Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Ebedilik Hırsı

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

İnsanoğlunun ilk sınanma sebeplerinden birisi ebedilik derdine düşerek hatayı göz göre göre işlemesi, zaferi beklerken hata ettiği konuda uyarılarak geri döndüğü halde; eski rahatı ve güzellikleri bulamayışı olmuştur.

İnsanın bu kadar çok zor yaşadığını iddia ettiği dünya hayatında, aslında kendinden başkası asıl etken olmamıştır. İnsan en önemli etken olarak, kendi hayatında bazı işleri belirginleştirmişken; başkasını suçlu görmesi de anlaşılabilecek cinsten bir durum değildir.

Her anlamda kendine yaşaması veya hâkim olması gereken, rahat ama disiplinli yaşaması için serbest alan olarak bırakan rabbimiz; insanın bu alanı şeytana veya şeytanın arkadaşlarına bırakmakla geniş olan yaşam alanını daraltmış ve kendi özgür alanında kendi mahkûmiyetini ilan etmiştir.

İnsanın; kendi ipini kendi çekercesine bir özne olarak hayatın içine bırakıvermesi garip bir durumdur.

Kendi elleriyle imzaladığı idam kararından dolayı başkasını nasıl olur da zalim veya haksızlığa uğruyorum diyerek, kulak çekilmesini veya cezalandırılmasını bekleyen bir durumda tutma hakkı olabilir ki?

Allah insanı özgür yaratmış ama özgürlüğünü tarif ederken tek belirleyici olarak Allah'ın kabul edilmesini ve belirlediği sınırlar içinde kalarak bir ömür geçirilmesini istemiştir.

Ama insanın tek belirleyicinin Allah olması gereken hayatı başkasına teslim ettiği aklıyla; yaşanmaz veya başkasına göre belirlenmiş sınırlar içinde yaşamak zorunda kalışı, başkası için kar elde etmesine yönlendirirken, kendisini mahkûm ettiği başka beşeri akılların mahkûmiyetine bırakması anlaşılabilecek bir durum değildir.

İnsanoğlu başkasının veya şeytanın teklifiyle hayatta daha mutlu olacağını zannettiği bir yanlışın kollarına kendi isteğiyle bırakırken; aynı istek rabbinin isteklerine uymada görülememiştir.

Terslik burada başlar.

Ebedi yaşama veya isminin anılması için her türlü sıkıntılı duruma düşen insan, kendi şöhretinin peşinde koşarken; kendini mahkûm ettiği ve isteğiyle sınandığını bir türlü fark edememiştir.

Şöhretli olmanın sanki kendi hakkı olduğunu düşünen insanın; ardından artık kendince erişilmez bir noktada bulunduğunu zannederek, istediği her konuda istediği kararı vermek hakkına sahipmiş gibi bir sarhoşluk içine girmekle, sonun ilk hareketten belli olduğu bir hayat mantığına büründüğü ve içinden çıkılmaz kısır döngünün esiri olmuştur.

Zamanı yaratan Allah; zaman bilincine sahip olanların ebedilik derdine düşmek yerine ebedi olanın sadece Allah olduğu bilinciyle hayatı yaşamamız gerektiğini de gönderdiği elçileri vasıtasıyla bizlere öğretmiştir..

Zamanın sahibi olan yaratıcı; insanın kendini bilmesi ve asla şöhret derdine düşerek asıl yaratıcıyı ve onun büyüklüğünü unutmaması için haddini bilmesi gerektiğini öğretmiştir.

Haddini bilen insan vaktin sahibi olmaya kalkışmak yerine, vaktin içinde kulluğu kuşanarak yaşaması gerektiğini bilerek; son nefesine kadar bu bilinçten uzak kalmayan insan olmalıdır.

Saat kelimesini sadece bir araç olarak algılamakla yetinmek, materyalist bir yaklaşımın göstergesi olurken; saat kavramının kıyamet vaktine işaret ettiğini de görmek daha kutlu bir yolculuğun ve hayatın daha anlamlı yaşanmasını sağlayacaktır.

Saat bir araç olmanın ötesinde, kıyameti hatırlattığı andan itibaren; artık atılan her adım vakti daha iyi ve verimli geçirmenin bir vakit bilinci ortaya çıkaracağı malumdur.

Vaktin sahibini bilmek, sonsuza değin rahat bir hayatı yaşamaya vesile bir geçiş dönemi olabilirken; vaktin sahibini bilmemenin getirdiği bilinçsizliğin sonsuzluğu, ölüm sonrasını acı ile geçirmeye vesile olacağı da kesindir.

Ne acıdır ki; sınırlı bir hayatı şımarıklık ve şöhret denilen bela ile geçirirken, sınırsız bir hayatın acı, azap ve sıkıntı ile geçirilmesine kendi eliyle kendini mahkûm etmenin anlamsızlığını önceden algılamak gerekir.

Saatin, günün, ayın, yılın, gece ve gündüzün sınırlı olduğu hepimiz tarafından bizzat yaşanan ve bilinen bir hal olduğu halde; kendi sınırsızlığımızı düşünmek ne kadar akıl karı olur yeniden düşünmekte fayda var sanırım.

Dünü hatırlamayı seven ileri yaştakilerin; öldükten sonra dünya hayatını hatırlamak isteyişlerini de önceden düşünmeleri ve vakti ebedi hayat için verilmiş bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.

Öldükten sonra iyi anılarınızı tazelemek istiyorsanız, ölmeden önce iyi işleri yapan olmalısınız. Önce kötü işler yapıp sonra rahat olmak mümkün değilse; haydi bir kere daha hayatımızı yeniden gözden geçirelim, düşünelim ve bilinç oluşturalım.

Sultan 3.murat der ki;

Bu dünya fanidir sakin aldanma
Mağrur olup taç-u tahta dayanma
Yedi iklim benim deye güvenme
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS