Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Fıtratın Refleksi

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Darbe girişimi; uzun zamandır unutulduğu düşünülen bazı kavramları ve uzantılarını tekrar gündemimize soktu.

Daha önceleri sala, tekbir, vatan, ezan, meydan, birlik ve beraberlik, düşman, diyalog, hoca, cemaat, satış ve satılmışlık, askeri okul, hile, ihale, kalkışma, halk, tank, helikopter, kendi halkına ateş açmak, başkomutan vs…
Daha önceki yapılan sivil veya askeri darbelerden çok farklı işleyen bir özelliğe sahip 15 Temmuz kalkışması; düzenleyenlerin de hiç beklemediği sonuçlarla karşılaşmasına sebep oldu.
Önceleri sadece Cuma günleri veya kutsal gece diye bilinen gecelerde okunan salalar; artık gece yarısı okunmaya başlamıştı bile. Çok insanın farkına varamayacağı zannedilen hatta insanların artık tamamen paraya değer vererek kimliğine ait temellerden uzaklaştığı düşünülürken; gece yarısı okunulan ezan ve salalar, sanki çağrışım yapmışçasına halkı asli kodlarına döndürerek emredileni yapmayı, canı pahasına bir tercih haline getirmiştir. Yani fıtratın refleksleri, darbecilerin hiç beklemediği bir zeminde ve zamanda kendini ortaya çıkarmıştı.
Zorunlu bayram kutlamalarıyla bunalan ve askeri disiplin içinde kutlanan tüm önemli günler, mübarek günlere dönüşerek; artık halkın istediği ve ellerinde bayraklarıyla meydana gelen olayları takip etmeye canları gittiği halde yapılanı bir kahramanlık kabulüyle kutsayan hale gelivermişti.
Zorla ve askeri disiplin içinde sivillere nizamat ve talim verildiği bir dünyadan, artık sivillerin düzensiz görülse de; büyük bir coşkuyla hem de kurşun yeme pahasına protestolarda katılımın olması bu toplumda hala unutturulamayan ve çok önemli bir yere sahip olan köklerin çürümediğine işaret edecek hatta müjdeleyecek emareleri görmek mümkün olmuştur.
Kendinden bildiği ordunun; kötü ellere ve başka mihrakların güdümüne girdiği zaman, bu vatanın çocukları gibi görülen insanların nasıl vahşileştiğini ve kimliklerine uymayan işler yaptıklarını görmek mümkün olmuştur.
Dinler arası diyalog safsatalarıyla Müslümanları muhatap kabul etmeyen bir güruhu sanki muhatap olarak gülen temsil ediyormuşçasına bir oldubittiye getirilerek yutturulmaya çalışıldığı halde, kandırıldığı zannedilen halk iyi niyetini son dakikaya kadar muhafaza ettiği halde; kendilerini oyuna getirmeye yönelik girişimlerden dolayı bir anda asıl yüzünü göstererek yapılanları tasvip etmediklerini göstermişlerdir.
Kendince vatanı sevdiğini edebiyatlı bir şekilde tribünlere haykıranlar, darbe ifşasının arkasından çok uzun hesaplarla birkaç gün sonra piyasaya çıkarak; kendilerince güçlüyü belirledikten sonra yollara düşmüş, hatta bununla yetinmeyip meydanlarda en üst perdeden nutuk atan, bayrak sallayan, yemek ve su dağıtan hale gelivermişlerdi.
Kendince milletin hâkimiyetinden yana olduğunu konuşanlar; maalesef eski 80 li ve 28 Şubat'lı günleri hatırlayarak birkaç gün sonra ortaya çıkmayı tedbirlilik adına savunma yolunu bile seçtiler.
İhalelerde veya bir takım çıkar ilişkilerinde gülenle ilişki içine girenlerin pek büyük bir kısmı sessiz kalmayı hala tercih ederken; sonrasında komşudan emaneten aldığı bayraklarla meydanlarda fotoğraf çektirip yayınlayarak kendince dava adamlığına ve eskiye öykünmeye kalkıştı.
Ezan, sala veya buna benzer içerikli kavramları hafife alan çağdaş ve seküler mantıklar ;dinin toplumu ölümüne harekete geçiren tek unsur olduğunu böylelikle görmüş oldular.
Şimdiye kadar değer vermedikleri halkın gücünü de bidon kafalı ve oylarımızın değeri aynı olmamalı diyen pek çok jakoben kafanın d;a fark etmesi sessizliklerinden belli olmaktadır.
İçi çürümüş mantıklarıyla teslimiyetlerini kendilerince karizma yükleyerek hala daha yanlışlıklarını görmek istemeyen darbeci ve gülenci kafalara gelince, söylenecek bir şey bulmak mümkün değil.
Kafanın olması, aklın olduğunu göstermez.
Edebi sözler sarf etmek, adamın sözlerinin doğru olduğunu göstermez.
Bu millet ne çektiyse parasını bizden alıp, başkalarına hizmet eden kafalardan çekmedi mi ta Tanzimat'tan beri.
Örgütlerin ismi değişse de hala bitiremedikleri Osmanlı bakiyesinin son izlerini de silmeye çalışan Siyonist mantıkların, bu davalarından vaz geçmediklerini görmeliyiz.
Hadi gördük konu bitiyor mu? Hayır.
Ne yapalım öyleyse?
Bir kere daha istikbal ajandamızı gözden geçirirken, mazideki kirlerimizden kurtulabilmek adına sıkı bir fikri ve ameli arınma sürecine girmeliyiz.
Henüz fikirlerini arındırmayanların; bir gün kirlerini nasıl ortaya faş edeceklerini görmek isteyenler, bu takiyyeci mantığa dikkatlice bakabilmelidirler.
Yunus EMRE DER Kİ;
Yar yüreğim yar, gör ki neler var,
Bu halk içinde bize gülen var.

Ko gülen gülsün, Hak bizim olsun,
Gafil ne bilsin, Hakk'ı seven var.

Bu yol uzaktır menzili çoktur,
Geçidi yoktur derin sular var.

Girdik bu yola aşk ile bile,
Gurbetlik ile bizi salan var.

Her kim merdane gelsin meydane,
Kalmasın cana kimde hüner var.

Yunus sen bunda meydan isteme,
Meydan içinde merdaneler var.

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS