Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

İlhami Işık

Çanlar kimin için çalıyor ve AK Parti iktidarı…

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Veba saraya bulaşıncaya kadar vebanın önlenmesi için hiçbir önlem almayan saray, ne zaman ki bu tehlike ile yüzyüze kaldı o zaman her türlü önleme başvurdu…

Bugün her ne kadar ülke içi siyasette farklı şeyler tartışılıyor, bir sağırlar diyaloğu devam ediyorsa da dünyada olup bitenler ve bu sağırlar diyaloğunun ne kadar anlamsız olduğunu gösteren o kadar işaretler mevcut ki bunları tartışmamak ve yanısıra siğer gelişmeleri görmemek, esas itibarıyla bu gelişmelerin tüm hayatımızı etkileyecek gelişmeler olduğunu anlamamak siyasi körlükten veya kendi rahatsızlığını herşeyin önüne koyma anlayışından başka bir şey değildir.

Peki ne oluyor dünyada? Ve bölgemizde…

***Uluslararası sistem soğuk savaştan bu yana ilk defa bir tehdit konusunda ortaklaşıyor. Ve bu tehdit algısı ile yeni şekillenmelere yeni ittifaklara gidiyor, zemin hazırlıyor ve oluşturuyor.

Bildiğiniz gibi 1989 soğuk savaşın bitişi büyük kırılmalara neden olmadı. Büyük kırılmalardan kasettiğim çatışma ve savaş ortamları... Yugoslavya hariç..

Çünkü soğuk savaşı oluşturan faktörler sistemin içinde ama sisteme muhalif aktörlerdi. Yani Putin gibi, Aliyev, Şevardnadze gibi örneklendirebileceğimiz bu aktörler yıllarca sistem içinde olan fakat dönüşümde sisteme muhalif aktörlerdi.

Arap Baharında ise ne yazık ki yüzyılların ötekileştirilmesi, dışlanılması, yok sayılması ve illegaliteye itilmeleri nedeniyle dönüşümü gerçekleştirecek değişimi sağlayacak sistem içerisindeki aktörlerin yokluğu büyük kırılmalara neden oldu.

Bu kırılmanın en dramatiği de Suriye’de yaşandı. Arap Baharını alkışlayan Uluslararası sistem, değişim aktörlerini yaratamayınca veya değişim aktörleri sistem içerisinde ortaya çıkmayınca domino etkisiyle bu kırılmalar uluslararası sistemi kendi açısından bir tehdit olarak görme, algılama, değişime karşı çıkanlar açısından da bir tehdit olarak gösterme yoluna gitti.

Kırılma ateşinin tüm Ortadoğu’yu sarması, uluslararası sistem açısından vebanın saraya gelmesi gibi bir durumu oluşturdu.

Buna dur demek için harekete geçen uluslararası sistem açısından ciddi engeller vardı.

1- ABD’nin Irak işgalinden almış olduu derslerden ötürü geri planda durması.
2- Rusya’nın gelişmeleri kendi aleyhinde yorumlaması
3- En önemlisi de Ortadoğu’nun 3 önemli aktörünün her türlü gelişmeyi kendine tehdit olarak görüp çatışmayı kendi alanı dışındaki ülke ve bölgelere sevketme kabiliyetinde olması. Ki bunlar İsrail, İran ve Suudi Arabistan.
.

Bu muazzam zorluk ile uluslararası sistemin savaşmakta aciz kaldığı ve aslında yüz yıldır kendi yarattığı canavara karşı hamlesizliği 2013 Eylül itibarıyla yeni bir döneme girmenin mecburiyetini doğurdu.

Nedir bu yeni dönem?

Uluslararası tehdit karşısında Rusya’yla beraber hareket etme. 3 Yıllık Suriye iç savaşı ve sonuçları, yani olmayacakların görülmesi bunu mecbur kılmıştır. Ortadoğu’da oyun bozucu rolü en yüksek olan ve bir numaralı düşman olarak görülen İran’ın sistemin içine dahil edilip Ruhani liderliğinde dönüşümünün önünün açılması ile başlayan dönemdir bu.

Bu hamle İran düşmanlığı ile Ortadoğu’da yaşama kabiliyetini sürekli canlı tutan İsrail politikalarının ve onun politik kardeşi olan Suudi Arabistan’ın ciddi direnci ile karşı karşıya kalmasına rağmen tehlikenin uluslararası sistem açısından büyüklüğünün kabul edilmesi sonucu parçalanan bütüne feda edilmesi diye görülen klasik siyaset tarzının hayat bulması açısından kendi değerlerini bile reddeden sistemin Mısır’da darbeye bile onay vermesi yarın İran’la hayat bulacak olan yeni gelişmelerin bir sonucu olarak yanlış ama bir gerçeklik olarak görmekte fayda olacağını düşünüyorum.

***Türkiye uluslar arası sistemin içerisinde sisteme muhalifler tarafından değişim ve dönüşüme tabi olması politikasını daha yeni hayata geçirirken, bunu uzun yıllardır sistem içerisinde ama sisteme muhalif Ak Parti (Ki uzun yıllardır yerel yönetimden merkezi yönetime taşındı) aynı şekilde Kürt siyasal hareketi de yerel yönetimden parlamentoya taşındı. Bu deneyimiyle uluslararası sistemin tehdit algısı dışında ve hatta yeni düzlemde daha da güçlenerek daha önemli bir aktöre dönüşerek yoluna devam edeceği açıktır.

Bunlardan ötürü kanlı bıçaklı olan Türkiye-Irak politikası Güney Kürdistan ve Bağdat politikası Türkiye-İran Politikası hızlı ve baş döndürücü bir gelişmeye doğru gitmekte. Her ne kadar günlük politikalar içerisinde olumsuz söz veya tavırlar olsa da bu bizi sürecin bu istikamette yürüyeceği bilincinden alıkoymamalıdır.

Bu gidişhat Cenevre-2’de Suriye’nin yeni bir şekil almasına, Rojava’nın da bir sıkıntıdan ziyade bir olumlu duruma evrilmesine vesile olacak; Bunun yansıması olarak Lübnan Hizbullah’ını da kendisini dönüştürmeye mecbur kılacak gibi görülüyor.

***Eğer Türkiye’nin geleceği hakkında kaygılarımız, endişelerimiz veya umutlarımız var ise bizim dışımızda gelişen dünyanın bizi ne kadar etkileyebileceği bizim de son 10 yıllık deneyimlerimizle uluslar arası ilişkileri ne kadar etkileyebileceğimizi görmemiz gerektiği inancındayım. Bu anlamda sistem içerisinde ama siteme muhalif AK Parti ve Kürtlerin geleceği olumlu anlamda açık ve kalıcıdır. Böylece AK Parti iktidarının bir 10 yıl daha iktidarını sürdürmesi Kürt siyasetinin de bölgede kalıcı ve vazgeçilmez demokratik bir aktöre dönüşmesi hiç de sürpriz ve öngörülmez olmasa gerek.

Türkiye’de siyaset yapan, iddiası olan kişi, kurum ve siyasi yapıların bu durumu göz önüne alarak kendisini değişim ve dönüşüme tabi tutmasında fayda olacağını düşünüyorum.
İLHAMİ IŞIK DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS