Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Dönüşen yollar, Değişen yürekler

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

İnsan; niyeti ve nasibi kadar bir yere ulaşır. Niyet işin başlangıcı iken, gidilecek yere varmak hem yaratanın izin vermesi hem de işi yapan failin bu konudaki planlaması ve azmiyle bağlantılıdır.

Dönmek bir emek ister. Dönüşmek ise emeksiz ve hiçbir şey yapmayı beklemeden ve niyet gerektirmeden adeta bir kokuşmanın ortaya çıkabilmesidir. Niyetin temizliği veya ikinci bir niyet taşımaması iman ile birleşerek Allah'ın yardımını celb ederken, ikinci veya daha çok farklı niyet besleyenler nifakın ve ifsadın başrolünü oynayanlardır.

Dünya dönerken değişimi veya dönmeyi fark edemeyenler, dönüşmeye mahkûmdurlar. Dönmenin hayrı aramak olduğu kavranabilirse, dönme(!)olmaya kalkışıp dönüşen münafıkların, çok çeşitli niyetleri taşıyanların dönüşmesi kaçınılmazdır.

İnsanoğlundan tekâmül eden fiziki ve manevi yapısıyla ahlakın tamamlanması için ömrünü feda eden olması beklenir. Ahlakın tamamlanması değişim ve tekâmülün varlığını bize öğretir.

Tam olan sadece yaratandır. İnsan ve evrendeki her şey, eksikliği ile dünyaya gelmiş ama gayret gösterdikçe, eksiklerini en aza indiren olacaktır. Bu sebeple; ahlak ve din bu eksiklerin giderilmesi için hayatın olmazsa olmazıdır.

Eksikliğin tamamlanması; asla akıl olmadan, aklı kullanmadan ve akla asıl formunu verecek ana düsturları olan, vahiy ve sünnet tecrübesi elde edilmeden ulaşılması mümkün olacak bir şey değildir.

Eksikliğini fark etmeyenler, kendi ellerinde bulundurdukları(para, makam, silah, şöhret, güzellik vs.) her ne ise onunla ilahlık iddiasıyla sapkınlaşırlarken; eksikliğini fark ederek yaratanın eksiksizliğini düşünebilenler, her konudaki eksiklerini giderebilmek için hayat içinde çare arayışlarıyla, yüreklerini ve ahlaklarını yüksek bir gayretle daha iyiye ulaştırmak isteyenler olacaktır.

Değişim eksiklerin giderilmesi içindir. Eksiklerin giderilmesini göze alamayanlar sadece sureta değişimmiş gibi yaptıkları rollerle kokuşmanın, kandırmanın ve bayağılaşmanın yolunu açmış olurlar. Kendi eksiklerini görmek istemeyenler tam bu noktada; başkalarının eksikleriyle uğraşarak adeta oluşturdukları puslu hava içinde, hayat süren leşler haline dönüşürler. İman edenler basiretli yaklaşımlarla ayaklarını kaydırmak isteyen tüm şeytan ve dostlarına karşı müteyakkız olmayı bilmelidirler.

Doğduğunda nefes alma reflekslerini geliştirerek nefes almayı öğrenen insan, nasıl ciğerlerinin gelişimi için kendi isteğinin dışında bir yol izlerse; ahlaklarının kimlik ve kişiliklerinin de tekâmülleri için, çok okuyan, düşünen, içselleştiren, okuduklarıyla gelişimlerinin kontrollü ve en iyiyi bulma çabasına gayret edenler olmalıdır.

Her şeyin bir yasası olduğu gibi; okumanın, düşünmenin ve harekete geçmenin de mutlaka değişmeyen yasaları vardır.

Henüz altı doldurulmamış üst bilgilerin, en üst düzeyde anlaşılmaya kalkışılması, bilinçli birilerinin yaşantılarının örnek alınma yerine aynen taklitleri, toplumların anlamsız ve erken bilgilerle sanki birbirleriyle ilimlerini yarıştıran ama bir türlü takva yarışına giremedikleri; sonu ilmin getirdiği tekebbür, ukalalık ve iflasla bitecek süreçler haline dönüşebilir.

Kimliğinde olgunluk, ilminde dolgunluk oluşturamayanların çevrelerine form vermeye kalkışmaları, ifrat ve tefrit ile aynı dine inananların birbirlerini öldürmeye kadar varacak saçmalıklara sebebiyet vermelerini kaçınılmaz hale getirmektedir.

Amelden ve irfandan uzak bilginin ortaya çıkaracağı yıkımlar tarih boyunca pek çok toplumsal felaketin, kokuşmanın ve yıkımın en başlıca sebebi olmuştur.

Daha önce yaşayan insan varlığı ile modern dönem diye tarif edilen insan arasında; zaman ve mekân dışında alışkanlıklar, davranışlar, tepkiler ve kabuller açısından çok fazla bir şey değişmemektedir. Daha önce insan canına kıymayı maharet kabul eden cahil insanla, ülkelerin her şeyini sömürebilmek adına insanları kimyasal, biyolojik ve nükleer silahlarla telef etmekten kaçınmayan okumuş(!) insanlar arasında davranışlar ve sonuçlar açısından bakıldığında çok fazla bir şey değişmemiştir. Kendini okumuş, entelektüel, kariyer sahibi ve diplomalı olmakla ayrıcalıklı hissedenler; davranışlarıyla ve yaklaşımlarıyla; diploması olmayanlardan daha çok insani vasıflarını, ahlakını kaybeden ve en büyük zararı vermekten kaçınmayan bir canlı bomba haline dönüşebilmişlerdir.

Değişimin; form veren, sureta tarafı olduğu her zaman ki karşılaştığımız bir durumdur. Fakat unutulmaması gereken, şekillerin değişime uğradığı yerde, yaratanın asıl baktığı gönül unutulmuştur.

Her şeyi sadece şekillere sıkıştıranlar; yüreklerdeki değişimin olabilmesi için yapacakları yürek fetihleri ya zor geldiği için terk edilmiş ya da mistik bazı hastalıklarla fıkhın unutulduğu ve batıni yaklaşımlarla başkalaşan, bayağılaşan, kokuşan ve dönüşen hale getirmişlerdir.

Yaratanın dayatmadığı evrende, birileri gönüllere ve bedenlere prangalarla vurarak sahip olacağını düşünenler; yüreklere ve bedenlere pranga vuramayacaklarını tarih boyunca çok güzel örnekleriyle göstermişlerdir. Çevresel baskılara rağmen gerçeği ama sadece gerçeği dolandırmadan çok sade bir dille ifade etme yürekliliği gösteren elçiler yolumuzu aydınlatan en güzel örnekler olmuşlardır.

Baskı ve korkularla her şeyi idare edeceğini zanneden zorbalar iman edenlerin tercihleriyle hep yeniden ayağa kalkmış ve gerçeği haykıran yürekli ve erdemli birer yiğit olmuşlardır.

Gerçekler kimi için asit etkisi ortaya çıkarıp yürekleri delip geçerken, kimileri için baz etkisi gösterip tedavi eden bir ab-ı hayat haline gelmişlerdir.

Gönderilen vahyin kimilerini saptırdığı kimilerini de hidayete ulaştırdığı anlayış; gerçekleri görebilen yüreklerin her türlü zorluğa katlanmayı göze alarak yola düşmesinden başka bir şey değildir.

Değişimi göze almak; tüm konformist yaklaşımların ötesinde, aşkın olana teslim olup diğerlerinden vazgeçmeyi göze alabilmektir.

Vazgeçemedikleriyle debelenenlerin daha çok batması ama vazgeçtikçe yükselen bir ivmeyi yakalayarak hidayete ulaşması söz konusu olabilecektir.

Dönüşmek; limanda bekleyen geminin zamanla içinin eğlence merkezine dönüştürülmesi iken, değişim başka limanlara her türlü fırtına ve zorlukları göze alarak, onurlu ve özgürce yol almaktan başka bir şey değildir.

Değişim yükseltirken, dönüşüm alçaltan hatta hayvanlardan bile aşağı seviyelerde, üretemeyen sadece tüketip taklit eden varlıklar haline gelmenin bahtsızlığını yaşamaktır.

Değişime evet diyenler; yollarına devam etmek için yolda gidişlerini kontrol eden ama asla yerlerinden kalkmadan dünyanın ve yüreklerin değiştirilemeyeceğine inananlardan uzak durmayı bilenlerdir.

Yola çıkmayı beceremeyen ve göze alamayanların yoldaşlığı eğer hakikate giden süreçte alıkoyan hale dönüşecekse; ilk iş yoldaş olduklarınızı yerlerinde belki de son istirahatgahlarında bırakıp, selam yurdunun kapısını çalacak kadar emekle ,azimle ve asla vazgeçmeden yola devam etme yürekliliğini yaşayabilmektir….

“Elbette her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır:”

“ Şüphesiz, her güçlükle bir kolaylık!”

“ Öyleyse (sıkıntıdan) kurtulduğun zaman sağlam dur,”

“ ve yalnız Rabbine sevgi ile yönel.”(İnşirah 94/5-8)

10.05.2018

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS