Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Kefen

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Hayat boşluk kabul etmez derler, doğrudur. Hayatta boşluk kabul etmeyen başkaca alanlarda vardır.

İnsan, toplum ve devlet ilişkileri de boşluk kabul etmeyecek kadar önemlidir.

Toplumsal ve kamusal ilişkilerde boşluğun olması zamanla anarşinin her şeye hâkim olmasına dönüşür ki bu toplumun zevalinden başkaca bir şey getirmez.

Siyasette, ticarette, ,adalette, yerel yönetimde, hizmetlerinde kısacası hayatın her alanında boşluklar mutlaka iyi veya kötü malzemelerle doldurularak birilerine imkanlar veya zaaflarla yeni alanlar açılmasına sebep olur.

Hayatın her alanında yapılması gerekenler vardır.

Peki, gönül boşluk kabul eder mi?

Hayır, gönülde boşluk kabul etmez. Gönüllerdeki boşlukları doldurmak için çok fazla kötü niyetli etken adeta gönül kapınızın hemen kenarında sizin ömrünüz boyunca nöbet tutar durur.

Gönüllerin fethi; bundan dolayı toprakların fethinden daha da zordur.

Kimi gönül fetihlerini tamamlamak isteyen insanlar gönle giden yollar üzerinde durarak; ya işgal altına almaya ya da fethetmeye yönelik faaliyetlerle gönlünüze girmeye imkân ararlar.

Gönle girmek için tribünlere oynayanlar olduğu gibi, midenize, aklınıza, kariyerinize kasteden bazı etkenler mutlaka karşınıza çıkacaktır.

Hayatın boşluk etmediği sivil toplum hareketlerine ait alanlar da dikkat çekicidir.

Toplumun sivil anlayışlarla yapması gereken kamusal görevlerini yapamadıkları alanlarda, devletler alanlara el koyarak problemleri çözmenin mutlaka bir yolunu bulacaktır.

Sivil toplumlar diye isimlendirilen kuruluşların zaman içinde topluma, devlete veya insanlara zarar verecek noktada olduğunu gören devlet gücü; her zaman meseleye el koyarak kendi istediği zaviyeden işin görülmesini temin edecektir.

Peki, bu doğru mudur? Diyebilirsiniz.

Doğrudur veya yanlıştır şeklinde bir cevapla tartışma açma derdinde değiliz ama bir yönüyle STK' ların faaliyet alanlarını ve işlevselliklerinin sınırını nasıl tespit etmek mümkün olabilecektir sorusunu sormadan geçemiyoruz.

Halkına hizmet etmek adına ölenlerin kefenlerini veren bir yerel yönetimin acaba STK' lar tarafından yürütülecek işlerle ilgili alanlara müdahale etmemesini düşünmek mümkün olabilir mi?

Devletin STK' lara ait alanları da devlet eliyle doldurmaya başlaması; bir taraftan STK' ların da devletleştirilmesi anlamını taşır mı?

Tabii ki taşır.

Bir taraftan özerklik adına başka kötü niyetlere teşne olan STK' larla, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak üzere kendisine alan açmaya çalışan STK' lara ne demek gerekir?

Cin olmakla şeytan olmak arasındaki farkı iyi görebilmek ve adaletle hükmedebilmek gerekir.

Adaletle hükmeden mülk yöneticilerinin sanırım yeniden bir sorgulamayla sivil olanları devletleştirmenin bir toplumun geleceği açısından etkilerini, katkılarını ve kayıplarını yeniden değerlendirmeleri gerekir.

STK' ların da bir yeniden değerlendirmeyle, kendi alanlarına ait yeniden bir tespitte bulunmaları ve her şeyin nasıl özelleştirilmesi doğru olmazsa her şeyin de devletleştirilmesinin güzel olmayacağını güzel bir dille ifade etmeleri gerekir.

Herkes haddini, halini ve istikbalini bilecek adımları önceden atmalıdır.

Bilmeyenlerin cenazelerini ortadan kaldıracak kamusal bir kurum mutlaka bulunur.

20/09/2017

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS