Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mahmut ÖVÜR

Karadayı, ne Evren'di ne de Hilmi Özkök

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın gözaltına alınması sürpriz değil beklenen bir adımdı.
Kimseyi şaşırtmadığı gibi soruşturmanın nereye uzanacağına dair ipuçları da veriyor.
İş dünyasından medyaya, sivil toplum örgütlerinden yargıya kadar uzanacak yeni bir süreç başlıyor.
Ortada postmodern bir darbe var. Onu organize edenlerle o darbenin gerçekleşmesine destek olanları aynı kefeye mi koyacağız?
28 Şubat postmodern darbe davasının bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çevik Bir, bir süre önce 11 sayfalık bir ifade vererek ilk bakışta herkese doğru gelebilecek bir "ihbar"da bulundu, "28 Şubat emir komuta zinciri içinde oluştu."
Ama orada durmadı, işi biraz daha ileri götürerek işin içine bizzat hükümetten düşürdükleri sivil hükümeti de katıp şunu söyledi:

"Onlar emir verdi biz yaptık" Oysa herkes biliyor ki 28 Şubat'ın açık darbe olmasını isteyen Çevik Bir ve ekibiydi.
O ekibin büyük çoğunluğu da bugün tutuklu yargılanıyor.

Darbeciler, hukuk ve vicdan.

Bir de onların baskısıyla, kimi korkutularak kimi fırsattan yararlanarak darbeye gönüllü destek verenler var.
Başta dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, Genelkurmay Başkanı Karadayı, iş dünyası, yargı ve medya mensuplarına bu çerçevede bakmak gerekiyor.

Toptancı yaklaşımla bu tür darbelerle yüzleşmeye kalkmanın "adil yargılama" açısından nasıl sorunlar yarattığını Ergenekon ve Balyoz davasında az çok gördük.
Darbeye bulaşan herkes hesap vermeli ama suç tasnifi de adil yapılmalı.
Bu açıdan bakınca dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Karadayı, 12 Eylül darbesini yapan Kenan Evren'le
2003'lerde darbe girişimlerine izin vermeyen Hilmi Özkök arasında bir yerde duruyor.
Karadayı, 28 Şubat'ta ve daha sonra 2007'lerde sivil siyasete müdahaleyi hak gören ama açık darbeye de mesafeli
duran tipik bir TSK mensubu.
Darbe yargılamalarına doğru bir eksende bakılırsa soruşturma ve yargılama süreçleri de "adil" olur ve toplum vicdanında
hak ettiği yeri bulur.

Ada süreci...

2013'e siyasetin öncülük ettiği "ada süreci"yle başladık. Bunun ipuçlarını 2012'nin son yazısında vermiş ve şunları yazmıştık:
"Kürt meselesinde ufukta yeni bir 'ışık' var ve bu yeni sürecin çözüme katkı şansı, geçen yıl ve önceki yıllara kıyasla çok daha güçlü görünüyor... Çünkü Öcalan'ın da bölgesel düzeyde ortaya çıkan 'Tarihi Türk- Kürt ittifakı'na doğru bir gidişe yönelik açıklamalar yapacağından söz ediliyor."

Dün bu tespiti doğrulayacak ilk adım atıldı. Ahmet Türk ve Ayla Akad uzun bir aradan sonra ilk kez adaya gidip Öcalan'la görüştüler.
Bu görüşme, Öcalan'la avukat görüşmesinin bile yasaklandığı son iki yılla kıyaslandığında bir dönüm noktası... Siyasetin ilk işaretlerini verdiği "ada süreci"nin hemen başlaması ve Öcalan'ın devreye sokulması siyasi iradenin
kararlılığını gösteriyor.

Sıra Öcalan'da... Öcalan'dan beklenen açıklama akşam saatlerinde geldi; "Barış için kaybedecek bir günümüz bile yok"
Koşullar 1998'le de 2009'la da kıyaslanmayacak durumda. Geriye bir tek şey kalıyor; süreci sivil siyaset ekseninde doğru ve toplumla paylaşarak götürmek...
 
Yazının devamını okumak için tıklayın.

MAHMUT ÖVÜR DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS