Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Hasan Kaya

Kripto Şeyhler ve Ali'siz Aleviler

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Türk töresi zaman içinde İslam inancı ile bütünleştiği zaman “Başımızda kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz.” sözleri ile ifadesini bulan mükemmel bir hoşgörü ve karşılıklı sevgi ve saygı esasına dayanan bir kültür ile harmanlanmıştır. Bunun sonucu olarak da sağlam bir sosyal yapıya sahip birbirine saygılı şahsiyetli ve kişilikli fertlerden oluşan toplum yapısı oluşmuştur.

Kafkaslardan Balkanlara, Yemenden Libya'ya kadar çok geniş bir coğrafyaya yayılan haritada adalet ve insana saygı üzerine inşa edilen idare anlayışı herkesi kendine hayran bırakmıştır. Tarihin hiçbir devrinde Türk ile Kürdün, Laz ile Çerkez'in, Alevi ile Sünni'nin düzmece ve entrika ile çıkarılan anlaşmazlıklar haricinde kendi aralarında inanç ve itikat meselelerinde kavga ettiklerine ve birbirleri ile çatıştıklarını hiç göremezsiniz.

Son Türk yurdu ülkemizde de bu gelenek devam ettirilmiş, çeşitli inanç ve kültür zenginliklerini bir arada barındırabilen, değişik kültür ve inançtaki insanların/toplumların bir arada huzur içinde yaşayabildiği bir ülke olma konumunu korumuştur.

1980 öncesi Çorum ve Maraş olayları ile sonrasındaki Sivas ve Başbağlar katliamları, 40 yılı geçkin süredir Güneydoğuda yaşananlar neyin nesi diyenlerinizin olduğunu duyar gibiyim... Maalesef tarihimize kara bir leke olarak geçmiş olan bu üzücü olayların üzerinden yıllar geçmiş olmasın rağmen üzerlerindeki sır perdesi hala çözülememiş, bu düzmece olaylarkaos yaratmaya yönelik maksat ile çıkarılmış olduğu bilindiği için halk arasında hiçbir zaman karşılığını bulmamıştır.

Bu konuda resmin büyüğünü görebilmek adına bugün veya yakın geçmişimizde yaşanan gelişmelerin izini takip ettiğimiz zaman nasıl kumpaslar ile çatışmaların körüklendiği daha iyi anlaşılacaktır.

28 Şubat'ın alt yapısını oluşturmak adına belli mihraklar tarafından kurmaca olarak gösterime konulan bugün bütün ayrıntıları ile ortaya dökülmüş olan, mide bulandıran iğrenç Müslüm-Fadime- Kalkancı- Emire tiyatrosu deşifre edilmiş olmasına rağmen, planlayanlar, yapanlar ve oynayanlar; yüzleri kızarmadan ve hiç utanmadan ellerini kollarını sallayarak pişkinlikle aramızda dolaşıyorlar.


Üstüne üstlük birde çirkinlikte rakip tanımayan pespaye, iğrenç ve alçakça senaryoların benzerini fırsatını buldukça tekrar tekrar gündeme getirmekten geri kalmıyorlar. Uşşak-i Tarikatı ile uzaktan yakından alakası olmadığı açıklanan fakat buna rağmen kendini Uşşak-i Tarikatının Şeyhi olarak pazarlayan ve elini öpenlerin cennete gideceğini saçmalayacak kadar dinden imandan bi haber çakma şaklaban şeyhin marifetleri ile gündem yoklaması yapıldı. Müridine elini öptüreceği yerde kendisi Mesih karısı yapmak için reşit olmayan müridini taciz üzerine kurgulanan ve telefon tapeleri ile gösterime konulmaya çalışılan senaryo çakma olduğu deşifre olduğu için toplum tarafından tiye alındığı fark edilince hemen gündemden kaldırıldı.

Bunun yanında Almanya'da Koronavirüsten ölen Tunceli doğumlu iş adamı olan ve Kürtçü oluşumlara ciddi anlamda destek vermesi ile ünlenen, aynı zamanda Almanya'da faaliyet gösteren Alevi Kültür Derneği Başkanlığını da yürüten Metin Arslan'ın vefat haberine bazı basın yayın organlarında geniş yer verildi. Kahraman ilan edilip acı kayıp olarak duyuruldu.

Vefat haberi ile birlikte kaç yaşında Almanya'ya gittiği, ne iş yaptığı, açtığı işletmenin ismi ile işletmesine kimlerin geldiği ve gittiği ile ilgili birçok haberler ile birlikte geniş bir biyografisi verildi. Ancak Alevi-Bektaşi olarak tanınan ve Alevi Kültür Derneği Başkanlığı da yapan Metin Aslan'ın ilginç ve dikkat çekici bir şekilde cenazesinin nerden ve hangi Cem evinden kalktığı ve nereye defin edildiğinden hiç bahsedilmemişti.

Defin ile ilgili detayın neden pas geçildiği, Metin Arslan'ın Ermeni mezarlığındaki çekilen mezar fotoğrafları Milliyetçi Alevi Bektaşi Kültür Dernekleri sayfasında yayınlanması ile işin rengi ortaya çıktı.

Derneğin resmi sayfasında: “Metin Arslan'ın kendisini Alevi-Bektaşi olarak tanıttığı ancak kripto Ermeni olduğu öldükten sonra anlaşıldı' deniliyordu. Ayrıca Alevi camiasında Ali 'siz Alevi istemiyoruz denilen dernek açıklamasında ''Aleviliğin gizli Ermenilerin saldırısı altında'' olduğu vurgusu yapılıyordu. Dernek bildirisinde ayrıca, ''Milliyetçi Aleviler olarak tüm canlarımızı uyanmaya, özüne dönmeye davet ediyoruz!'' denildi. Bu açıklamaya canı yürekten katılıyorum.

Bu ülkede Alevi'si, Sünni'si, doğulusu, batılısı, kuzeylisi, güneylisi hepimiz biriz. Milli birlik ve bütünlüğümüz ile kardeşliğimize kast etmiş, sünnetsiz şeyhler ile Ali 'siz Alevileri iyi tanımalı ve bilmeliyiz ki döndürdükleri fırıldakların farkına varabilelim...

 

  YORUM YAP / YORUM OKU
HASAN KAYA DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS