Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Echeli kaldırımları

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Yıllardır eğitim denilen bir vakıanın içinde olmak, eğitime dair dertlerin de hiçbir zaman gündemimizden çıkmamasına sebep olmuştur.

Diploma denilen ama saha deneyimi olmadan elde edilen yetkilerin zamanla yanlış kullanılmasına ve kötü niyetli ellere geçtiği zamanda; insanlara olumlu davranış değişikliği veren bir kurum olmaktan çıkan eğitim kurumlarının ortaya çıkardığı zararlarla boğuşmaya bizi götürmektedir.

Eğitimli olduğu düşünülen bazı yetersiz ve değişimini bir türlü beceremeyerek kâmil insan olmanın standardını yakalayamamışların ortaya çıkardığı kötü işler veya kötü kokulardan dolayı; eğitim denilen gerçekliğin hiçe sayılmasına gönlümüz razı olamaz.

Çevrelerinden eğitime devam edenlerin akademik başarılarını önceleyen ama bir türlü olumlu davranışlarıyla yaşadıkları dünyaya olumlu katkılar sunabilecekleri etkiyi görmek istemeyenler bulunmaktadır. Onlar ülkenin en akademik başarısı yüksek gençlerini ellerine alarak nasıl robotlaşmış ve itirazsız itaat kültürüyle yetiştirmelerinden dolayı üzerlerine vazife olmayan işlere girmeleri dikkat çeken bir durumu 15 Temmuzda yeniden ortaya çıkarmıştır.

Eğitim denilen mekanizma bir ülkenin geleceğinde önünü açabilen etkiye sahip olduğu gibi, aslında kötü ellere geçtiğinde başkaları tarafından yönetilen bir mekanizma haline gelerek; ülkelerin gidişatlarında dumura uğramalarını veya başka toplumların ellerinde oyuncağa dönüşen bir mekanizma olmasına sebep olabilmektedir.

Cehaletlerinden dolayı bir başkasının kanını akıtmayı kahramanlık zannedenlerle; ülkenin eğitimli bazı kuklalarını kendi ideolojileri için, insanların üzerine bomba yağdırabilecek kadar adileşmeleri arasında, çok fazla fark olmasa gerektir.

Bireysel olarak cahil bir adamın bir tek kişinin hayatına mal olabilecek kötülükler yapması söz konusu olduğu halde, diplomalı cahil konumunda olan birisinin kim bilir belki de yüzlerle ifade edilebilecek insan unsuruna zarar verebilmesi söz konusudur.

İçini; ahlakı davranış ve huy haline getirmiş insanların doldurduğu diri ve insanlığını aklından çıkarmayan bir mekteple, dünyadaki tüm bilgilere ulaştığını iddia ederek sadece bilgi lafazanlıklarıyla (malumatfuruş)çevresine tafra yapanlar, aynı değerde olmasa gerektir.

Elde ettikleri akademik kariyerlerini insanların hayrına kullanma becerisini gösteremeyen en üst seviye kariyer sahiplerinin toplumların başına açtıkları belalar, diğer kendince alt tabaka kabul ettiği insanlardan daha fazla ise; toplumların tercihlerinin eğitimi ve diploması yeterli görülmeyen ama insanlığın hayrını düşündüğü belli olanlardan yana olacaktır.

Akademinin memurluğa dönüştüğü, bazı akademisyenlerin doğruyu arayamadığı, tespit ettiği gerçekleri ölümüne haykıramadığı noktada; asla bir toplumun bilim ve düşünce hayatında gelişmelerin olmasını beklemek söz konusu olamayacaktır.

Arka arkaya sıralanmış bazı süslü sözlerin kendilerince sadece, ilim ehli tarafından anlaşılarak alkışlanmasını bekleyenlerin; alkışa verdikleri değeri aldıkları “ahlarla karşılamaları söz konusu olamayacaktır.

Ülkelerin beyinleri olması gereken akademisyenlerin zamanla diğer organlarla ilişkilerini askıya almaları, kendi hücrelerinde debelenerek etraflarına zarar vermenin ötesinde bir başka işe yaramayacaktır.

Güncelin bazı zaaflarından yararlanarak kendini ispatlama çabasında olmakla çıkılan yolda patron kabul ettiklerine göre maskelerini değiştiren akademisyen taslaklarının; ülkeye verdikleri zararları görebilmek için devşirilip Amerika'ya göç etmesi sağlanan beyinlerde aramak gerekir.

Asla bir ülkenin imkânlarının az olması, o ülkenin terk edilerek başka güç odaklarının oyuncağı haline gelmiş akademik hayat özentilerine tercih edilmemelidir.

Kendi topraklarında kendi akademik alanlarına ait üretmeyi beceremeyen akademik anlayışın; bir başka ülkenin çanak yalayıcısı haline dönüşmeleri kaçınılmazdır.

Kendi değerlerinin farkında olmayan, kendi medeniyetinden haberdar olmayan ama kendi gözünde büyüttüğü ülkelerin kaldırımlarını bile yalamaya kalkışan beyinlerin; ağızlarına gelebilecek artıkların neler olduğunu da hepimiz tahmin edebiliriz.

Kendi köyünün çamuruna tercih edilen başka ülkelerin kaldırımları, zaman içinde öldükleri zamanda ülkelerine dönmemeyi gerektirirken; zora geldiklerinde ve artık posası çıkmış işe yaramaz hale geldiklerinden, vatan hasreti sözüyle öykünmeleri acaba ne kadar gerçekçi olacaktır.

Üstad Abdürrahim KARAKOÇ der ki;

Mıgırdıç'ı sever de Osman'ı sevmez zındık
İti-domuzu sever, insanı sevmez zındık
İster ki diz üstüne çökertilsin Türkiye
Ekmeğini yer amma vatanı sevmez zındık.

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS