Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mahmut ÖVÜR

Ne 'paralel devlet' ne 'halk savaşı'

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Güvenlikçi zihniyeti sürdürmenin bedelini Türkiye toplumu yıllardır ödedi, halen de ödüyor.
KCK'ya yönelik operasyonların giderek boyutlanması sadece siyasette değil, medyada da sert tartışmalara yol açmıştı.
KCK'nın kapsama alanındaki herkesin tutuklandığı bir süreçti bu... Prof. Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu'nun tutuklanmaları bu nedenle çok tartışıldı.
O operasyonların gereğine çok sayıda insan inandı. Ve güvenlikçilere sonuna kadar destek verildi. Onlar da önüne geleni tutukladılar.
Bu arada tabii KCK içinde görev yapan MİT'çileri de ihmal etmediler. İlk defa bir siyasi operasyonda devletin bir başka kurumuna ait kişiler, kurumun itirazına rağmen tutuklandı.
İşte bugün karşımıza çıkan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı, eski Müsteşar Emre Taner'i bile "şüpheli" konumuna düşüren süreç böyle başladı.
O dönemde güvenlikçilerin tezi şuydu: "Bildiğiniz gibi değil... Paralel bir devlet yapısı var."
Onlarca yüzlerce insan tutuklanıp cezaevlerine konuldu. Ortada ne bomba ne da tek silah vardı. Güvenlikçi bürokrasi bu tezi öylesine güçlü savundu ki, herkes KCK'nın "paralel devlet" olduğuna inandı. Ne gariptir, içinde de MİT mensubundan geçilmeyen "paralel" bir devlet...
Aynı yaklaşımı PKK-KCK içindeki şahinler de yaptı. Onlar da demokratik özerklik ilan edip, devrimci halk savaşı başlatacaklardı. Hatta Arap Baharı benzeri bir Kürt baharı yaşatacaklarından söz ediyorlardı.
Ne oldu peki?
Aslında MİT de, Emniyet güçleri de KCK denilen örgütlenmenin bir "ayaklanma"yaratacak gücünün olmadığını biliyorlardı. Daha doğrusu bölgedeki Kürt halkının bu tür bir ayaklanmaya sıcak bakmayacağı, oy verse bile destek vermeyeceği çok açıktı.
Bu gerçeğe rağmen, güvenlik bürokrasisi KCK tutuklamalarını artırarak, PKK'nın şahinleri de 15 Temmuz'da Silvan saldırısıyla çatışmayı yükselterek, bir tek şey yaptılar: Barış sürecini sabote ettiler. Hatırlayın, ilk plastik kelepçeli KCK operasyonlarını... Oslo görüşmelerine rağmen o süreç durdurulamadı.
Kim kazandı? Türkiye'nin kazanmadığı çok açık... Sivil siyasetin barış iradesine taş koyan bu zihniyetin geç de olsa görülmesi barışa dair umudu artırıyor.

Bahçeşehir Siyaset Okulu
Hafta sonu Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Okulu'ndaydım... Siyaset okulunun bu yılki öğrencileriyle ilk buluşmada "siyasetin tarihle yüzleşmesi" konusunu konuştuk.
Türkiye son birkaç yıldır bu konuyu konuşuyor. Bugün kadar akademisyenlerin, medyanın "tarihimizle yüzleşme"konusunda çok çabası oldu ama sorunun topluma mal edilmesi Başbakan Erdoğan'ın Dersim konuşmalarıyla başladı.
Öğrencilerin soruları, olaylara yaklaşımı Başbakan Erdoğan'ın bu çıkışının ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.
Tabi bu konuda zaman zaman da olsa önemli çıkışlar yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da hakkını vermek gerekiyor.
CHP döneminde Nâzım Hikmet'in tutuklandığını, Sabahattin Ali'nin öldürüldüğünü söylemesi CHP geleneği açısından devrim niteliğinde...
Eminim parti içinden ve çevresinden inanılmaz saldırılar oluyor. Kılıçdaroğlu'nun bunu yapıyor olması Türkiye'nin toplumsal barışına ciddi katkı sunuyor.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

MAHMUT ÖVÜR DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS