Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

İşte demokrasi böyle savunulur

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Değerli okurların bu yazımı AB'deki muhataplarımıza hitaben Pazar Günü kaleme aldım ve bugün Daily Sabah'ta İngilizce olarak sunuldu. Türkçesini sizlerle paylaşmak istiyorum:

15 Temmuz 2016 Cuma Günü saat 15.00 civarında vardığım Ankara'da o saatlerde F 16 uçaklarını ve helikopterleri ellerine geçirerek ölüm saçan teröristlerin hedefi olacak bir kentte olduğumu elbette bilmiyordum. Daha önce PKK terör örgütü ve DAEŞ terör örgütü mensubu terörist canlı bombalar tarafında saldırıya uğradığında da Ankara'da olan ben bir kez daha ve bu kez korkunç boyutlarda bir terörün şahidi olmak zorunda kaldım. 15 Temmuz gecesinden beri savaş uçakları bombardımanı altında olmanın ne anlamına geldiğini de çok iyi bilmekteyim. Suriye ve Rus savaş uçaklarının bombalarını sürekli boşattığı Suriyeli kardeşlerimizin neler çektiğini şimdi çok daha iyi hissedebilmekteyim.

15 Temmuz 2016 günü saat 22.00 sonrası Türkiye dev bir sınavla karşı karşıya olduğunu henüz bilmiyordu. Ve o gece 22.30'dan itibaren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ülkelerinin nasıl bir felaket ile karşı karşıya kaldığını artık bizzat yaşamaktaydılar.

Daha önce 12 Eylül 1980 yılında bir darbeyi yaşamak zorunda kalmış bir politikacı olarak nasıl bir tehlike ile karşı karşıya kaldığımızın ben de artık aynı anlarda bilincindeydim. Bilmeden faşist ve insanlık düşmanı bir askeri darbe teşebbüsüne tanık olmaya gelmiştim. Daha açık ve net söylemek gerekiyorsa: subay ve asker üniforması giymiş ve ellerinde her türlü ağır silahların olduğu Fettullah Gülen'in lideri olduğu bir terör çetesi mensubu teröristlerin Türkiye'yi ele geçirmeye çalıştıklarını gözlemlemeye ve yaşamaya başladım.

Fettullah Gülen ismini özellikle Avrupa ülkelerinde ve ABD'de Türkiye konusunda bilgili olanlar çok iyi bilmekteler. Bu İslam Dini'ni istismar ederek yayılmayı hedefleyen ve özünde DAEŞ ya da PKK terör örgütlerinden hiç bir farkı olmayan Fettullah Gülen terör örgütünün ufacık yaşlarda “yardım ettiği” iddiasıyla “yetiştirdiği” ve Türkiye'nin bir çok kurumuna “sleeper” olarak yerleştirdiği teröristlerinin neler yapabileceğini o ana kadar tahmin bile edememekteydim. Ufacık anaokulu yaşındaki çocukları kız ve erkek olarak gruplara ayırıp onları daha o yaştan “abla ve ağabeyler” tarafından kontrol etmeye başlayarak

her türlü kendisine bağlayan Fettullah Gülen'in emirlerini her şey pahasına yerine getirmeye hazır olan generallerin, albayların, pilotların, hakimlerin, savcıların ve diğer meslek mensuplarının 15 Temmuz 2016 tarihinde düğmeye basılarak “Türkiye'yi ele geçirme planlarını” başlatacaklarını Türkiye' de kimse bilmiyordu.

Olayın ve vahşetin boyutları sanki bir Holywood filmi gibi bir akış içinde olsa da maalesef gerçeğin ta kendisiydi.

Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ve ailesini yok etmek amacıyla Marmaris'te bir otele saldıran ardından TBMM binasında o anda 100 milletvekili içinde çalışırken katletmek amacıyla meclise çok sayıda hava akını düzenleyerek bombalar fırlatan ve bu arada Ankara Emniyet Müdürlüğü ya da Gölbaşı'nda özel harekat polislerinin merkezini defalarca bombalayan teröristler Allaha çok şükür amaçlarına ulaşamadılar. 15 Temmuz 2016'da yaşanan teröristlerin Türkiye'yi ele geçirme teşebbüsü dünya kamuoyunun daha önce örneğin Şili'de Pinochet isimli faşist bir generalin halkın seçmiş olduğu devlet başkanı Allende'ye ya da bir çok başka askeri darbe ile kıyaslanamayacak boyutlardaydı. Eğer teröristler Fettullah Gülen'in emriyle iktidarı ele geçirmiş olsalardı Türkiye daha önce yaşamak zorunda kaldığı 1960, 1972 ve 1980 askeri darbeleriyle kıyaslandığında çok daha kanlı olacak kapkaranlık bir döneme girmiş olacaktı. Ben de şu anda sizlerin okuduğu bu yazıyı kaleme alamayacaktım. Eğer katledilenler arasında değilsem belki de binlerin hapsedildiği stadyumlardan birinde işkence saatimi beklemekte olacaktım.

Çünkü Fettullah Gülen isimli teröristin emrindeki bu plan için onlarca yıl öncesinden beyinleri yıkanarak “insanlıktan çıkarılmış canavar ruhlu” generaller, amiraller, albaylar, yüzbaşılar ve savaş uçağı pilotları Türkiye halkının direnişi ve Türk Polislerinin kahramanca savaşması sonunda etkisiz hale getirilene kadar Ankara ve İstanbul'da sokaklara çıkarak demokrasiyi savunmak isteyen silahsız sivillerin üzerine helikopterlerden uçaksavar mermileriyle ve siper aldıkları tanklarının ardından tüfek mermileriyle ölüm saçtılar.

Ankara'da tanklara karşı vucutlarını siper eden insanların tank paletleri altında parçalanarak öldürülmesine ve askeri helikopter tarafından ya da işgal ettikleri Genelkurmay Başkanlığı binasından ateş açarak katledilmelerine şahit oldum. Bu teröristler Türkiye'yi ele geçirmek amacıyla binlerce insanı öldürmeyi göze almış “insanlık düşmanı” yaratıklardı.

Ne mutlu Türkiye'yeki başında demokrasiyi her şey pahasına savunmaya hazır bir lideri vardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kendisini öldürmek amacıyla takip

eden özel timlere, uçağını düşürmek isteyen ve ardından indiği İstanbul'da onu yok etmeyi hedefleyen F 16 savaş uçaklarına rağmen ilk önce bir cep telefonu aracılığıyla ve ardından iki kez tüm tehlikelere rağmen bizzat halkın karşısına çıkarak Türkiye'yi demokrasiyi savunmaya ve meydanları doldurmaya çağırması ve de halkın bu çağrıya karşılık vererek “teröristlerin sokağa çıkma yasağı ilanına” rağmen sokakları ve meydanları doldurması sonucu Türkiye Fettullah Gülen faşizminin kurbanı olmaktan kurtuldu.

Milyonlar Türkiye'nin 81 kentinde tanklara karşı direnişe geçti. Belediye başkanları ellerinde bulunan kamyon, vinç ve itfaiye araçları ile askeri kışlaların yollarını tanklara kapadılar. Binlerce polis asker üniforması giymiş teröristlere Türkiye'yi teslim etmemek için silahlı direnişi gerçekleştirdi.

Binlerce insan havalanlarını, kışlaları ve askeri binaları hedef aldı. Canları pahasına asker üniformalı teröristlerin hareket edebilmesini engelledi. Hatta daha da öteye giderek teröristlerin ele geçirmek istediği televizyon kanalları önünde işgalci teröristleri polisler ile birlikte geri püskürttüler. Teröristlerin ele geçirdiği TRT ve CNN Türk kanallarına baskın yaparak teröristleri teslim aldılar.

Kısacası Türkiye'nin kahraman vatandaşları demokrasilerine ve demokratik seçimle seçmiş oldukları Cumhurbaşkanları Recep Tayyip Erdoğan'a sahip çıktılar. Ve Türkiye tüm dünyaya örnek olacak bir demokrasiye sahip çıkışı gerçekleştirdi.

F 16 uçakları benim de içinde olduğum Ankara üzerinde uçarken ve kenti bombalarken tüm camilerden dua seslerinin gelmesi ve camilerin hiç susmaması çok anlamlı ve değerliydi. F 16 terörü altındayken bile siper aldığımız yerde camilerden gelen ezan ve sela seslerini duymak bize moral ve güç veriyordu. Bunu ancak yaşayan anlar.

208 insan demokrasi uğruna mücadele verirken yaşamını yitirdi. Binden fazla yaralı var.

Ben bu satırları kaleme alırken Türkiye'de cenazeler kaldırılmakta ve Türkiye teröristlerden hesap sormakta. Askeri kışlalar, hava üsleri hala büyük çatışma tehlikesi altında polis tarafından basılmakta. Türkiye halkı hala meydanlarda. Çünkü tehlike henüz tam anlamıyla geçmiş değil. Ama Türkiye insanının Fettullah Gülen'in üniformalı teröristlerine bu ülkeyi teslim etmeyeceği kesin.

Şimdi sıra Avrupa Birliği ülkelerinde ve ABD'de. Bu insanlık düşmanı teröristlerin başı Fettullah Gülen ABD'de yaşamakta. Yine aynı terör örgütünün mensupları AB üyesi ülkelerde ve de özellikle Almanya ve Belçika'da illegal ağlarını kurmuş ve de “network'ler” oluşturmuş durumdalar.

Türkiye'nin kahraman insanlarının ABD Başkanı ya da Almanya Şansölyesinin dayanışma mesajlarını haklı olarak samimi bulmamaktalar.

Eğer ABD Başkanı, Almanya Şansölyesi, Belçika Başbakanı, AB Komisyonu Başkanı ve diğerleri 15 Temmuz 2016 günü Türkiye'nin uğradığı “terör saldırısı” nedeniyle mesajlar yayınlarken inandırıcı olmak istiyorlarsa Fettullah Gülen terör örgütüne vermekte oldukları desteği kesmeliler. Daha düne kadar sadece Avrupa Parlamentosu defalarca Fettullah Gülen terör örgütüne destek amaçlı kaç tane açıklama yaptı ben sayısını unuttum.

Eğer demokrasisini canı pahasına savunan 78 milyon Türkiye insanına destek vermek istiyorlarsa Fettullah Gülen terör örgütüne karşı gerekli adımları atmaları gerekir.

Bekliyoruz.

  YORUM YAP / YORUM OKU
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS