Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

İlhami Işık

Kürtlerin diyet borcu

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Biz Barış-Barış derken çözümün en büyük demokrasi göstergesi olduğunu savunurken, ortak vatan, demokratik cumhuriyet, derken;
 
Biz Gidişatın Avrupa Birliği Normları olduğunu savunurken ısrarla medyada bize “Hayır! Sizin tek seçeneğiniz ölmenizdir” mesajıyla karşı karşıya kalıyoruz.

Yanlış anlaşılmasın!

Bu söylem çok çeşitli şekillerde ifade edilmeye çalışılıyor. “Direk ölmeniz gerekiyor” demek yerine “40 Milyon nüfusa sahipsiniz. Ancak silahla mücadele verebilirsiniz. Devlet kurmaktan geri adım atmamalısınız” deniyor...

Bunun tercümesi bize ölüm davetiyesi çıkarmaktır. Yani sanki Kürtlerin bütün imkanları varmış, bütün dünya Kürtleri zorluyormuş da Kürtler "Hayır devlet olmak istemiyoruz" diyormuş gibi...

Bu olması gereken bir yol değildir. Ayrı devlet bölge ve dünya gerçekleriyle örtüşen bir istek değil. Bu kanın kinin devamını dileyenlerin dili. Bu yol kan ve gözyaşı yoludur.

Bir diğeri de "Bu kadar bedel ödediniz. Bu bedellerin garantisini almadan masaya oturmayın." sözleri.. Bunun da özeti aynı şekilde ölüme davetiyedir.

Biz bunu söylerken karşımıza "Biz kürtler için bedel ödedik. Bizi niye eleştiriyorsunuz" diye yüksek sesle bizi aşağılayan, horlayan, aslında bizi insan gibi görmeyen söylem ve bakışlarla karşı karşıyayız.

Şunu ifade etmek istiyorum. Evet Kürt meselesi ile ilgili bir sürü insan bedel ödemiştir. Bedellerin karşılaştırması benim çok tasvip ettiğim birşey olmamakla beraber bu bedeli diyet borcuna dönüştürenlere artık söyleyecek birkaç sözümüz olmalıdır.

Dostlarımızın bedeli kazanım bedelidir. Yani bedel öderken de kazanmışlardır. Ama Kürt ve Türk çocukları bedeli ölümle taçlandırmışlardır. Ölmeyenler de ömürlerinin en büyük zaman ölçeğinde cezaevi hayatı yaşamışlardır. Kimileri kesintisiz 22 yıl, kimileri Öcalan gibi 14 yıldır tek kişilik hücrede, kimileri de Diyarbakır cezaevinde güzeller güzeli Ferhat ve 4 arkadaşı gibi kendini yakarak...
 
Vedat Aydın, Mehmet Sincar, Musa Anter gibi simge isimler de kalleşçe pusularla yok edilerek, kimi de doğduğu toprağı bir daha dönmemek üzere terk ederek, kimi devletin inanılmaz şiddeti, kimi de PKK’nin aynı düzeydeki şiddeti nedeniyle hala evlerine dönememektedirler.

Soruyorum; Çocuğu eve biraz geç kalınca aramadık yer bırakmayanlar, veya bebeği ateşlenince hastane hastane dolaşanlar (Ki doğru da yapıyorlar) acaba bizlerin duygularımız olduğunu, yüreğimiz olduğunu birer ailemiz olduğunu, hayallerimiz olduğunu neden anlamak istemiyorlar?

50 Bin insan öldü. Bunun için kim sevgilisi ile sevişmekten vazgeçti? Herkes hayatına devam etti. Ama o binlerce aile kendi kıyametini hala yaşıyor. Bizim açımızdan bedel ödeyenlere saygımız hep olacaktır. Ama şunu bilmelidirler ki; ne Kürt gencinin, ne Türk gencinin kimseye diyet borcu yoktur. Bu kada acı yaşayanlar BARIŞ derken ve "Barış gerçekleştikten sonra ne konuşacaksak o zaman yapalım konuşalım" derken daha barışın başındayken, sürece şaibe bulaştıranlara saygımız olmayacaktır.

Ve tüm bu gerçeklere rağmen gözümüzün içine baka baka bizleri hükümeti hiç eleştirmemekle suçlama pozisyonuna giriyorlar. Bizim şuanda yaptığımız varolan bir yangının söndürülme çabasıdır. Bir mahallede yangın varsa öncelik onun sönmesidir.

Yoksa yangını söndürmeye giden itfaiye erlerinin de sorunları vardır. Yangının olduğu yerdeki mahallenin de onlarca sorunu vardır. Ama hiç kimse bizim sorunlarımız çözülmeden yangına müdahale etmeyin demez. Bu gaflettir.

Bir de bu saldırıların sahipleri muhafazakar kesimin Kürt meselesi ile alakalı çeşitli nedenlerden ötürü derinlikli bilgiye sahip olmamasından da faydalanarak kuşatmayı inanılmaz derecede büyütmektedirler.Onun için muhafazakar dünya Kürt meselesinin sosyolojisi ve politik duruşu ile alakalı bilgilerini bu kuşatmayı yaracak şekilde geliştirmelidirler.
 

İLHAMİ IŞIK DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS