Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mahmut ÖVÜR

'Kırmızı çizgi'siz CHP

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

CHP'nin seçim öncesi hazırlatıp kamuoyuna sunduğu "Anayasa Raporu"nun önemli bir kısmını bir süre önce yazmıştım.
O metinde CHP'nin vatandaşlık tanımı ve"kırmızıçizgi" meselesine yaklaşımının ipuçları vardı.Bu ipuçlarını, CHP içinde ne söyleyeceği merak edilen isimlerden Süheyl Batum, dün Taraf gazetesine yaptığı açıklamayla netleştirdi. Batum şöyle diyordu:
"Cumhuriyetin nitelikleri öz bakımından laik, demokratik, sosyal, insan haklarına dayanan bir hukuk devleti olarak korunmalı ve pekiştirilmelidir. 'Türklük' ibaresi çıkarılacakyerine getirilecek olan 'Yurttaşlık' ifadesi ırk, etnik köken veya dine dayanmayan hukuksal bir bağ olduğunu içermeli."
Bu net açıklamanın Batum'dan gelmesi moda deyimle "ezberbozan" bir çıkış oldu.Ve yeni anayasa için "önşart" öne sürdüğü gerekçesiyle son günlerde çok eleştirilen CHP'ye nefes aldırdı. Aynı şekilde CHP'nin Anayasa Komisyonu üyelerinden Rıza Türmen'in şu sözleri de kamuoyuna verilmiş önemli bir taahhüt niteliğinde:
"Yeni anayasa konusunda tüm taraflar 'ön koşulsuz' masaya oturmalı. Kırmızı çizgi diye bir şey olmaz."
Doğrusu CHP gelgitler yaşasa da, yeni ve sivil bir anayasa yapma sürecinde "kilit" parti konumuna yakışan bir davranış içinde.
Bir süre önce konuştuğum CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu "önümüzdeki günlerde çok daha net şeyler duyacaksınız" diyor ve ekliyordu:
"CHP'ye erken ve çok haksız eleştiriler yapılıyor. Bu doğru değil. Çok sayıda yeni arkadaşımız var, ortak bir siyasi dil bulmak için çaba harcıyoruz. Anayasa konusunda da çok etkin isimlerle bir çalışma ortaya koyduk, daha iyisini de koyacağız."
Gerçekten de Süheyl Batum'un açıklaması bu açıdan çarpıcı. CHP'nin bu çıkışıyla BDP'nin Meclis'te pantolon giyme önerisine eklediği ve zekice devreye soktuğu "başörtüsü" önerisini birarada düşününce, muhalefetin artık "siyasetle" AK Parti'yi sıkıştıracağı anlaşılıyor. Yarın bir BDP milletvekili sürpriz biçimde başörtüsüyle meclise gelirse şaşırmayın.
Bu çabalar demokrasi adına olumlu gelişmeler. Belki de ilk kez CHP ve BDP'nin bu çıkışlarıyla, AK Parti gerçek anlamda bir "demokrasi sınavı"yla karşı karşıya...
AK Parti benzer bir sıkışmayı "ana dille eğitim" meselesinde de yaşayabilir. CHP hem bu konuda hem de barış sürecinin hızlandırılması konusunda şaşırtıcı tezler ileri sürüyor.
Devlet okullarında ana dilin öğretilmesini savunan CHP, YÖK'ün, MGK'nın, Askeri Yargıtay'ın kaldırılmasını, Genelkurmay'ın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmasını ve Türkiye'nin tümü için yerel yönetim reformunun yani özerkliğin gerçekleştirilmesini istiyor.
Tüm bunlar siyasette yeni bir sürece girdiğimizin işareti...
Bakalım AK Parti bu işareti doğru algılayıp gereken pozitif tepkiyi verecek mi?

"Barış için Ankara'dayız!"
Bir süre önce bağımsız milletvekilleri Aysel Tuğluk-Leyla Zana eksenli bir yazı yazmış ve Tuğluk'un daha sert bir siyaset dili kullandığını dile getirmiştim. Yazıdan hemen sonra Aysel Tuğluk aradı. Üzüldüğünü belirterek şunları söyledi:
"Bazen çok sert gelen, sinir uçlarına dokunan açıklamalarım oluyor ama şuna inanın ben barış dilini seven bir insanım. Herhalde kendimi doğru anlatamıyorum. Bu halk bizi barış için Ankara'ya gönderdi. Savaşın kime ne yararı var? Geçmişimizden ders çıkartamıyorsak yazıklar olsun bize. Şunu bilmenizi istiyorum, biz siyasi parti olarak, çevre olarak kendi içimizde çok tartışıyoruz. Doğruyu bulmaya çalışıyoruz. Ama siz de kabul edin ki içinden geldiğimiz derin sorunlar yaşayan bir toplum var ve onların özgürlük talepleri var. O talepler konusunda ısrarcıyız."
Tuğluk son günlerde getirdiği ilginç öneriyle de gündemde. Öcalan'a ev hapsi karşılığında silahlı PKK güçlerinin Kuzey Irak'a çekilmesi önerisini getirdi. Aslında sivil siyasetin öne çıkması için çok daha önce yapılması gereken buydu. Bir an düşünün MİT-PKK görüşmeleri bu noktaya gelseydi son 6 ayda onlarca genç insan ölür müydü?
Mümtaz'er Türköne'nin dediği gibi herkesin çözüme odaklanması lazım: "Hem Kürt sorununda hem de şiddet sorununda bakış açılarımızı ve ezberlediğimiz doğruları gözden geçirmemiz gerekiyor. Büyük ve iddialı bir devlete, sağduyulu ve feraset sahibi bir topluma yakışan, çözüme odaklanmaktır. Önümüzde canımızı yakan, takatimizi kesen bir sorun var."

Yazının devamını okumak için tıklayın.

MAHMUT ÖVÜR DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS