Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

İlhami Işık

Operasyon Nisan 2013

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Bugünü anlayabilmek, yorumlayabilmek ve “ne olup ne bitiyor?” hakkında az çok fikir sahibi olabilmek istiyorsak dün neler yaşandığını iyi bilmemiz gerektiği inancındayım. Hayatın doğal akışında olduğu gibi sosyal ve siyasal olaylar da ‘dün’ü olmadan anlaşılamazlar.

Bizim açımızdan da dün bir o kadar önemli iken genellikle dünü görmeden bugünü yorumlamaya kalkıyoruz. O zaman eldeki tüm veriler bizi yanıltmaya müsait hale geliyor. Bundan ötürü bugün yaşadığımız bu acımasızlığı iyi görebilmek açısından en önemli ve benim açımdan da en stratejik tarihin 2013 Nisan ayı olduğunu söylemeliyim.

Arap baharının başlamasıyla dünyada güçler dengesinin hak ve özgürlüklere evrilmesi, diktatörlerin devrilmesi, baskıcı rejimlerin el değiştirmesi, yani soğuk savaşın Ortadoğu’da da sona ermesi anlamına gelen bu durum maalesef dünün muktedir güçleri tarafından büyük bir tehlike olarak algılandı. Bunda başat neden de İsrail’in varlığı ve İsrail’in kaygıları olmuştur.

Bu anlayış maalesef yükselen hak ve özgürlük girişimlerini tekrar kanla ve baskıcı rejimlerle geri getirme ve yaşadığımız bu kaosu ortaya çıkarmaya neden olmuştur. 2012 sonu itibarıyla harekete geçen ve tümüyle İsrail’in güvenliği ile körfez ülkelerinin varlığını korumaya yönelik bu karşı saldırı, planlı organize ve hedefi net bir taarruza dönüşmüştür. 2012 Eylül’ünde ABD büyükelçisinin Libya’da öldürülmesi ABD’nin sinir sistemini sarsmış, demokratların gelecekteki lideri olan Hillary Clinton’un tasfiyesine, zamanın CIA şeflerinin ekarte edilmesine neden olmuştur.

Birinci hamle ABD sinir sistemini Arap karşı devrimine koordineli bir şekilde yönlendirmekti…
Bu başarılmıştır.

İkinci ama en önemli hamle ise Nisan 2013’te Baş döndürücü karşı devrim trafiğidir. 2012’nin sonlarında şimdiki IŞİD lideri Bağdadi’nin daha IŞİD oluşmadan Nusra Cephesinin liderliğine gelecek olan Colani’ye Türkiye’deki muhaliflerin toplantı halindeyken bir otelde hepsinin bombalı saldırıyla imha edilmesi emrine karşı başlayan ilk ayrılık ki; Düşünebiliyor musunuz Esad’ın zulmünden ötürü varlığını ilan eden bir örgüt Esad’a karşı örgütlenen tüm muhalifleri yok edecek ve bu muhalifleri destekleyen ülke olan Türkiye topraklarında bunu yapacak bir planı hayata geçirmeye çalışıyor. Sizce bu çok ama çok garip bir davranış biçimi değil mi?

Bu ayrılıktan sonra Esas hedeflenme 2013 Baharıyla beraber düşme noktasına gelen Şam rejiminin 2 cephede birden kurtarılma operasyonu hayata geçiriliyor. İki cephe de özenle seçilmiş stratejik cephelerdir. Biri Suriye Rejiminin doğal müttefiki olan İran tarafından büyütülen Hizbullah’ın Humus’a bağlı Kuseyr kasabasına saldırarak Şam’a gidecek ana yolu kapatması ve Hizbullah’ın 2013 Nisanında Suriye karşı devriminin bir numaralı aktörü haline getirilmesi...

Düşünebiliyor musunuz? Zamanında İsrail’e karşı efsanevi bir duruş sergileyen Hizbullah tarihinin en kirli, en zalim ve en ahlaksız savaşına ortak olmakla kalmıyor bunun yürütücüsü olmaya başlıyor… Tarih Nisan 2013

İkinci cephe ise muhaliflerin Dara’da Azez’de Halep ve Humus’un önemli stratejik merkezlerini rejimden arındırdığı ve rejimin sinir sistemi olan Şam’a yöneldiği bir dönemde 2006’da Irak merkezli Irak İslam Devleti adlı örgüt Suriye’de IŞİD ismiyle varlığını ilan ediyor. İlk işi de Suriye Muhalefetinin elinde olan bütün bölgelere saldırmak, Suriye muhalefetinin liderlerini öldürmek, kafalarını kesmek, hatta en iğrenci de arabulucuların bile kafasını kesmek…

Düşünebiliyor musunuz? Yine Esad’ı kurtaran hamlenin ikinci önemli aktörü kendisine “Esad muhalefetiyim” diyen Sünni İslamcı kimlikli bir yaratıklar örgütü… Tarih Nisan 2013

Gelelim Bu 2 görev başarıldıktan sonra yaşananlara… Yani Nisan 2013’ten sonra tüm bölgeyi sarsan tarihsel gelişmelere;

(Tüm bunlar ABD ve İran görüşmeleri olurken gelişen olaylar zinciri)

Esad derin bir nefes almış, iki muhalif örgüt Esad’ı kurtarmayı üstlenmiş , görev tamamlanmış, sıra çemberin ana halkalarına gelmiştir. 2 ana halka eş zamanlı olarak saldırıya uğramıştır. Mısır ve Türkiye...

2013 Nisan’ında barış sürecinin bir tarihsellikle karar altına alınması, artık Türkiye’nin Suriye ve Ortadoğu’daki gelişmelere kendi iç kavgasını halletmiş bir şekilde yönelmesi ve hak ve özgürlükler lehine daha güçlü bir şekilde müdahil olabilmesinin yolunun açıldığı ay…

Tam da bu dönemde inanılmaz bir şekilde Türkiye’nin bir diktatörlüğe gittiği, yaşam biçimlerine müdahaleye başladığı yalanı ile bir operasyon yürütülür ve sinir sistemi ele geçirilir…

Başta ABD ve Batı organizasyonlarıyla pişirilen bu durum Gezi direnişi denen bir karşı devrim dalgasının Türkiye’yi iki yıl Ortadoğu’dan uzaklaştırma sonucuyla karşı karşıya bıraktı. Hedeflenen iktidarı alaşağı etme ve bu karşı devrim dalgasının bir parçası haline getirme durumuydu ama okuyamadıkları ve bir an evvel karşı devrimi gerçekleştirme körlüğünün perdelediği bu ruh hali sistem içerisinde sisteme muhalefet ederek gelişmiş bir muhafazakar Demokrat iktidarın varlığı ile Kürt siyasetinde Öcalan gibi Ortadoğu’yu okuma kitabına dönüştürmüş bir liderin buna karşı duruşuydu...

Maalesef Mısır bu iki liderlikten de yoksun olduğundan ve İsrail açısından ve Suudi Arabistan açısından birincil ölümcül tehlike görüldüğünden Müslüman Kardeşler hareketinin sistem içerisinde kendisini ifade edebilme zamanına kavuşamaması fırsat bilindi ve Mısır karşı devrime yenik düştü.

Operasyon başarıyla devam ediyordu. Ama bu da yetmiyordu onlara. Mısır düşmüş, Libya düşmüş, Tunus filozof bir liderin varlığıyla karşı devrimi engellemesine rağmen sürekli düşme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmış, Yemen tümüyle iç karışıklığa teslim edilmiş, İran kurtarıcı bir pozisyona yükseltilmiş ama bunlar yine de Neoconlar ve onun bölgesel yerli müttefiklerine yetmemiştir. Bir ölümcül saldırıya daha ihtiyaçları olduğu Haziran 2014 IŞİD saldırısıyla ortaya çıkmıştır. Kürtlerin Irak’ta bağımsızlık girişimi belirsiz bir tarihe ertelenmiş, bunun karşılığında Maliki gitmiş, İran ve ABD 11 yıllık iğrenç politikalarının bedelini ödemeleri gerekirken kurtarıcı olmuş, Türkiye tekrar süreçten dışlanmak istemiştir. Ama operasyon ters tepmiştir. Şimdiye kadar hırpalamak istedikleri tecrit etmek istedikleri, bölge dışına itmek, kanadını kolunu kırmak istedikleri Türkiye’siz yeni bir bölge düzenlemesi ve Kürtlersiz kalıcı bir barış gerçekleştirme durumunun olmadığını ancak bu kadar operasyon sonrasında kendilerine dönen bedelden sonra fark etmek durumunda kalmışlardır.

Ve batı açısından da İsrail’in kaygıları endişeleri kendileri açısından da artık İsrail'in bu tavrı sadece Ortadoğu değil dünya için de kaldırılamaz bir yük ve kendilerine yönelen bir tehlike olarak görülmesi peş peşe Filistin devletini tanıma girişimlerinin gerçekleşmesi yeni durumun en açık ifadesi olmuştur. 

Kasım 2014 itibarıyla tarihin çarkları tekrar farklı bir şekilde dönmeye başlamış Türkiye Bağdat’la kalıcı bir ilişki Güney Kürdistan’la sağlam bir kardeşlik barış süreciyle başta Kobani olmak üzere Suriye Kürtleriyle yeni bir sayfa, kendi iç barışını da onların aynı operasyon ayı olan Nisan ayı gibi 2015 Nisanında finale götürme azmini ve gerçekliğini doğurmuştur.
İLHAMİ IŞIK DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS