Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

İlhami Işık

Yalanlara doğru dediğimiz günler…

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Yaşadığımız sıkıntılı günler aslında dün yaşadıklarımızın birer dejavusu…

Hem de bıktırıcı bir dejavu..

Öyle olunca da ne yazmak, ne konuşmak, ne de doyasıya gülümsemek geliyor insanın içinden..

Ama hayat devam ettiğinden ve olup bitenler insanların acı çekmesine, bırakın acı çekmeyi açlıktan ölmesine, sayıdan ibaret canlılara dönüşmesine neden olduğundan yazmamak, bir şeyler söylememek ve haykırmamak da ne yazık ki mümkün değil.

Birkaç gündür gerek dünyada gerekse bölgemizde olanlar ve bizim açımızdan da büyük umutların gerçek adresi olan çözüm süreciyle ilgili o kadar çok olumsuzlama ve yaşadıklarımızı tekrar yeni acılara dönüştürme durumuyla karşı karşıyayız ki acaba bu söylenen ve yazılanlar ne kadar gerçeği yansıtıyor? diye düşünüyor ve birkaç şey söylemek istiyorum.

***


İmralı ve Kandil’den üst üste yapılan açıklamalar 2011 Temmuz’unun bir tekrarı gibi.. 

Yine meşhur bir 15'li tarih vardı bu ay karşımızda. Bugün 15 Ekim o gün 15 Temmuz...

Hatırlayınız o zaman da Öcalan artık devrimci halk savaşına gerek olmadığını bir barış konseyi kurma kararı aldıklarını, 15 Temmuz itibarıyla da duyurduğunu söylüyordu.

Ve İmralı görüşmeleri o gün son buldu..
Ardından;
Büyük acılar, 
Büyük can kayıpları..

O gün doğru karar verilmiş olsaydı (ki bu herkes açısından geçerlidir.) Bugün 15 Ekim gibi bir tarih üzerinde bu kadar çok konuşulmayacaktı.

O dönemde o kadar çok kara propaganda yapıldı ki bunun tipik bir örneğini vermek isterim;

Bütün gazetelerde, Televizyonlarda Terör uzmanları stratejistler, yazarlar iş başındaydı;

Hep bir ağızdan KCK’nın Öcalan’a MİT tarafından kurdurulduğunu söylüyorlardı. Ve hepimizi de buna inandırdılar. MİT KCK’yı kurmuştu ve Öcalan’a kurdurmuştu. O kadar yoğun bir propagandaydı ki PKK’nin devrimci Halk savaşı dediği şiddet eylemi de bunun çok ciddi hayat bulmasına neden olmaktaydı.

PKK’deki güç körlüğü bu kara propagandanın sorgulanması önünde ciddi bir engeldi.

Hiçbirimiz “KCK 2005’te kuruldu. 2005’te MİT’in İmralı ile Öcalan’la bir teması yok. Daha evvel tek bir sefer Emre Taner’in bir gidişi var onun dışında MİT’in Öcalan ile hiçbir görüşmesi yok. Hatta öyle ki 2006 ateşkesini ve Oslo öncesi Ankara görüşmelerini Öcalan kendisine yönelik bir tasfiye girişimi olarak bile görmesine rağmen ve 2008’de MİT İmralı ile görüşme istemesine rağmen MİT Müsteşarı görüşemedi. Bunlar bilinmesine rağmen KCK’yı kuran şeklini örgütleme tarzını tüzüğünü yazan Öcalan nasıl oluyor da hiç görüşmediği MİT tarafından kurdurulmuş oluyor?” diye sormadık.

Ve en ilginci de 2003’te kurulan KCK’yı Türkiye 2011’de tartışıyor?

Birileri toplumun yazar çizerlerin PKK-KCK ve Öcalan’la ilgili bilgisizliğini ustaca bir kara propagandaya dönüştürüp süreci zehirleme kabiliyetini o gün de gösterdi.

Bugün de olanlar aynı dün gibi..

Dünyada Türkiye’nin Arap Baharı’na özellikle de 910 KM Suriye sınırına sahip olan bir ülke olmaktan kaynaklı sahiplenmesi ve son 3 yılda Suriye’de yaşananların uluslar arası güç dengeleri yeniden dizayn etmeye sebep olması tıpkı 2010’da PKK’nin Suriye’deki gelişmeyi İmralı görüşmelerine dayatması bugün de Rojava’daki gelişmeleri barış sürecine dayatması ve bunun algı yönetiminde iletişim ve diyalogun doğru kurulmamasından ötürü yaşanan gerginliğin farklı bir fotoğrafını hep beraber seyrediyoruz.

Ama bu sefer süreci başarıya götürmek, kalıcılaştırmak sadece Türkiye’deki barışı değil Rojava’daki Kürtleri de bu barış sürecine katarak başarma şansına her zamandan daha fazla sahibiz.

Bundan ötürüdür ki 2011’de İmralı görüşmelerinde “Kandil’in biz tasfiye ediliyoruz” endişesini şimdi yaşamaması ve Öcalan’la müzakereyi öncelik olarak görmesi Öcalan’ın da “heyetin bana gelmesi görüşmenin devamıdır” söylemi ki hatırlatmak isterim.

Silvan saldırısından sonra bile heyet Öcalan’la görüştü. Bugün heyetin Öcalan’la görüşmesinin önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu görüşme de gerçekleşeceğine göre barış sürecini boşa çıkarmak isteyenler doğal olarak boşa çıkacaklardır.
İLHAMİ IŞIK DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS