Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mahmut ÖVÜR

Darbe değil 'Harp' oyunu

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

"Hazırlıkların öğrenilmesi durumunda çalışmaların Harp Oyunu olduğu bildirilecek..."
Türkiye aylarca enerjisini Balyoz Planı'nın "Darbe mi Harp oyunu mu?" olup olmadığına harcadı. Şimdi ortaya çıkan belgelerdeki bir cümle çok şey anlatıyor. Kuşkusuz bu sürece yargı karar verecek ama Türkiye'deki gariplikleri de görmek gerekiyor. Balyoz Planı'nın bir darbe planı olmadığını, darbesever eski komutanların savunmasında şaşırtıcı bir durum yok. Asıl şaşırtıcı olan onlara sahip çıkan siviller...
Tabii sadece bugün değil, neredeyse son 5 yıldır, "Darbe girişimi oldu mu olmadı mı?" sorusunu tartışıyoruz.
Biraz geriye gidip o günleri hatırlamakta yarar var. Türkiye, darbe girişimlerinin olduğunu ilk kez eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek' in "Darbe Günlükleri" haberiyle öğrendi. Nokta Dergisi'nde Alper Görmüş' ün yayınladığı darbe günlükleri gündeme bomba gibi düşmüştü...
Neler yapılmadı ki... Nokta'ya operasyonlar düzenlendi, yetmedi dava açıldı o da yetmedi Nokta kapanmak zorunda kaldı.
Sonra Ergenekon Terör Örgütü soruşturma süreci başlatıldı. Türkiye ikiye bölünmüştü. Ama darbe girişimcilerinin peşi bırakılmadı. 2008'den itibaren Kafes Eylem Planı, İrticayla Mücadele Eylem Planı gibi girişimler ortaya çıktı...
En son AK Parti'nin iktidara geldiği 2002'nin son günlerinde planlanan ilk darbe planı Balyoz belgeleri ortaya çıktı. Ortak payda hiç değişmiyordu: İrtica ve bölücülük...
Ve hep aynı umut: "Merak etmeyin yakında her şey düzelecek, iyi şeyler olacak."
Bir kısım siyasi parti bile bu yalana inandı. Ama asıl tehlikeli olan bu süre içinde darbe severlerin, yarattığı kafa karışıklığının toplumda destek bulmasıydı.
12 Eylül referandumunun ortaya çıkardığı yüzde 58'le yüzde 42 karşıtlığı tam da bu sürecin bir ürünü...
Böylece Türkiye toplumunun en kentli kesimi, sorunlar üzerinden değil, değerler üzerinden siyasete zorlanarak kutuplaştırıldı. Buradan çıkış yolu da "Ancak darbe olursa kurtuluruz" diye gösterildi. Ve toplum kesimleri arasına "nefret" ekildi.
Şimdi seçime gittiğimiz bugünlerde bu nefreti körükleyecek söylemler yeniden devreye sokuldu. Buradan çıkışımızın tek yolu var; Darbe severleri hukuk içinde yargılayıp mahkûm ettirmek.

'Derin Galatasaray'ın ince hesabı

İşin içinde Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi "organize işler"in olup olmadığını zamanla göreceğiz ama Galatasaray'ın yeni stadyumu Türk Telekom Arena'nın açılış töreninde "Derin Galatasaray"ın harekete geçtiği çok açık. Bir taşla iki kuş vurdular...
Hem seçime giden hükümete halkın ne kadar tepkili olduğu algısı yaratıldı hem de Adnan Polat'ı zor durumda bırakarak gitmesi istendi.
Törenin düzenleniş biçimi bahane. Kurt kuzuyu yemeyi kafaya koymuş bir kere. Bunun için bahaneye ihtiyacı da yok. TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar'ı uzun yıllardır tanıyor ve izliyorum. Sözünü sakınmayan ama samimi bir bürokrat... Doğrusu kadar, yanlışını da söylemeyi bilen biri.
Başbakan Erdoğan'ın desteğiyle deyim yerindeyse kısa sürede Galatasaray'ın stadyumunu bitirerek bir "mucize"ye imza attı.
Böylesi bir mucizeye imza atan bir bürokratın "Galatasaray'ın beş kuruş katkısı yok" sözü öne çıkartılarak "Günah keçisi" ilan edilmesi haksızlık... Dahası Bayraktar, tepkilere rağmen "Rahmetli Sayın Canaydın'ın mahzun ve beyefendi duruşu"ndan söz ederek havayı değiştirmek istese de sonucu değiştiremedi. Çünkü "Derin Galatasaray" ın "özel" misafirleri "iyi olanı" görmek istemeyenler gibi bildiğini okudu.
Beni şaşırtan ise bu gerçek ortada dururken, polisin ve GS yönetiminin onlarca kameranın çektiği görüntülerde "suçlu" araması... Oysa kime ne kadar davetiye verildiği ve o davetiyelerin hangi dernek ve vakıflara dağıtıldığı araştırılırsa bu tavrın nedeni daha kolay ortaya çıkar.
Devlete bürokrat yetiştiren Galatasaray geleneğinin İstanbul sermayesindeki "Ağabey"leri bu "derin" hesapları iyi bilir.

MAHMUT ÖVÜR DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS