Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ali Kemal Özcan

Erdoğan ve Öcalan’ın dikkatine – 4

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Haziran seçimlerinin önümüze koyduğu “manzara”nın tartıştırdığı  “restorasyon koalisyonları” arayışı sürerken, şöyle bir şey yapacağım. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığının tartışıldığı günlerle başlayan “kendim ettim kendim buldum” sürecini, zararın neresinden dönersen kardır sürecine safça bir katkı amacıyla, o dönem yazdıklarımı günaşırı olarak Erdoğan ve Öcalan'ın dikkatine serisi halinde tekraren yayınlamayı hayırlı bulmaktayım...

Arkasından da kısa olmasına dikkat edeceğim bir seslenme yazısı yazmayı düşünüyorum.

Devam edelim – 3:

IŞİD ile Hedeflenen (20.09.2014)

Aslında “kör gözüm parmağına” biçiminde gelişiyor hedeflenen. Ama şaşırtıcı bir düzeyde bir “bilinmez”in çok bilinmeyenli bir denklemiymiş gibi tartışılıyor.

Tabi ki hedef tarihî bir zemine doğru ilerleyen Türk-Kürt ilişkieri, dolayısıyla “Dördüncü İttifak”tır.  Ve tarihin en hileli cilvesidir ki, önündeki en büyük engel de (yani IŞİD komplosuyla hedefleneni gerçekleştirmeye en verimli zemin hazırlayan olarak) reel PKK dediğimiz mevcut  Osman-Botan PKK'sidir.

Yaklaşık 20 yıldır PKK örgütlenmesinde Öcalan'ın felsefesi ve politikasının fiilen yasak olduğunu, son 7-8 yıldır da (Hikmet Fidan ve Kani Yılmaz'ın akibetinden sonra) bu “çizgi”nin en keskin “Önderlikçilik” odaklı söylem ve kodlamalarla Örgüt'te profesyonelce konumlandıklarını söyler, yazarım. Bu “çizgi” de, literatürde milliyetçilik (nationalism) denen iktidarcılık veya devletçiliktir.

            Bu “çizgi”de her iş, her çalışma, her “eylemsellik” taze bir iktidara tırmanmakta olan yeni elitin “iktidar ajandası”na kilitlidir. Bu yeni elitin aralarındaki en sağlam “metodolojik çerçeve” de zımnî anlaşmadır. Bu sadece Kürtlerin veya PKK'nin kaderi değil, enazından son yüzyılın “komünist” önderlikli ulus-devletleşme hareketlerinin makus “fıtrat”ı olageldi.

Konuşanların bilmediği, bilenlerin konuşmadığı” dediğimiz budur. Örgüt'te konumlanmış bu iktidarcı/devletçi kütle temel eforunu, Öcalan'ın karizmatik rolü ve PKK'nin silahlı gücünün “lokal” bileşkesindeki ve malum uluslararası odakların “global” himayesindeki (Kuzey'in üçte-birini ve Rojava'yı içine alacak) bir Sovyetik Kürdistan'a dökmektedirler. Okul yakma, adam kaçırma, heykel dikme, yol kesme, açlık grevi v.s. “iş”ler bunların “eylemsellik”leridir. Kimi yerde bilmezlikten kimi yerde çaresizlikten kimi yerde Brütüslükten, çoğu durumlarda da üçünün toplamından bu 20 yıl öncenin “tarz”ına engel olunamamaktadır.

PKK'nin “üst aklı” ilk acil iş olarak, Kuzey gençlerini savaşa çağırma yerine, çekilmesi durdurulan yüzde seksen silahlı gücü hızla Rojava'ya aktarmalıdır. Kuzey'de silahlı çalışmaya ihtiyaç yok. Taşa sopaya hiç yok. PKK'nin bir vekili “TeCe” cumhurbaşkanlığına aday oldu... “Silahlar sussun, sivillik ve fikirler konuşsun” artık. Hergün kaş yapayım derken göz çıkarılıyor. Hergün Öcalan'ın İmralı'da sivil çalışma şansı öldürülüyor. Hergün Çözüm Süreci'ni çökertmek isteyen “en-üst akıl”lara mühimmat sunuluyor.

***

Londra-Pentagon hattındaki “üst akıl”ın IŞİD ile hedefledikleri, alt kollarına ayrıldığında şüphesiz çokludur: İran rejimi, Şiî ve Sunni Arap merkezleri, Bölgesel Yönetim ve PKK Kürtleri mesela... Ama bütün bu kolların birleştiği “ana nehir”, Ortakvatan'ımızda zeminlenmekte olan Türkiye merkezli Kürt-Türk ittifakıdır. Çünkü bu ittifak, İngilizlerin “Ortadoğu”sunda yeni bir yerel çekim merkezi olmaya adaydır da ondan.

Bu arada unutmadan söylemeliyim, Hatip Dicle'nin Çözüm Süreci ile ilgili Öcalan'ın kararlılığına ve güvenilirliğine refere edici sarih değerlendirmeleri dikkat çekicidir, değerlidir. Özellikle, adeta sadece bizde “yetim kalmış” Öcalan'ın Türk-Kürt ittifakı tezini seslendirmesi Dicle'de takdire şayan bir sıçramadır. Çünkü son 3-4 yıldır tekrarından bıkmadığımız bu tarihî “Öcalan vizyon”u hakkında reel PKK medyasında sadece iki “değerlendirme” (M. Ayata ve Serhat Bucak) oldu, onlar da “nasıl olmaz”lığını tartıştılar.

***

Herkes biraz daha ciddi olmalı” derken şunu demek istiyorum: AK Parti'de devletleşen Türkiye, artık PKK'deki “paralel PKK”nin provakasyon ve “eylemsellik”lerini gerekçe göstererek veya onlardan gerçekten korkarak El Nusra ve IŞİD'in Rojava'daki PKK'ye saldırılarına göz yumma, dolaylı destek veya enazından “oh olsun” türünden politikalarını tümden terketmekten öte, bu “bagaj”ından kendini kurtarıcı telafi politikaları üzerinde çalışmalıdır. Daha da önemlisi, Öcalan'a sivil çalışma konusunda daha fazla şans verici bir “diyalog tarzı”nı geliştirmesi, yapamıyorsa yapacaklara yol vermesi Çözüm Süreci'nin  – dolayısıyla IŞİD ile hedeflenen Türk-Kürt ittifakının –  geleceği açısından elzemdir.

IŞİD organizasyoncuları”nın temel derdi olan bu tarihî ittifakın kurban verilmemesi için Çözüm Süreci'nde ciddi olan herkes biraz daha silkelenmeli; bilenler konuşmalı, konuşanlar bilmeye çalışmalıdır.

Örgüt ise, daha doğru bir ifade ile Öcalan'a bağlı olduklarına hâlâ inandığına inanan PKK yöneticileri ise, içindeki Ergenekon ve “paralel kütle”yi çözmek için bir “silkeleniş”e girişmek zorundadır. Çünkü çökecek Çözüm Süreci'nin altında sadece Erdoğan ve Öcalan kalmaz...

  YORUM YAP / YORUM OKU
ALİ KEMAL ÖZCAN DİĞER YAZILARI
 ÇOK OKUNANLAR
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS