların bir daha böyle yalan yazmaması için yargı önünde hesaplaşacağım.

Yazının devamı için tıklayınız...
MAHMUT ÖVÜR DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS