Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mahmut ÖVÜR

'Bu cinnet halidir'

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Deprem acısına rağmen şiddetin mesaisine ara vermeyip can almayı sürdürmesi belki de bize özgü garip bir durum. Kurtulmaya çalışsak bile vatandaşının dilini yasaklayan, haksız yere işkence yapan, hatta sokak aralarında infazlarla günahsız sivilleri yok eden bir devlet geleneğimiz var. O devlete karşı mücadele eden örgütün de ondan farkı yok.
Zalimleşmekte birbirine çok benziyorlar...
Bingöl'de çocuklarıyla bayram alışverişine giden Hatice Bilgin'i öldüren bombacıyla, Çukurca'da 7 askerin ölümüne yol açan mayınları gizleyen askeri akıl arasında ne fark var?
Sadece o mu?
Alın 2011 Türkiye'sinde Yargıtay'ın Mardinli N.Ç. kararını... "Adalet duygusunu" yok eden bu çağdışı karar ölümden beter değil mi?
Nereye bakarsak bakalım, vicdanımız sızlıyor.
Hiçbirimiz masum değilsek de artık bir son nokta koymanın vakti geldi.
Peki, son noktayı kim koyacak? Birkaç gün önce Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'le İstanbul Atatürk Havaalanı'nda karşılaştım.
Van depremi ve yeniden tırmanan şiddeti sordum. Baydemir çaresizliğini şu sözlerle ifade etti: "Benim aklım almıyor. Hem deprem hem de şiddet aynı anda insanımızı öldürüyor.
Bu fotoğrafı görüp bir şeyler yapmamayı içime sindiremiyorum. Bu cinnet halidir. Bu cinnet halinden birilerinin bizi uyandırması gerekiyor." Araya girip soruyorum: "Siz uyandırın."
"Benim söylemem yetmiyor demek ki... Şu çok açık, silahların susması gerekiyor. İki taraf için de söylüyorum, Şiddet ve zorla bir sonuç elde etmek mümkün değil.
Birinin çıkıp buna dur demesi lazım..."
Baydemir'e Van depreminde BDP'lilerin ne yaptığını da soruyorum. Olup bitenleri sitem ederek anlatıyor: "Yemin ediyorum, Diyarbakır'da bir kilisenin açılış törenindeydik. İlk haberi alır almaz ekipleri harekete geçirdik ve Van'a ilk giden ekip bizim ekipti. Araçlarımızı gönderdik.
Şunu da söyleyeyim ilk yemek çadırını da biz kurduk ve ilk gelen kurtarma ekiplerine yemeği biz verdik. Ama başta medya olmak üzere kimse bizi görmedi, görmek istemedi. Çok ayıp ettiler... Ama önemli değil, tek ayıp bu olsa keşke..."

Ali Sami Yen park olursa...
Van depremi bir kez daha fay hattı üzerinde ev yapmanın nasıl bir felakete dönüştüğünü yüzümüze çarptı. Ders alır mıyız bilmiyorum ama Başbakan Erdoğan'ın, o sert ve gerçekçi açıklaması, "Artık hasarlı binaları yıkacağız" biraz olsun umut verdi. O umutla atılacak adımları yakından izleyeceğim.
Ama önce bir uyarı. Van ve Erciş depreminin nasıl bir zeminde olduğunu izlerken en dikkat çekici şey, bitişik binalar arasında kaçacak, sığınacak bir alanın olmaması... Bırakın mimari veya şehir trafiğini azaltma kısmını, sadece depremde sığınmak için bile şehirlerin meydanlara ihtiyacı var.
Birkaç Anadolu şehri hariç hepsi İstanbul'un kopyası gibi. Hiçbirinde meydan yok.İstanbul bu nedenle örnek olmalı ve bir yerden bu meydan işine başlamalı.
Alın Mecidiyeköy'ü... Mevcut Mecidiyeköy meydanı bile kaostan geçilmiyor.
Bir süre önce yazdım, Ali Sami Yen Stadyumu'nun yeri hazır bekliyor. İstanbullular da ciddi anlamda destek verdi ve gerekirse para toplamak için hesap numarası bile istediler. Halk hazır, geriye bir tek şey kalıyor; siyasi irade... Ali Sami Yen yeşil alan olursa bilin ki İstanbul'da güzel şeyler olacak...
Bu şehri yönetenler eğer iz bırakmak istiyorlarsa radikal karar alıp uygulamaya koymalılar. Bu bölgeler değerlendiği için devlet de, yerel yönetimler de ellerindeki arsaları satıp paraya dönüştürüyor. Sonra da park ve meydan yapacak alan kalmıyor.
İstanbul Zincirlikuyu'nun girişine bir bakın... Bu şehri yönetenlerin özellikle gelip o bölgeyi incelemeleri gerekiyor. Şu sıralarda orada yoğun inşaatlar var; Zorlu Center, Çelikler ve Seba Evleri inşaatı gibi...
Tamam, bu kentin modern ve yüksek yapılara ihtiyacı var ama o yoğunluğu kaldıracak altyapısı var mı?
Oranın bitişiğindeki Levazım Mahallesi'ndeki küçücük Attilâ İlhan Parkı dışında alan bile yok ve işin garip tarafı şehir yolu olarak bir site içi yol kullanılıyor.
Tüm bunlar bir dünya kenti İstanbul'a yakışıyor mu?

Yazının devamını okumak için tıklayın.

MAHMUT ÖVÜR DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS