Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

İktidar ve Adalet

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

İktidardan bahsedilen her yazıda mutlaka siyasi iktidarların ele alınması gerekmiyor. İktidar bir şey yapabilme gücüyle ilgili ise bireyden başlayarak tek tek herkesin dünyadaki gidişata ait olmak üzere kendince sorumluluk alanını bilmesi, bulması ve üzerine düşenleri yapmasıyla ilgili sorular sorması gerekiyor.

Birey ve toplumların aslında birbirlerine karşı bazı alanlarda farklı görev ve sorumlulukları olsa da; aslına bakıldığında beşer denilen canlının sorumluluklarını bilmekle başlayan bir süreçle, kendini ifade ettiği ve ifadesine uygun eylemlerde bulunduğunu görmek; daha sonraki hayata dair gidişatın tahmin edilmesini de kolaylaştıran veya öngörüde bulunmaya yönlendiren tarafı mutlaka olacaktır.

Her birey ve toplumun bu anlamda yaptıklarını şöylece tasnif etmek mümkündür

a)Birey ve toplumun isteyerek yaptıkları,

b)Birey ve toplumun isteyerek yapmadıkları,

c)Birey ve toplumun istediği halde yapamadıkları,

d)Birey ve toplumun istemediği halde yaptıkları.

Bunun dışında başka tasniflerde yapılabileceği gibi, sadece bu tasniften yola çıkıldığında yaptıklarımızın değerlendirilmesi de söz konusu olacaktır.

Bir taraftan yaptıklarımız ama diğer taraftan yapmadıklarımız veya yapamadıklarımız, insan olma şerefini kazanmakla kaybetmek arasındaki gidiş gelişlerin oluşturacağı bir alanda itibar kazandıran veya kaybettiren bir anlam yüklenmeye başlayarak, iz veya kir bırakan olmanızı sağlayacaktır.

İsteyerek yaptıklarımızda çok verimli olmak mümkündür. İçine sevgi katılarak yapılan yemekle; istenmeden sadece bir görevi yapıyormuş gibi istenmeden yapılan yemek arasında tat farkının olması kaçınılmazdır.

İstediği halde yapamadıklarına karşı tavır belirleyen insanın, istemediklerini yapmak zorunda kalışı acziyetin ve insan olmanın erdemi olacak gönül rahatlığını devreye sokabilmenin güzelliğini veya zorluğunu fark etmemizi sağlayacaktır.

Sırf başkasının istemesinden dolayı istediklerinden vazgeçen insan veya toplumun; zaman içinde yaşayacağı gerginliklerle etrafına ne kadar faydalı veya zararlı olacağını kestirmek çok mümkün olmasa gerektir.

İstemediği halde bir mesleğe sahip olmak veya istediği mesleğe sahip olduğu halde; önüne çıkan bir takım bürokratik ve keyfi uygulamalardan dolayı belli bir hedefe matuf işler yapamamak, zaman içinde insanı veya toplumları bezdirici nitelikte sıkıntı dolu bir hayatın sahibi kılacaktır.

Sevmediğiyle evlenerek mutsuz bir hayatı yaşamak zorunda bırakılanlarla, sevdiğini zannettiği biriyle evlenip en kısa zamanda sürünmeye başlayacak insan arasındaki sonuç itibariyle çok fazla fark yok ise; yapılması gereken en önemli şey birey veya toplumun bilinçlendirilmesinden geçmektedir.

Hangi konuda olursa olsun bilinçli olmayan varlıkların yaptıklarından dolayı hesaba çekilmesi, sonuçların gelecekte dahi olsa değişmesini sağlamayacağı öngörüsüyle; her anlamda ve her alanda bilinçlendirme çalışmalarının uzun vadeli işler olarak görseler de ciddiyetle ve planlı bir şekilde takip edilmesi gerekir.

İktidarların toplumun inançlarına ve teamüllerine rağmen dayatarak toplumsal dönüşümü sağlamaya çalışmaları ne kadar anlamsız ise; toplumların düşüncelerini temsil ettiğini zannedenlerin henüz bilinçlendirilmeden toplumsal değişimleri sağlamaya yönelik girişimleri de o kadar abesle iştigal olacaktır.

Burada durup sormak gerekir. Gerekliliğini anlatamadığım şeylerin birey ve toplum tarafından isteyerek kabul edilmesi söz konusu değilse, biz ne yapıyoruz?

Toplum istediği halde yapmıyorsa neden yapmıyoruz diyebilecek kadar bilinçli v e kontrollü ilişkiler kurabilen iktidarların başarılı olması söz konusu olacaktır.

Bu anlamda iktidar sahiplerinin toplumdan gelen sese kulak vermesi önemlidir.

İktidarların toplumun taleplerine gözünü kapaması ne kadar anlamsız olursa; toplum istiyor dillendirmesiyle başka kültür ve baskı gruplarının taleplerine yerine getirme eylemini meşrulaştırması o kadar anlamsız olacaktır.

Amerika'dan ahkâm kesip Türkiye'de değişimi sağlamaya çalışmak nasıl anlamsız olacaksa; Türkiye'de işleyen sistemi veya şartları görmezden gelerek kulakları tıkamak da o kadar anlamsız olacaktır.

Adil olmak bu anlamda bir grubun isteklerini yerine getirmek değil ama mutlaka doğrunun, hakkın ve hesabı sorulduğunda hesabı verilebilecek kadar müsterih olunacak alanların tespiti ve gerekleri yerine getirilmekle faydalı ve iz bırakacak nitelikte işler yapılmış olacaktır.

Adil olmak; adalet gevezeliği yapmakla değil, adaletin geciktirilmeden gereğini yapmakla mümkün olacaktır.

Evet; adalet.

Hemen, şimdi ve geciktirilmeden.

Üstad Abdürrahim KARAKOÇ der ki;

Adaletle adavet yanyana yürümez ki
Adavet çürür amma, adalet çürümez ki
Adavet hırstan doğar, gözü kör, vicdanı kör
Adalet ayaklara ip takıp sürümez ki...

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS