Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Nüket Belsan Taşören

Günlükten son sayfa

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Öğrendim ki...
"Kanadı kırık kuş merhamet ister... "
Ne zaman öğrendim tam olarak hatırlamıyorum ama epey oldu galiba belki de yaralarımla eşit yaşı bu benim merhamet talebimin... Neden tabiplerde ilaç yok ki sanki bu yarama ?
Bugün bir pencere önünde (saymadığım kaçıncı gün)evlatlarımı beklerken... Aklımdan geçenler bunlar... Hem daha neler geçiyor
"Harfler harp düzeni alıp alıp..."
Ama....
Bugün kuşlar daha bir gayretli zikrediyorlar sabahtan beri kendi dillerince niyazlarını... Güneş bir başka parlıyor bugün... Evet belki de bugün gelirler, kim bilir ? İçim ondan kıpır kıpır belki anne yüreği ya... Ondan...
Hemen sobayı harlayayım , çaydanlığı getireyim üzerine... Özlemişlerdir...
Büyük oğlan pek öyle sevmez çayı ama bisküvi batırıp yemeye bayılır... Küçük oğlan... Onunla içeriz biz fincan fincan...
Şu kolum dünden beri biraz uyuşuyor... Hah ! İhtiyarlık işte! İhtiyarlık maskaralık, derdi rahmetli babaannem... Cidden güçten düşmeyi gösteriyor Rabbim ömrün sonbaharında... Hızlı hızlı akarken her şey koşup dururken umarsız , birazcık yavaşlamayı öğreniyor insan...
Ama... Orda bir yerde hani yerini bile unuttuğu yaraları daha bir acıyor sanki...
Ah yalnızlık! Tefekkür için daha iyisi olamaz lâkin kanadı kırık kuş merhamet ister be çocuklar! Neredesiniz ? Nerelerdesiniz ?
Ayağım yine kütük gibi oldu... Ekmek almaya da gidemem ki... Şu karşı komşunun veledine seslensem... Ha gayret... Şimdi duyar sesimi... "Bir şey mi istemiştin teyzeciğim?" der mutlaka... Evet evet öyle der... Neyse hem dünden kalan bayatlara bir bakayım mutfakta... Bugün idare eder gibi sanki...
Yıllar yıllar önce eşimle konuşurduk...
"Bu gençlik çok hedonist yetişiyor, bizim sonumuz huzurevi galiba..."
Diye... Hıh... Beni bırakıp erkenden gidince ötelere... Ben böyle bir başıma evi bekler oldum işte... Hem ben nereye gideyim ki ? Şu merdivende düştüklerinde dizlerini kanatmadı mı oğullarım ? İlk adımlarını şu koltuklara tutuna tutuna atmadılar mı mi sanki ? Eşyalara sinmiş hatıralar,eski çok eski kokular...
Yok yok hem o kadar da ihtiyar değilim ki ben ! Kendi işimi de kendim görüyorum çok şükür...
Ama... Kanadı kırık kuş, malum...
Bugün biraz yoruldum yazayım akşam günlüğüme... Hah ha ! Çalıkuşu ' ndaki Feride ' nin günlüğü gibi , kim okuyacak Allah aşkına bunu da böyle yazıp duruyorum harala gürele... Napiim , yazmayabilirsen yazma, demedi mi Sait Faik ? Yazmayabilmiyorum , bilemiyorum işte... Kelimelere dökünce zehrimi , acısı hafifliyor sanki yaramın... Sonra ışığı sırlayıp kapıyı sırlayıp dervişâne öğütlere öykünüp kapatıp demek yok işte sırlayıp tamam...
Uyurum belki birazcık...
"Gözsüz görüyorum" ben sizi evlatlarım rüyamda...
Gözsüz görüyorum rüyada nasıl? Demiş ya Necip Fazıl...Aynen... Hem güzel ötsün diye bazı kuşların gözlerini kör ediyorlarmış...
Bugün pek bir feryad etti minik serçe penceremde... Ölmek için gizlenirlermiş bilirim onların da hazin hikayelerini...
Göç yollarına çıkıp beklesem... Derdimi onlara söylesem...
Tv , radyo , internet... Onlarla da iki lakırdı edilmiyor ki canım... Canım sıkkın demeyi özlüyor insan... Mapushanede... Dünya mapushanesinde... Hem şair demiş ya her seferinde :
Akşamlar erken iniyor mapushaneye...
Karanlık çöktü çökecek... Akşam gelecekler besbelli... Gündüz işlerini güçlerini halledip...
Çayımı alıp geçeyim yine pencere kenarına... Gelişlerini izlemek istiyorum... Telaşlı adımlarının hepsini görmek istiyorum... Işık yanıyor mu diye başını kaldırıp bakar mı ? Hemen el sallarım o zaman... Ah hemen geliyorum ben... Sevdiğim tatlıyı da unutmaz büyük oğlan... Gelirken getirir öyle tahmin ediyorum... Umut etmek ne güzel, gözlerim parıldadı... Ben hep bekliyorum...
Ezberledim beklemeyi diyor ya hani o şarkı... Ezberledim artık... Üst komşunun ayak sesleri bunlar... Bankacı çift... Vakitleri yoktur hiç... Koşar adım çıkarlar merdivenleri... Bazen dışarıdan söylerler yiyeceklerini... Yan komşu malum , selâmını bile işitmemiştir hiç kimse bu sokakta öyle abus bir çehre... Belki de yalnızlıktan o da böyle... Her neyse herkes kendi işinde gücünde... Hem benden onlara ne ?
Kendi filmimizin baş kahramanıyız hepimiz... Öyle hemen su koyverip ağlamak yok... Kendimize acımak en kolayı, hem kendi kendimizi kayırmak... Ciddi ciddi oynacağız ona göre... Oynacağız sonra yüzleşme vakti , ne yaptıysak çıkacak karşımıza hepsi , beyaz perde tadında...Kanmak kandırılmak kameraya oynamak da yok orda, tribüne de... Sonra... Güldük ağladık şaka şenlik işin sonuna geldik diyeceğiz daha...
Son... Acıklı bir yalnızlık senfonisi mi , kalabalık bir orotoryo mu bilinmez...
Hani fıkrada var ya...
Kayserili ölüm döşeğinde... Oğullarının adını sayıyor :
-Ahmet !
-Burda baba
-Mehmet !
-Geldi babacığım
-Hasan !
-O da burda babacığım...
Baba son bir gayretle başını hafifçe kaldırarak :
-Eee hepiniz burdaysanız dükkanı kime bıraktınız o zaman?
Böyle sorunsallar da yok değil işte...
Tabi bizden sonra da felek dönecek devran dönecek en yakınlarımızın bile gündeminden düşecek gidişimiz bir süre sonra... Malum bu...
Sultan Süleyman ' a kalmayan dünya... Esâmemizin okunmamasına çeyrek kala...
Tolstoy İnsan Ne ile Yaşar sorusuna cevap ararken... Ne güzel sarıp sarmalar o öykü insanı...
Yardımlaşma galiba anahtar sözcük... Böyle söyler yazar...Diğergamlık biraz... Evet...İnsanlığı güzellik kurtacaktı... Böyle öğütlüyordu bütün kadim kitaplar... Bizler kimsenin yükünü sırtlanamayız aslında ve hepimizin imtihanı çetin ,farklı tamam... Ama destek olabilir gayret kuvvet dileyebiliriz en azından birbirimize... Aaaa bu arada...
Benim günlüğümün sayfaları bitiyor sanırım...
Hem ne çok yazdım bugün...
Hmmm kapı çalıyor...
Üst komşu bir çorba tası ile gönül almaya mı geldi acaba ?
Yoksa?
Yan komşu memleketten kayısı mı getirdi ki?
Ahhh yoksa ?
Geçtiklerini nasıl da görmedim?
Evlatlarım...
Onlar gelmiş olmalı...
Hiç kıyamazlar bana bilirim...
Elimden tutmaya gelmiş olmalılar...
Israrla çalıyor bak...
Ama dedim ya bugün çok yorgunum...
Dermanım yok mecalim yok kapıyı açmaya...
Tüm sesler susuyor sanki...
Kapıdaki da gitmiştir çoktan...
Hem çok yorgunum bugün...
Sanki bir ses uzaklardan...
"Ve perde... "
Diyor...
Tuhaf tuhaf sesler kulaklarımda...
Nüket Belsan Taşören

  YORUM YAP / YORUM OKU
NÜKET BELSAN TAŞÖREN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS