Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

İlhami Işık

Batı, vicdan ve çıkarlar

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Son dönemde bazı aydınlarımız Türkiye’nin siyasetini değerlendirirken özellikle batının Türkiye’ye nasıl baktığına ve nasıl değerlendirdiğine bakarak yorumlamayı pek sever hale geldiler. Bu görüş ve duruşa yönelik izin verirseniz ben de birkaç söz söylemek istiyorum. Ama ilk önce bir Hint atasözüyle başlamak istiyorum.

Şöyle diyor: İngilizler bize ‘Size incili öğretelim’ dediler. Bir baktık ki hepimiz İngiliz olmuşuz.'

Aslında durumun yalın tarifi budur.

Evet doğrudur. Batı uygarlığı yüz yıllık kendi iç çatışmalarından sonra hak ve özgürlükleri, bunun yanında ekonomik gelişmedeki adaleti belli bir seviyeye oturtmuş, bunun hukukunu da sağlamıştır. Burada tartışılacak bir taraf yoktur.

Batı kendi halklarına ekonomik, sosyal, siyasal.. Sayabileceğiniz tüm hukuksal özgürlükleri kullanma konusunda bazı dönemler hariç son derece tutarlı olmuştur. Fakat bu madalyonun bir yüzü ve biz batı uygarlığı dışında kalanlar için yani dünyanın dörtte üçü için tam tersidir. Batı kendi halkı için öngördüğü özgürlüklerin hiçbirini diğer halklar için öncelikler sırasına bile almamıştır.

Batının kendi dışındaki dünya için birinci derecede önceliği vicdanı değil çıkarları olmuştur. Bundan ötürüdür ki gün geldiği zaman siyaha beyaz, beyaza siyah demiş ve bunu yaparken en ufak bir tereddüt yaşamamıştır.

Örneğin Kaddafi’yi Paris’i, Roma’nın göbeğinde ağırlayarak göklere çıkarırken gün gelmiş yok edilmesi gereken bir diktatör olarak görmüştür.

Hüsnü Mübarek’i 40 yıl baş üzerinde tutmuş gün gelmiş onu diktatör ilan etmiştir.

Aynı şekilde faşist bir diktatör olan Darbeci Sisi’yi demokrasiye geçişin aracısı olarak görmüştür.

Saddam Hüseyin’in İran’la savaşırken bir numaralı dostu olmuş, ama gün gelmiş yok edilmesi gereken bir insanlık suçlusu ilan etmiştir.

Ama en komiği nedir biliyor musunuz?

1970’lerde Amerika ırk ayrımının doruğunu yaşarken bırakın eyaletleri, sokaklarında bile ırkçılık kol gezerken Sovyetleri insan haklarına uymamakla suçlamıştır. Kuzey Kore’den şikayet ederken tek tip elbisenin tek tip düşüncenin imparatorluğu olan Çin’i Sovyetlere karşı olduğu için dost ilan etmiştir.

Cumhuriyet tarihinin en kanlı faşist diktatörü Kenan Evren’i el üstünde tutmuştur. Ama esas ironi 1993-96 arasında yani düşük yoğunluklu savaşın kıyımında panzerlerini bu savaşın emrine veren Almanlar savaşın arkasında sonuna kadar durmuşlardır. İlginçtir ki mevcut iktidar başka bir panzer ihtiyacını ihale etmeye çalışınca yıllardır bu kıyımda kullandıkları panzerleri Kürtler için kullanamazsınız demişlerdir. Yani Panzerlerin ihaleden çıkmaması için özgürlük kavramını böyle kirletmişlerdir.

Şimdi soruyorum: Sizce yaşayan tarihte diktatörlerin arkasında olmayan bir batı medeniyetinden bahsedilebilir mi? Ya da daha ileri gidersek diktatörleri desteklememiş bir batı ülkesi var mıdır? Sizce kendi ülkesi için bu kadar özgürlükçü olan batı dünyada emperyalizmin, sömürgeciliğin, ırkçılığın ve faşizmin destekçisi olmayı nasıl becerebilmiştir?

Böyle bir batı için başka bir ülkeyi değerlendirirken ona demokrasi notu verirken gerçekten de demokrasiden yana oldu diyebilir miyiz?

Eğer bugün Türkiye’de stratejik çıkarlarında bir sorun görmese kimin iktidarda olduğunun onlar açısından kıymeti harbiyesi var mı zannediyorsunuz? Batı için temel hedef stratejik çıkarlardır. Breisky’nin ünlü sözünü hatırlatmak istiyorum ‘Bizim için milyonların ölmesinden ziyade, Sovyetlerin çöküp çökmediği her şeyden önemlidir’ Yani batının gözünde milyonların hiçbir değeri yoktur.”

Yani eğer stratejik çıkarlarına aykırıysa batı için hiçbir şey önemli değildir..

Bugün Suriye’de olduğu gibi…

Bunu en iyi batının ağababası olan İngiliz ekolünün lideri Churchill’in 2. Dünya savaşında sırf komünistler güçlü çıkmasın diye Sovyetler’e yardıma koşmamakla 20 milyon Sovyet vatandaşının öldürülmesinin yolunu açmasından biliyoruz. Churchill’e sorarlar. “Niçin Sovyetlere yardıma gitmediniz?” Diye. “Komünistler bu savaştan güçlü çıkmamalılar” der. Onlar açısından ölen 20 milyon insanın hiçbir değeri yoktur.

Eğer ezik değilseniz, aşağılık kompleksi ile yoğrulmamışsanız aklınız karşınızdakinin kini ve nefreti ile kör olmamışsa dünyanın bu stratejik çıkar gözetimi dışında kendi ülkenizde neler olup bittiğini kendi halkınızı tanıyarak onların temel ihtiyaçlarına, inançlarına, kimliklerine tarihi göstererek çözebilirsiniz. Yoksa batının “size özgürlük getiriyoruz.” Ya da “özgürlüğünüzün yanındayız” söyleminin Mısır’da nasıl bir askeri darbe ile sonuçlandığına bugün Ukrayna’da nasıl bir iç savaşa gittiğine Irak’ta günde yüzlerce insanın öldürülmesine ve insanlık tarihinin en utanç verici savaşlarının devam ettiği Suriye’ye bakmanızı öneririm.

Biz Kürtler açısından da Türkiye’yi hukukta keyfiyetle suçlayan Alman Cumhurbaşkanının Öcalan Avrupa’ya çıktığı zaman yıllardır onun hakkındaki tutuklama kararını hangi keyfiyetle ve hangi hukuk ile 1 günde aldıklarını çok iyi bilmekteyiz. Eğer Öcalan Avrupa’da yargılanmış olsaydı bu savaş bu kadar büyümeyecekti. Bu kadar can da verilmeyecekti.
İLHAMİ IŞIK DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS