Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ali Kemal Özcan

Erdoğan ve Öcalan’ın dikkatine – 9

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

7 Haziran seçimlerinin önümüze koyduğu “manzara”nın tartıştırdığı  “restorasyon koalisyonları” arayışı sürerken, şöyle bir şey yapacağım. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığının tartışıldığı günlerle başlayan “kendim ettim kendim buldum” sürecini, “zararın neresinden dönersen kârdır”a meyletme sürecine safça bir katkı amacıyla, o dönem yazdıklarımı günaşırı olarak Erdoğan ve Öcalan'ın dikkatine serisi halinde tekraren yayınlamayı hayırlı bulmaktayım...

Arkasından da kısa olmasına dikkat edeceğim bir seslenme yazısı yazmayı düşünüyorum.

Devam edelim – 8:

İnsanın “kötü şey olacak” dediğinin çıkması/olması hakikatten kaldırılması zor bir ruh halidir. Bu “sınır”daki insan “demedim mi” ile “keşke yanılsam” arasında gider-gelir. Bu insanlar genellikle “dilerim yanılırım” mealinde cümleleri seslendirirler ancak “bak demedim mi?”den de kendilerini tümden alamazlar.

O insanlardan birinin yaşadıklarını ruhumun atom-altı parçacıklarında yaşıyorum...

Bu sebeple “Erdoğan ve Öcalan'ın dikkatine” başlığı altında bir yıl içine yayılan “eski” yazılarımı yayınlamalarını hurhaber.com'dan rica ettim, yaptılar, müteşekkirim.

Kimsenin bugünlerde “nerede” olduğunu tanımlayamadığı Çözüm Süreci'nin fitilini ateşleyen, 7 Şubat MİT operasyonundan sonra Öcalan'ın Erdoğan'a yazdığı şu ana-fikir cümlesiydi: “Devlet içindeki bazı ‘eller' sizi, PKK içindeki benzer bir ‘el' de beni tasfiye etmek istiyor” (H.Yayman, Hürriyet, 8.1.2013). O zaman Hürriyet yazarı şimdi AK Parti milletvekili olan Hüseyin  Yayman'ın bu “haber”ini iki taraftan ikibuçuk senedir kimse tekziplemedi veya yalanlamadı.

Şimdi bugün bu cümlenin üzerine; Başbakan ile Dersim'deki üniversitemize geldikleri gün, o sırada İşişleri Bakanı olan Efkan Ala'ya elden verdiğim Davutoğlu'na Mektup'u yayınlıyorum. Arkasından Erdoğan ve Öcalan liderliklerine ve Kandil'in birinci sorumlusu Bayık'a “son çağrı”mı yapacağım. Saygılarımla

Sayın Başbakanım,

Sizlere sayın Cumhurbaşkanımıza gönderdiğim bir sayfalık mektubun aynısını göndermeyi düşündüm. Ancak eklemek istediğim birkaç nokta ile birlikte sunmam gerektiğini hissettim. Çünkü o mektuptan sonra hayat yitimi sürüyor.

Temmuz 2010'da başlattığımız çabalarımızın bir “derleme”si olan Ortakvatan'ın Sentezmillet'i İçin Öcalan'a Mektup adlı ilk Türkçe kitabımın arka kapağının sonunda şunları demiştim:

Mektubum da, mektubumu “yer”ine ulaştıracaklar da, mektubumu okuyacaklar da bu otuz yıllık çatışmada gidenleri geri getirmeyecektir. Hiç bir dinin tanrısı da geri getiremiyor çünkü, hayatından olanları birkerecik. Ama gidecekleri, zamanından önce gidecekleri, zamanından çok önce gidecekleri durdurabilir mektubum... Bu kitap bu i yapacak. Deliksiz ve delice huzurum bundandır.

Ancak ne “bu kitap”, ne iki yıl sonra çıkan “Araf'taki” Çözüm Süreci: Dördüncü Türk-Kürt İttifakı kitabı, ne de bunların yazarı hâlâ duyulmadı... Ve canlar “zamanından çok önce” gitmeye devam ediyor. Ve canlarla birlikte malum global ve yerel  odaklar, bu canların gidişi üzerinden operasyonlarını pervasızca icra etmektedirler.

Delik-deşik ve kahredici huzursuzluğum bundandır...

Yayınlarına hergün onlarcası serpiştirilen sadece dört adet “günlük-haber”ciği aktararak cumhurbaşkanımıza bazı yazdıklarıma geçmeliyim:

KCK'den 9 Ekim mesajı:

Türk devleti uluslararası komplonun boşa çıkarılması karşısında yeni bir özel savaş sistemini devreye sokmuştur. Bugün AKP hükümeti ve onun özel avaşçı karakteri uluslararası komplonun boşa çıkarılması sonucu iktidarını sürdürmektedir. AKP, 1990'lı yılların kirli savaşçılarının ve uluslararası komplocuların yapamadığı Kürt Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etme rolünü üstlenmiş bulunmaktadır.

Ö.Gündem/08 Ekim 2014

AKP'nin Ortadoğu ve Rojava politikasının çöktüğünü ifade eden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “AKP, serhildandan sonra halkımızın iradesini kırmak için tutuklama siyasetine yönelmiştir” dedi.  

Ö.Gündem/26 Ekim 2014

HDP EŞBAŞKANI SELAHATTİN DEMİRTAŞ'TAN KRİTİK UYARILAR

“Kobanê halk hareketi hükümette zorlanmaya yol açtı. Hükümet bu duruma karşı hem halkı hedef alarak, hem de partimize, eşbaşkanlara siyasi fatura çıkararak, sorumluluğunu örtmeye çalışıyor.”  

Ö.Gündem/26 Ekim 2014


‘Devrimci mücadele yükseltilmeli'

PKK Merkez Komitesi ...bu temelde AKP'nin süreci çoktan bitirdiğine dikkat çekmiş ve somut pratik adımlar atılmadıkça Hareketimiz için artık böyle bir süreçten söz edilemeyeceğini vurgulamıştır.

Ö.Gündem/29 Ekim 2014

Yani; 50'ye yakın cana mal olan Kobani kalkışmasına Kandil “serihildan”, cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar getirilen şahıs “halk hareketi” diyebilmektedir.     Yani,

Türkiye'nin demokratik geleceğini ve bölgemizdeki kalıcı barışı yakından ilgilendiren süreçle ilgili 15 Ekim itibariyle yeni bir aşamaya geçtiğimizi ve süreçte başarılı bir pratik umudumun bu anlamda arttığını ifade etmek isterim. diyen Öcalan, “1990'lı yılların kirli savaşçılarının ve uluslararası komplocuların yapamadığı Kürt Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etme rolünü üstlenmiş AKP” diyen bu dağı-ovası bütün Örgüt'ü ile Süreç'i götürecek!..

Yaklaşık dört yıldır süreci yürüten devletin birimine ve yetkililerine “bu, olmayacak duaya amin demektir” demeye çalışmaktayım.

Sayın başbakanım, saygıdeğer hocam;

Bu meselede, Ortakvatan'ımızın Demokratik Cumhuriyet'i olma yoluna girmiş devletin elindeki bir değerlendirilmemiş imkândan sözediyorum. (Öcalan'a sivil pencere açma: öyle “Öcalan'a özgürlük” sahte sloganları veya ucube “ev hapsi” söylemleri vs. ile değil)*

Milletimizin 2023 hedeflerini ve 2071 vizyonunu şahdamarından ilgilendirdiğini düşündüğüm Çözüm Süreci'ne “süreç açısından gelmiş olduğumuz nokta bir kırılmaya maruz kalmıştır” diyen Öcalan, bunun en önemli sebebini “bu süreçlerde hükümetin benimle geliştirmeye çalıştığı ilişki biçimini bir araçsallaştırma mekaniğine oturtmaya çalışması” olarak değerlendirdi – ulusal ve uluslararası malum odaklar “konsorsiyum”unca kotarılan Gezi'nin Kürt versiyonu 6-7 Ekim kalkışmasından sonra...

Hayır, durum bu değil. Sürecin tarihî bir başarısı için hepimiz birer “araç”ız. Öcalan'ı buraya manipüle eden, heyetlerin İmralı'ya taşıdığı “Rojava Devrimi” rüzgarıdır. Malum bölgesel ve küresel odakların girip “ev”i talan edebilecekleri “tek kapı” burasıdır.

Tam bu nedenle ve bu sırada:

Malum uluslararası odaklar ve yerel uzantılarının çözümünü engellemek için tüm hileleri ile teyakkuzda olduğu mesele ile ilgili bir denenmemiş imkân mevzusunda, bu girişimi yapmazsam tarihî bir vebal altında kalacağımı düşünmekteyim.

Konuşanların bilmediği, bilenlerin konuşmadığı bir makus “balans”ın zeminini canlı tuttuğu riskin, Çözüm Süreci'nde kronik bir tehlike haline geldiği kanatindeyim. Bu tehlikeyi bertaraf etmedeki temel imkânı zatıâlinize açmayı küçümsemeyeceğinizi akademik derinliğinizden bildiğimi düşünüyorum.

Öcalan'ın giderek içinde “pratiksiz”leştiği döngünün ne millete ne devlete faydası vardır. Daha hayatî olanı, bir muhtemel “çarpışma”da esas kaybedenin “dolu kova” (Türkiye) olacağı gerçeğidir. Sürecin başından – hatta hazırlanma aşamasından – beri bu konuyu yaklaşık 23 yıldır çalışan biri olarak beni endişeye gark eden durum budur.

2006 yılından beri devletin çeşitli kademelerindeki yetkilileriyle görüşmekteyim. Örgüt'ün iç dinamikleri, iç işleyişi ve Öcalan ile şahsına münhasır “balans”ını sosyoloji ve siyaset felsefesi zemininde disiplinel çalışan dünyadaki – maalesef – tek akademisyen olduğumu söylerken, dikkati şahsıma değil konunun sosyolojik ve felsefî boyutundaki çalışmasızlığına çekmekteyim. Meseleye örgütün “”inden bakılması hayatiyetinin, gidişatın tabiatını değiştirme potensiyeline sahip olduğunu düşünmekteyim.

Birinci elden gözlem ve tecrübelerim temelindeki  çalışmalarım ışığında baktığımda, hayatî ve “fizibıl” bulduğum temel iddiam; Öcalan'ın bir yanıyla derdest kaldığı için kendini inandırdığı, diğer yanıyla klasik-sol “öbek”çe manipüle edilerek doldurulduğu (tabiri caizse, şeyh uçmaz mürit uçurur misali) bu makus “balans”ın döngüsünden Öcalan'ı çıkarabileceğimiz, dolayısıyla Yeni Türkiye'nin önündeki en büyük “mayın”ı  temizleyebileceğimiz yönündedir.

Yeni Türkiye'nin, Öcalan'ın söyleyip bir daha dön[e]mediği ancak bizim tekrar edegeldiğimiz “Dördüncü Türk-Kürt İttifakı”nın merkezi çekim gücü etrafında yükseleceğini düşünmekteyim. Bunun da ancak PKK sorununun (“Kürt sorunu” değil) aşılması ile mümkün olacağına yine tecrübe ve “okuma”larım ışığında inanmaktayım.

Mevcut İmralı görüşme heyetlerindeki figürlerin PKK'nin aşılmasında bir çıkarları ve beklentileri yoktur. Anlaşılıyor ki onlar en temel eforlarını, Öcalan'ın karizmatik rolü ve PKK'nin silahlı gücünün “lokal” bileşkesindeki ve malum uluslararası odakların “global” himayesindeki (Kuzey'in üçte-birini ve “Rojava”yı içine alacak) bir Sovyetik Kürdistan'a dökmektedirler. İmralı'ya her gidişindeki “bohça”larında  bu derin arzunun olduğunu müşahade etmekteyim. Bu arzuya halel getirecek herhangi bir çabadan uzak durdukları, tersine Öcalan'ı böyle bir “Küdistan”ın Mandella'sına uçurmaya odaklandıkları anlaşılmaktadır.

Müsadeleriniz ve desteğinizle, Öcalan ve örgütü arasındaki bu tehlikeli dengeyi/handikapı aşmak üzere, elimizdeki bir değerlendirilmemiş “araç”ı devreye sokmak istiyorum

Bu ihtiyaçla ve  bu aciliyet içinde zatıâlinizle görüşmeyi arzu etmekteyim.

Saygılarımla / 30 Ekim 2014

Ali Kemal Özcan

*Bu “pencere”nin çerçevesini hem Kandil'e hem de MHP'ye reddetme şansı vermeden kamuya açmaya hazırım.

  YORUM YAP / YORUM OKU
ALİ KEMAL ÖZCAN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS