Adalar fayındaki deprem hareketliliği ne gösteriyor?
Adalar fayındaki deprem hareketliliği ne gösteriyor?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Bilim Kurulu üyeleri, Marmara Denizi’nde Adalar fayı çevresinde salı gününden bu yana yoğunlaşan ve sayısı 170’i aşan mikro depremleri değerlendirdi. Uzmanlar, mevcut sismik hareketliliğin büyük bir depremin habercisi veya öncüsü olarak yorumlanmasını sağlayacak bilimsel bir veri bulunmadığını bildirirken, bölgedeki hareketlilik AFAD tarafından yakından izleniyor.
Haber Giriş Tarihi: 20.08.2026 18:21
Haber Güncellenme Tarihi: 20.08.2026 18:24
Kaynak:
Haber Merkezi
hurhaber.com
Marmara Bölgesi genelindeki sismik faaliyetler 304 deprem gözlem istasyonuyla takip ediliyor. AFAD bünyesinde ayrıca derinliği 300 metreye ulaşan 10 derin kuyu gözlem istasyonu bulunuyor. Hassas ölçüm kapasitesine sahip istasyonlarla büyüklüğü 1’in altındaki mikro depremler de kaydedilebiliyor.
Depremlerin önemli bölümü Adalar fayına yakın
AFAD Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, salı gününden itibaren belirli kümelenmeler oluşturacak şekilde büyüklüğü 3,2’ye kadar çıkan 170’in üzerinde mikro deprem meydana geldiğini belirtti.
Sözbilir, depremlerin önemli bölümünün Adalar fayına yakın noktalarda gerçekleştiğini aktardı. AFAD çözümlerine göre sarsıntıların 5 ila 13 kilometre derinlikte ve farklı odak mekanizmalarıyla meydana geldiğini bildirdi.
Bir mikro deprem kümesinin daha büyük bir depremin habercisi olduğunu önceden ayırt edebilecek güvenilir bir yöntemin bulunmadığını vurgulayan Sözbilir, bir depremin “öncü şok” olarak ancak ardından daha büyük bir deprem meydana gelmesi durumunda geriye dönük tanımlanabileceğini ifade etti.
Sözbilir, bölgedeki mikro deprem aktivitesinin 1999 Kocaeli-Düzce depremlerinden bu yana belirli aralıklarla devam ettiğini de kaydetti.
AFAD bölgedeki gelişmeleri takip ediyor
Deprem Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, son günlerdeki sarsıntıların Adalar fayı üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Fayların dönemsel olarak küçük depremler ve deprem kümeleri üretebildiğini ifade eden Ersoy, AFAD’ın gelişmeleri titizlikle takip ettiğini bildirdi.
Sosyal medyada mikro depremlerin büyük bir sarsıntının habercisi olduğu yönündeki paylaşımlara da değinen Ersoy, küçük ölçekli bir hareketliliğin ardından büyük bir deprem meydana geleceğini ileri sürmenin spekülatif olduğunu söyledi. Ersoy, depremin kesin zamanının önceden bilinmesinin bilimsel olarak mümkün olmadığını vurguladı.
Ersoy ayrıca yapı stokunun olası depremlere karşı dayanıklılığının temel gündem olması gerektiğine işaret etti.
Hareketlilik 7 kilometrelik kesimde yoğunlaşıyor
Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ, mevcut küçük ölçekli depremlerin fayın tamamı hakkında kesin sonuca ulaşmak için tek başına yeterli veri sağlamadığını belirtti.
Aktuğ’un verdiği bilgilere göre yaklaşık 44 kilometre uzunluğundaki Adalar fayındaki mevcut aktivite, yalnızca 7 kilometrelik lokal bir kesimde gerçekleşiyor. Depremlerin fay doğrultusundaki dağılımında zamana bağlı bir korelasyon görülmezken, depremselliğin fay boyunca ilerlediğine yönelik bir veri de bulunmuyor.
Sarsıntılarda kademeli tetiklenmeye işaret edecek derinlik veya doğrultu göçünün gözlemlenmediğini belirten Aktuğ, mevcut verilerin bir sonraki büyük depremi tetikleyecek bir örüntü ortaya koymadığını ifade etti.
Aktuğ, vatandaşların AFAD ve diğer yetkili kurumların açıklamalarını dikkate alması gerektiğini belirtirken, temelsiz iddiaların konut fiyatları, arsa değerleri ve sigorta piyasaları üzerinde spekülatif etkiler oluşturabileceğine dikkati çekti.
Mikro deprem sayısı büyük deprem anlamına gelmiyor
Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, Adalar fayı üzerindeki küçük sarsıntıların arka plan depremselliği kapsamında küçük parçaların kırılması sonucu oluşabildiğini bildirdi.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde benzer deprem etkinliklerinin daha önce de yaşandığını belirten Barış, belirli sayıda mikro depremin ardından orta veya büyük ölçekli bir deprem meydana gelmesi gerektiğine ilişkin bilimsel bir koşul bulunmadığını ifade etti.
Barış, deprem riskinin yönetilmesi amacıyla sivil toplum kuruluşları, iş yerleri ve ailelerin acil durum ve afet planlarını hazırlamasının önemine işaret etti.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Adalar fayındaki deprem hareketliliği ne gösteriyor?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Bilim Kurulu üyeleri, Marmara Denizi’nde Adalar fayı çevresinde salı gününden bu yana yoğunlaşan ve sayısı 170’i aşan mikro depremleri değerlendirdi. Uzmanlar, mevcut sismik hareketliliğin büyük bir depremin habercisi veya öncüsü olarak yorumlanmasını sağlayacak bilimsel bir veri bulunmadığını bildirirken, bölgedeki hareketlilik AFAD tarafından yakından izleniyor.
Marmara Bölgesi genelindeki sismik faaliyetler 304 deprem gözlem istasyonuyla takip ediliyor. AFAD bünyesinde ayrıca derinliği 300 metreye ulaşan 10 derin kuyu gözlem istasyonu bulunuyor. Hassas ölçüm kapasitesine sahip istasyonlarla büyüklüğü 1’in altındaki mikro depremler de kaydedilebiliyor.
Depremlerin önemli bölümü Adalar fayına yakın
AFAD Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, salı gününden itibaren belirli kümelenmeler oluşturacak şekilde büyüklüğü 3,2’ye kadar çıkan 170’in üzerinde mikro deprem meydana geldiğini belirtti.
Sözbilir, depremlerin önemli bölümünün Adalar fayına yakın noktalarda gerçekleştiğini aktardı. AFAD çözümlerine göre sarsıntıların 5 ila 13 kilometre derinlikte ve farklı odak mekanizmalarıyla meydana geldiğini bildirdi.
Bir mikro deprem kümesinin daha büyük bir depremin habercisi olduğunu önceden ayırt edebilecek güvenilir bir yöntemin bulunmadığını vurgulayan Sözbilir, bir depremin “öncü şok” olarak ancak ardından daha büyük bir deprem meydana gelmesi durumunda geriye dönük tanımlanabileceğini ifade etti.
Sözbilir, bölgedeki mikro deprem aktivitesinin 1999 Kocaeli-Düzce depremlerinden bu yana belirli aralıklarla devam ettiğini de kaydetti.
AFAD bölgedeki gelişmeleri takip ediyor
Deprem Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, son günlerdeki sarsıntıların Adalar fayı üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Fayların dönemsel olarak küçük depremler ve deprem kümeleri üretebildiğini ifade eden Ersoy, AFAD’ın gelişmeleri titizlikle takip ettiğini bildirdi.
Sosyal medyada mikro depremlerin büyük bir sarsıntının habercisi olduğu yönündeki paylaşımlara da değinen Ersoy, küçük ölçekli bir hareketliliğin ardından büyük bir deprem meydana geleceğini ileri sürmenin spekülatif olduğunu söyledi. Ersoy, depremin kesin zamanının önceden bilinmesinin bilimsel olarak mümkün olmadığını vurguladı.
Ersoy ayrıca yapı stokunun olası depremlere karşı dayanıklılığının temel gündem olması gerektiğine işaret etti.
Hareketlilik 7 kilometrelik kesimde yoğunlaşıyor
Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ, mevcut küçük ölçekli depremlerin fayın tamamı hakkında kesin sonuca ulaşmak için tek başına yeterli veri sağlamadığını belirtti.
Aktuğ’un verdiği bilgilere göre yaklaşık 44 kilometre uzunluğundaki Adalar fayındaki mevcut aktivite, yalnızca 7 kilometrelik lokal bir kesimde gerçekleşiyor. Depremlerin fay doğrultusundaki dağılımında zamana bağlı bir korelasyon görülmezken, depremselliğin fay boyunca ilerlediğine yönelik bir veri de bulunmuyor.
Sarsıntılarda kademeli tetiklenmeye işaret edecek derinlik veya doğrultu göçünün gözlemlenmediğini belirten Aktuğ, mevcut verilerin bir sonraki büyük depremi tetikleyecek bir örüntü ortaya koymadığını ifade etti.
Aktuğ, vatandaşların AFAD ve diğer yetkili kurumların açıklamalarını dikkate alması gerektiğini belirtirken, temelsiz iddiaların konut fiyatları, arsa değerleri ve sigorta piyasaları üzerinde spekülatif etkiler oluşturabileceğine dikkati çekti.
Mikro deprem sayısı büyük deprem anlamına gelmiyor
Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, Adalar fayı üzerindeki küçük sarsıntıların arka plan depremselliği kapsamında küçük parçaların kırılması sonucu oluşabildiğini bildirdi.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde benzer deprem etkinliklerinin daha önce de yaşandığını belirten Barış, belirli sayıda mikro depremin ardından orta veya büyük ölçekli bir deprem meydana gelmesi gerektiğine ilişkin bilimsel bir koşul bulunmadığını ifade etti.
Barış, deprem riskinin yönetilmesi amacıyla sivil toplum kuruluşları, iş yerleri ve ailelerin acil durum ve afet planlarını hazırlamasının önemine işaret etti.
Çok Okunanlar