Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mahmut ÖVÜR

BDP kongresinde 'Kandil'i gördüm!

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Kürt meselesinin kritik bir sürece girdiği çok açık. Türkiye'nin Kandil'i bombalaması, İran'ın Kandil operasyonu, Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi'nin İran-Türkiye arasında diplomatik mekik dokuması bölgede "yeni" bir şeyler olduğuna işaret.
Türkiye İsrail ilişkilerindeki kopuşa da bu yeni şeylerin bir parçası olarak bakılıyor. Bir anlamda bölgesel ilişkilerin yeniden dizayn edildiği bir zamanın içindeyiz.
BDP tam da bu zamanın içinde ikinci kongresini yaptı.
Bu yüzden gözler o kongreye çevrilmişti ve iç siyasetin de dış dünyanın da ilgi odağında o kongre vardı.Herkes bu karmaşık süreçte Kürt sivil siyasetinin yükselen şiddet karşısında nasıl bir politika üreteceğini merak ediyordu.
O merakla Ankara Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda yapılan kongreye gittim.
Olağanüstü bir katılım yoktu ama o küçük salonu doldurup sokaklara taşan hatırı sayılır bir kalabalık vardı. Kadın ve gençlerin ağırlıkta olduğu dinamik bir kalabalık... Dışarıda halay çekiliyor, Kürtçe Türkçe şarkılar söyleniyor, sık sık da "Biji Serok Apo" diye slogan atılıyordu. Sanki 70'lerin sol mitingleri 2011'e taşınmış gibiydi. Salonun içi de o günleri hatırlatıyordu. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya'nın birlikte afişleri hemen göze çarpıyordu.
Tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu'lu CHP'nin ikinci kongresi gibi... Muhalefetin ortak referansının 70'ler olması dikkat çekiciydi.
Görüntü böyleydi ama aslolan kürsüden Türkiye toplumuna verilen mesajdı. Hem Selahattin Demirtaş'ı hem de BDP'nin "Çözüm Önerileri Protokolü"nü okuyan Gültan Kışanak'ı dikkatle dinledim.Kışanak'ın okuduğu protokol metnindeki özerklik yaklaşımı hiç de ürkütücü değildi:
"Devletin küçültülüp, sivil alanın ve özgürlüklerin genişletildiği, her türlü vesayete son verilerek halk iradesinin tam anlamıyla hayata geçirilmesine olanak tanıyan ademi merkezi yönetim sistemine geçilmelidir..."
Kışanak'ın söylediği mutabakat maddelerinin çoğu tartışılabilir ve uygulanabilir şeylerdi. Ancak bu iyi niyet metinlerine rağmen salona hâkim olan hava ve siyaset dili çok sertti. O salondan Türkiye'ye bakarken, ne askeri vesayete karşı yapılanlar, ne internet andıçları, ne Ergenekon ne de azınlık vakıfları mallarının iadesi gibi şeyler görünmüyordu. Tıpkı laik kesim gibi her şeye "AKP tepkisi" üzerinden bakılıyordu.
Kürsüden "Biz masadan kalkmadık, kalkmayacağız" deniliyor "diyalog" kapısı açık tutuluyordu ama sertlik de elden bırakılmıyordu.
Sanki bile isteye bir kapışmaya doğru gidiş vardı.
Bu havanın yarattığı kaygıyla protokol sıralarında oturanları izledim. Yüzler gergindi. Gözüm o sırada Şerafettin Elçi ve Altan Tan'ı aradı. Elçi ordaydı ama Tan'ı göremedim...

Yazının devamını okumak için tıklayın.

MAHMUT ÖVÜR DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS