Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ziya Polat

'Made in Avrupa' işi inanışlar

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Türkiye, on yedinci yüzyıldan bu yana “Avrupalılık” mefkûresinin peşinde.
İyi ama neden?
“Anadolulu” olmanın nesi tatmin etmiyor da, “Avrupalılık” bize tatlı geliyor?
Özellikle Tanzimat sonrası dönemle çizilen ve Sultan İkinci Mahmut'un “Batıcı” politikalarıyla pekişen bu haritanın sınırları, nerede başlayıp nerede bitiyor?
Bunların yanıtını, hâlâ bulabilmiş değil bu millet.
Çünkü biz, ne fikren ne de ruhen Avrupalı olmadık, olmayacağız.
İdealist edayla söylemiyorum bunu, tamamen realist bakış açısıyla değerlendiriyorum; biz, kesinlikle Avrupalı değiliz!
Sadece taklitçiyiz.
Başarısız birer taklitçi…
Hadi yaşam tarzında, giyim kuşamda, mimaride, müzikte taklitçilik yapsak iyi!
Üzülerek belirtmeliyim ki, inanışlar konusunda da sırf Avrupalılara hoş görünebilmek adına, usul usul metamorfoza uğramaya başladık.
Mesela yıl olmuş 2019, hâlâ Darwin'in evrim saçmalıklarına inanan, bu saçmalıklar üzerinden bilimsel disiplin inşa etmeye çalışanlar var.
"İnsan (Sapiens), maymunlarla ortak soydan evirilmiştir" diyorlar.
Bunu diyenler de, koca koca bilim adamları…
"O halde, bugünkü maymunlar neden hâlâ maymun" diye soruyoruz, “onlar daha evirilmedi” deyip işin içinden sıyırılmaya çalışıyorlar.
Ancak o iş, öyle kolay değil!
Derinlere inmek lazım...
Mesela "çağ dışı" dedikleri İslâm ne diyor bu konuda?
"İnsan, yeryüzündeki en şerefli ve akıllı varlıktır".
Hal böyleyken merak ediyorum, bu Darwinist arkadaşlar, neden –insanca- hayat sürmek varken, ille de “hayvan” sınıfına girmek için zorluyorlar kendilerini?
Yahu el insaf!
İnsana şeref madalyası takan "dogmatik" İslâm nere; "düşünen hayvan" diyerekten insanı -hayvan- statüsüne indirgeyip aşağılayan Çağdaş Batı Felsefesi nere?
Bir kere, onlardaki “tanrı” kavramı çok çok farklı!
Tanrı sorgulanamaz değildir, her konuda hesap verebilir, insan suretine de bürünebilir, doğaya da entegre olabilir.
Kendi nefislerine hitap eden ne varsa ona göre şekil alabilir.
Evet, Avrupalı filozofların hayal dünyasındaki tanrı figürü bu şekildedir.
E zaten, böylesine materyalist düşünüş tarzı, Rönesans ve Reformu gerçekleştiren burjuva sınıfıyla aynı çizgidedir.
Bu nedenle Allah'u Teâlâ, kesinlikle onların tahayyülündeki tanrı kavramına uymamaktadır.
Allah, her şeyden önce zaman ve mekândan münezzeh ve sorgulanamazdır.
Sorgulanabilseydi, varlığı hakikate değil, “teori” esasına dayanırdı.
Teori esasına dayanan her kavram da, tıpkı pozitivist Avrupalının kafasında yarattığı bütün kavramlar gibi çürümeye mahkûm olurdu.
Kaldı ki Allah, teoriyi de yaratandır.
Kur'an hakikatine göre, tek hüküm sahibi olduğundan emir ve yasakları kat'idir, esnemez.
Ne doğmuş, ne de doğurulmuştur.
İnsanı, en şerefli ve en akıllı varlık olarak yaratmış, yeryüzüne hâkim kılmış, o'na kendinden birer ruh üfürmüştür.
Tüm bunların yanında insan sınavdadır, nefsanidir, acizdir.
Hata yapabilir, günah işleyebilir, kendisine bahşedilen etik yörüngeden çıkabilir.
Merhamet sahibiyse Allah'tır.
O'ndan başka affedici ve ilah yoktur.
Biliyorum ki Darwinistler'in, O'nun bu sıfatlarını duyunca elleri-ayakları titriyor.
Bir fena oluyorlar.
Hâşâ “bu nasıl inanış böyle? Bizim nefsimize hitap etmiyor, canımız ne isterse onu yapamıyoruz ki, her şeyi engelliyor, çağdışı bir anlayış” diyerekten, en iyi bildikleri şeyi yapıyorlar; inkâr ediyorlar.
Çağdaşlık konusunda haklılar aslında.
Mesele çağdaşlıksa İslâm, çağ dışı bir dindir zaten.
Çağ açıp çağ kapatandır, çağlar üstüdür.
O yüzden İslâm, çağdaş olamaz.
Yani çağ kavramı, İslâm'ın çapına uymaz, birkaç beden küçük gelir.
Bunların yanı sıra “çağdaş” Darwinistler, dinlerin hızla otorite kaybına uğrayacağını, işi daha da abartarak 100 yıl sonra tamamen ortadan kalkacağını ve materyalist bir yaşama doğru “evirildiğimizi” iddia ediyorlar.
Etsinler bakalım.
Benzer hususlarda Kur'an-ı Kerim'de ayetler var zaten.
O yüzden, onların ne söylediğine pek kulak asmamak lazım.
Darwinizm; dünya, insan ve evrenin, güneşteki Big Bang patlaması sonrası kendiliğinden oluştuğuna, yer kabuğu soğuduktan sonra okyanusta iki adet tek hücreli canlının “rastlantı” sonucu bir araya gelerek canlıları meydana getirdiğine ve nihayetinde her şeyin kendiliğinden ibaret olduğuna kani.
Yanlış okumadınız!
“Rastlantı” sonucu oluşmuş tüm bu kâinat…
Burada da haksız sayılmaz.
Neden mi?
Bakın, Farsça etimolojik kökenli “rast” kelimesinin anlamı zaten düz, düzen, doğru, hayırlı, şanslıdır.
Yani bir rastlantının oluşabilmesi için düzenin, düzen içinse bir sebebin olması gerekir.
Hiçbir faktör, kendiliğinden bir araya rast gelmez.
Milyarlarca yıl geçse de gelmez.
Neticede evrim teorisine inananların, işin içinden çıkamadıkları an "rastlantısal" deyip kestirmeleri, kanıt sunamamaları, inkâr da etseler dahi otomatikman Allah'ın varlığını kabul etmelerinden öteye gidemez.
E işi rast getiren de Allah'tır.
Hadi terminolojik kavramlar bir tarafa…
Bir de tarihi boyutu var bu meselenin.
Evrim, Darwinizm gibi tuhaflıkları topraklarımıza ilk sokan kişi, Osmanlı'nın son döneminde yaşamış ve göz doktorluğu yapmış olan Abdullah Cevdet'tir.
Abdullah Cevdet, “İçtihat” isminde bir dergi kurmuş, Charles Darwin'e ait “Türlerin Kökeni” isimli kitabın tercümesini yapmış, en çok tıp fakülteli ve askeri idadili öğrencilere hitap etmiş bir isimdi.
Doğumundan ölümüne dek, inkâr için savaşmıştı.
Bütün yaşamını hâşâ Allah'ı ve yüce dini İslam'ı çürütmeye adamış, muhafazakâr ve milliyetçi camianın oldukça tepkisini çekmişti.
Defalarca sürgün yemiş; önce İsviçre'ye, oradan da Mısır'a kaçmıştı.
Dergisini farklı isimlerle o diyarlarda basmış, ikinci meşrutiyetin ilanı ve Sultan İkinci Abdülhamid'in tahttan hâl edilmesiyle Anadolu'ya geri dönmüş ve cumhuriyet sonrasına değin aktif olarak çalışmıştı ancak sonu hazin olmuştu Abdullah Cevdet'in.
1932'de öldüğünde, cenazesini kaldıracak ve namazını kıldıracak hiç kimse bulunamadı. Naaşı ortada kaldı.
Peyami Safa'nın özel ricasıyla birkaç kişi toplanıp cenaze namazını kıldı ve Fener Rum Patrikhanesinin cenaze aracıyla, haç sembolü altında Merkez efendi mezarlığına götürülerek belediye görevlilerince defnedildi.
Bu hazin son, bazılarına ibret olur mu bilemem.
Bakınız ben, inkârcı Darwinizm batağına sürüklenen gençleri de anlamamız gerektiğini düşünüyorum.
Öyle dışlayarak, hakir görerek topluma kazandıramayız kimseyi.
“İyi örnek olmalıyız” diyeceğim fakat bizler de pek Müslümanca yaşamadığımızdan, Kur'an-ı Kerim'deki emir ve yasakların aksi yönünde ilerlediğimizden dolayı fazla yorum yapamıyorum.
İğneyi biraz da kendimize batırmakta fayda var.
Bizler, maddi zenginlikleri, özellikle bilgi, birikim, inovasyon, aydınlanma ve refah trenini kaçırdığımız, ipin ucunu gayrimüslim Batı'ya kaptırdığımız için maalesef iyi birer örnek teşkil edemiyoruz.
Kendimizi anlatamıyoruz.
Daha da kötüsü, böylesine inatçı kafa yapısına devam ediyoruz.
Haliyle analitik düşünen, perspektifi geniş, idealist, vizyoner, maneviyatçı insanlarımız tükenmek üzere.
Âlim yetiştiremiyoruz ve ne yazık ki gençliği, bu vesileyle seküler anlayışın önüne altın tepsiyle sunuyoruz.
"Aman bildiğinden fazlasını öğrenme! Öğrenirsen cehenneme gidersin" diyenlerin peşine takıldık, akıllarımızı kiraya verdik de “ülkeye bir uzay istasyonu açalım, bol kitap okuyalım, bilime de ağırlık verelim, perspektifimizi geniş tutalım” diyenlere kulak asmadık.
Dolayısıyla gelişimden korktuk, tembelleştik, karaya oturduk.
Ne okuduk, ne de ilim adına bir şeyler yaptık.
Açık konuşayım; “ilim, Çin'de de olsa bul getir” diyen bir zümrenin müdavimleri olarak bizler, “on dönüm bostan, yan gel yat Osman” denmiş gibi hareket edersek Darwinistler n'apsın, kimleri örnek alsınlar?
İlmi değil de, kanserojen ne varsa alır getirir bu zihniyet oralardan vallahi!

Ziya POLAT
23.03.2019

  YORUM YAP / YORUM OKU
ZİYA POLAT DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS