Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

İngiltere’yi kaybettiniz, Türkiye’yi kazanın

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Evet ilk önce itiraf etmemiz gerekiyor. İngiltere'yi tanıdığımız iddiasında olanlar olarak yanıldık ve şaşırdık.

İngiltere'nin AB'yi nasıl “istismar ettiğini” iyi bilenler olarak “ortak para birimine” ya da “Schengen'e” sırt çeviren ama buna karşılık AB söz konusu olduğunda sadece ve sadece ulusal çıkarlarını ön planda tutarak “AB'yi bir altın yumurtlayan tavuk” olarak kullanmayı ihmal etmeyen İngiltere belki de en büyük tarihi hatayı yaparak yanlış zamanda bir referandum macerası sonucunda AB'den çıkma kararı aldı.

AB üyesi olarak ve AB'yi istismar etmesine rağmen bir çok ekonomik sorunla boğuşan İngiltere'nin AB'den ayrılarak ekonomik krizini nasıl çözeceğini çok merak ediyoruz.

Dileriz İngiltere Kraliçesi'nin bundan böyle AB üyesi olmayan İngiltere'nin geleceğine yönelik “üç önerisi” vardır!

Ayrıca İngiltere Kraliçe'sinin Birleşik Krallığı bir arada tutabilmek için ve en başta haklı olarak AB'den ayrılmak istemeyen ve bu nedenle Birleşik Krallığı terk etmeye hazırlanan İskoçlara “kalmaları” için hangi “üç nedeni” ggöstereceğini de merakla beklemekteyiz.

Bu saatten sonra AB açısından İngiltere'ye yönelik olarak konuşacak fazla bir şey yok. AB'nin 6 kurucu üyesi, Almanya'nın çağrısıyla Berlin'de toplandı ve İngiltere'ye verilen mesaj çok net oldu: “Çıkış süreci hızlı gerçekleşmeli. İngiltere'nin birlikten çıkışı 50.madde uyarınca gerçekleştirilmeli. Bu süreç, mümkün olan en kısa sürede başlamalı, zamana yayılmamalı ki, biz AB'nin geleceğiyle meşgul olabilelim. AB'nin geleceğini planlayalım.”

Evet AB açısından artık en doğrusu bu.

İngiltere'nin AB'yi terk etmesi aslında belki de AB'nin kendine çeki düzen verebilmesi için bir şansa dönüştürülebilinir.

AB çok uzun bir süredir gerçekleştirmesi gereken reformlara odaklanmalı. Özellikle son zamanlarda sığınmacılar krizi gündeme geldiğinde ayaklar altına alınan AB değerlerine geri dönülmesi ve onlara sahip çıkılması AB'nin geleceği açısından kaçınılmaz. AB'ye son dönemlerde katılan Doğu Avrupa ülkelerine yönelik olarak da AB değerleri üzerine ciddi bir bilgilendirme yanlış olmayacaktır. Bazı AB üyesi ülkelerin başbakanlarının sığınmacılara yönelik olarak verdikleri

demeçleri duyduğumuzda çoğu kez AB'nin geleceği açısından kaygılandık.

Şimdi hedef sadece “AB'yi birlikte tutmak” değil aynı zamanda “AB'yi AB yapan ilkeleri canlandırmak” olmak zorunda.

Bu kapsamda AB'nin Türkiye ile ilişkisini yeniden gözden geçirmesi zorunluluğu da kaçınılmaz olacaktır. İngiltere'nin AB'den ayrılışı AB'yi özellikle güvenlik politikaları açısından etkileyecektir. İngiltere, hiç bir AB üyesi ülkenin olmadığı kadar bir çok farklı bölgede etkin konumdaydı ve bu sayede AB'de diğer üye ülkelerinin giremediği ya da hiç bir şekilde aktif olmadığı bu bölgelerde bir şekilde varlığını gösterebilmekteydi. Şimdi bu alanda büyük bir boşluk söz konusu.

Sadece dışişleri ve güvenlik politikaları açısından İngilteresiz bir AB, Türkiye'ye çok daha fazla ihtiyaç duyacaktır.

İngiltere'nin olmadığı bir AB'nin geleceğini belirmek, Türkiye'nin üyeliği konusunda da artık nihai bir adımı atmayı beraberinde getirmek anlamına gelmektedir. Türkiye söz konusu olduğunda AB ülkelerinde “AB'nin geleceği açısından en büyük tehlike” olan AB'nin aşırı sağcı, kafatasçı ve ırkçı grup ve partilerinin taleplerine karşı net tavır almamak aslında büyük bir hatadır. Zaten “AB'ye karşı olmaları varoluş nedenleri olan” ırkçı parti ve grupların “Türkiye, AB'ye üye olmamalı” sloganlarından ürküp bu sloganları sahiplenmenin hiç bir işe yaramadığını İngiltere'de Başbakan David Cameron örneğinde gördük.

Daha düne kadar Türkiye'nin AB'ye üyeliğini destekleyen olduğunu söyleyen Cameron ırkçıların talepleri karşısında ikiyüzlü bir siyaset izleyerek hedefine ulaşacağını sandı ve dersini aldı. Irkçıların sloganlarını üstlenme stratejisi ters tepti. Yanlış, tutarsız bir politikaydı. Cameron, AB içinde kalmak isteyen bir politikacı olarak Türkiye üzerinde pozitif bir söylem geliştirseydi kendisi açısından belki de daha inandırıcı olacaktı. Seçmen her zaman orjinali tercih ettiğinden İngiltere deneyimi tüm merkez partilere ders olmalı.

Evet şimdi İngiltere'yi kaybeden AB, Türkiye konusunda bir adım atmak zorunda. Türkiye'yi kaybetmek üzere olduğunun bilincine varmasında yarar var.

Türkiye, AB'nin kendisine yönelik “sürekli oyalayan” ve “oyalarken” Türkiye'yi kana bulayan “PKK ve PYD terör örgütleri ile flört eden” politikalarına daha fazla sabretmeyeceğini açık bir şekilde dile getirdi. Türkiye'de insanlar artık AB'nin Türkiye'ye yönelik “iki yüzlü politikalarından” bıktılar. Haklılar!

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta Türkiye'nin de AB üyeliği konusunda bir referanduma gidebileceğini açıklarken 78 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının da tam desteğine

sahip olduğundan emindi. Evet Türkler artık bu konuda karar verici olmaktan yana olduklarını açıkca ifade ettiler.

Türkiye, AB değerlerine sahip çıkan ve onları ayaklar altına almayan bir AB'nin üyesi olma yolunda kararlı ilerlemekte. Ancak bizzat Türkiye'de teröre karşı mücadele söz konusu olduğunda AB'nin değerlerini ayaklar altına alan ve kanlı terör örgütü PKK'ya Brüksel'de Avrupa Parlamentosu'nun ve AB Komisyonu'nun burnunun dibinde çadırlar kurduran bir AB'nin üyesi olmak hedefine sahip değil. AB'de özellikle ırkçıların başını çektiği “Türkiye, Türk ve müslüman” düşmanlığına” karşı en başta AB yöneticileri tavır almaları gerekirken kayıtsız kalmaktalar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye müslüman bir ülke olduğu için AB üyeliği engelleniyor” derken acı bir gerçeği dile getirdi.

Şimdi AB kendisi için AB'nin bir “hristiyanlar klübü” olup olmadığı kararını vermek zorunda. AB'de “müslümanlar istenmiyorsa” ve “güçlü bir müslüman ülke bu nedenle üye yapılmıyorsa” Türkiye'de haklı olarak kendi çıkarlarını düşünerek bir karar vermek zorunda.

AB'deki malum “Türkiye düşmanları” tersini iddia etse de Türkiye bir çok AB ülkesinden bile daha demokratik bir ülke olarak bu konuda son kararı halkına sorarak alacak. Bu amaçla Türkiye'nin “AB üyeliğine” yönelik “Evet mi?” ya da “Hayır mı?” sorusunu soran bir referandumu gerçekleştirmesinin vaktinin geldiği görülüyor. Türk halkı “Hayır “oyuyla “artık Yeter” deme hakkına sahip!

Bunun olmaması için AB'nin Türkiye konusunda aslında kendi çıkarları için de en doğru karar olan “üyelik kararını” vermesi hayırlı olacaktır.

Ancak ırkçıların yolunda ilerleyip bir “hristiyan klübü” olmak hedefleri ise Türkiye'de “AB'ye mahkum” değildir.

Even top şimdi AB'de! Bir an önce “İngiltere'yi kaybettik, Türkiye'yi kazanmalıyız” kararını bir an önce vermeli. Artık Türkiye insanının sabrı taşmış durumda!

  YORUM YAP / YORUM OKU
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS