Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

İlhami Işık

İki yanlıştan bir doğru çıkar mı?

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Hiçbir mesele veya sorun aldığı yeni şekil göz önünde bulundurulmadan çözülemez.

Ama maalesef gerek muhafazakar kalemler tarafından gerekse Kürt siyasi hareketinde barış ve çözüm süreci kapsamında silahsızlanma ve şiddeti sona erdirme amaçlı düşünceler; sanki hiçbirşey değişmemiş, bölgede bu kadar vahim olaylar olmamış, Türkiye içerisindeki dengeler bu kadar farklı bir rota çizmemiş ve sanki bu sorun birkaç yıl evvelki aynı durumdaymış, gibi yazılıp çiziliyor ve dile getiriliyor.

Birincisi özellikle de muhafazakar kalemlerde var olan bir endişenin kaynağının sorgulanmadığını irdelemeye çalışacağım. Neden ve niçin aslında bir endişe olmadığını irdelemeye çalışacağım.

PKK’nin Türkiye’de silahlı mücadeleye son vermesi ve şiddeti sonlandırması başka bir tavırla izah edilmeye çalışılıyor. "Neden sadece Türkiye’de silahsızlanılacak? Neden bulunduğu bütün yerlerde ve ülkelerde ya da alanlarda bu işe son vermiyor?"

En son barış ve çözüm süreciyle yakından ilgilenen Abdulkadir Selvi’nin yazısındaki “PKK’nin sadece Türkiye’de silahlı mücadeleye son vermesi çözüm süreci açısından bir şüpheyi doğuruyor” sözlerinden de anlaşılacağı üzere muhafazakar kalemlerin ciddi bir çoğunluğu bu endişeyi taşıyor gibi görünüyor.

Evet doğrudur. Geçmişte PKK’nin tümüyle silahsızlanması konuşulan ve gündemleşen bir durumdu. Ama bugün gerek Suriye’de yaşanan büyük kıyım, Rojava sorununun varlığı ve gerek Güney Kürdistan’da IŞİD’in ciddi varlığı bunu farklı görmemize ve değerlendirmemize neden olmuştur.

Peki dün PKK’nin Türkiye’de silahsızlanması konuşulan bir şey değildi. Şimdi neden konuşuluyor? sorusuna karşı şunu söyleyebilir miyiz?

- Dün paralel devlet yoktu. Bugün var! Dün olmadığı için bugün konuşmamamız mı gerekiyor? Mücadele etmememiz mi gerekiyor?

- IŞİD yoktu. Ama bugün var. Konuşmayacak mıyız?

- Ya da dün Suriye’de iç savaş yoktu. Bugün de mi yok sayarak değerlendirme yapmamız gerekiyor?

Anlaşılacağı üzere son 3 yıldaki gelişmeler etrafımızdaki savaş ve bu savaşın hem Suriye’de hem Irak’ta Kürtlere yönelik olması ve hala devam etmesi sadece PKK açısından değil orada yaşayan hiçbir topluluğun, örgütlenmenin silahsızlanmasını öngöremez. Bırakın öngörmeyi savaş ve kıyım karşısında silahsızlanın demek ne kadar gerçekçi ve doğru olabilir?

Eğer evet sınırlarımızın ötesinde şiddet olmasaydı doğal olarak PKK’nin tümüyle silahsızlanması birincil gündem olurdu ve olmalıydı. Ama siz ateş içerisinde bir Suriye’de ateş üzerinden süren bir savaşta birilerine silahsızlanın diyebilir misiniz? Hayır!

Sizin PKK'den bunu yapmasını isteyeceğiniz tek bir yer var o da Türkiye’dir ve söylenen de doğal olarak budur. 

İkincisi PKK’nin hala askeri bir güç olarak kazanımlarını sürdürebileceğine ve bunun üzerinden PKK’nin Türkiye’de silahlı mücadeleyi ve şiddeti bırakmaması gerektiğine yönelik, hem Kürt hem de sol cephede yazılan çizilen ve söylenenlere bakıldığında bunu bir evvelki PKK’nin Türkiye’deki silahsızlandırılmasıyla ilgili durum gibi tam zıttı olan bu tanımlama hiç de gerçekçi ve doğru olmayan bir tanımlamadır diye düşünüyorum.

Çünkü bunun nedeni bölgedeki askeri gücüyle ya da Kobani’deki IŞİD’e karşı direnme gücüyle kazanmanın birbirine karıştırılmasıdır. Evet doğrudur. Kobani’de büyük bir direniş vardır. Ama bu direniş koalisyon güçlerinin yani ABD’nin öncülüğündeki yapının müdahalesi olmasaydı bir kazanıma dönüşmeyecek tam tersi bir yenilgiyle sonuçlanacak bir direnişti. Propaganda dışında hayatın gerçeğine bakmak istiyorsak tablo bu.

Askeri güç Mahmur’u koruyamamıştır, Şengal’i koruyamamıştır, Kobani’yi koruyamamıştır. Tam tersi siyasal güçlerin yani siyasetin müdahale insafına kalmış bir durum orada yenilgileri engellemiştir. Direniş ile zafer arasındaki o büyük uzaklığı eşitlemek belki bir moral kazanımı olarak görülebilir ama kesin sonuç değildir. Her direniş zafer demek değildir.

Bundan da anlaşılacağı üzere koalisyon müdahalesi olmasaydı o askeri güçler IŞİD’i ne Şengal ne de Kobani’de geri püskürtemeyecekti.

Bundan ötürü en önemli güç siyasal güç olduğu için ve PKK’nin de siyaseten en büyük örgütlenmesi Türkiye olduğu için Türkiye’de siyaset yapmak onu bölgede önemli bir siyasal aktöre dönüştürecektir. Ve bu herkesin başta PKK olmak üzere hayrına olan bir şeydir. Çünkü kazanımları sağlayan siyasettir. Kazanımları koruyacak olan da siyasettir. Bunun böyle bilinmesi herkesin menfaatinedir. Onun için Türkiye’de Şiddetsiz çatışmasız siyasetin yönü hem devlet açısından hem Kürt siyaseti açısından sonuna kadar kullanılmalı ve açılmalıdır.
İLHAMİ IŞIK DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS