Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Diclegül MENEKŞE

Yok öyle 'ben oynamıyorum' demek

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, yaptığı açıklamada; "Çözüm sürecini bu aralar ağzımıza hiç almamak gibi bir ihtiyatımız olabilir. Çözüm sürecine biz mecbur ve mahkûm değiliz. Çözüm süreci bizim için çok önemlidir ama bu sadece bizim için böyle değil ki.

Çözüm sürecini sanki sadece biz istiyormuşuz gibi herkes her istediğini yapar ve istediğini söylerse… Çözüm süreci başarısız olursa herkes bunun altında kalır. Adadaki şahıs da dahil siyasi uzantıları da… Bizim gösterdiğimiz itina kadar ben de bu işte söz sahibiyim diyenlerin de dikkatli olması lazım. Onlar her istediğini söyleyecek biz de çözüm sürecine sahip çıkacağız; bu iş komediye dönüşür. Evet, çözüm sürecinde ısrarlı olmaya devam edeceğiz, bitiren taraf biz olmayacağız." Dedi. Bu iktidarın söylemi olmamalıydı. Bu tür söylemleri zaman zaman Kandil ve HDP de kullanmaktadır. Bu dil doğru bir dil değildir.

Cumhuriyetin ilanın 91. Yılının kutlandığı bu günlerde, bu ülkede barışı destekleyen herkes, özelliklede sürecin gerçek sahipleri olan AKP, HDP, DBP ve PKK,91 yıllık zaman diliminin en önemli girişimi olan Çözüm sürecini sekteye uğratmak isteyenlere karşı uyanık olmak zorundalar.

90'larda bu coğrafyada neler yaşandığını hepimiz biliyoruz, bundan dolayı da Çözüm süreci Türkiye için hayati bir öneme sahiptir.
Türkiye 30 yıl boyunca düşük yoğunluklu bir savaş yaşadı, bu savaş süresince binlerce insanını kaybetti. Onbinlerce insanımız, yerlerinden yurtlarından edildi. Köyler boşaltıldı. Faili meçhul cinayetler yaşandı. Yıllardır Cumartesi anneleri çocuklarının akıbetini soruyor. Bunların yanında bir de ekonomik kayıplar var.

Türkiye 30 yıl boyunca kendi dağlarına bombalar yağdırdı.1986-2002 yılları arasında bu düşük yoğunluklu çatışmaların ülkeye sadece askeri maliyeti yaklaşık 2 Trilyon TL dir.

"1990-2002 yılları arasında Türkiye'nin savunma güvenlik harcamalarının yıllık artışı tam yüzde 68,4 tür. Çözüm süreci ile bu yüzde 5,4 e düşmüştür."

1990’ların bu kirli savaşı, o günkü rejiminin vazgeçilmeziydi. Çünkü iktidarını yıllardır bu kirli savaş sayesinde sürdürdü. O yıllarda da barış için ne zaman bir girişim yapılsa, bir provokasyonla barışın önü kesildi.

Bu günde, halkın büyük bir çoğunluğunun desteğini almış olan çözüm sürecinde tarafların sabrını zorlayan, sekteye uğraması için aynı oyunu oynayanlar var. Çözüm sürecinin taraflarından hiç birinin bu aşamadan sonra, vazgeçme şansı yoktur. Artık çözüm süreci gemisi limandan ayrılmış ve geminin kaptanları olarak gemiyi barış limanına ulaştırmak en önemli görevinizdir.

Yorulduğunuzda, kopma noktasına geldiğinizde, IRA, sorunun çözümünde başrol oynamış JonathanPowell gibi deneyimli bir kişinin süreç ile ilgili 10 maddelik önerisini bir defa daha okuyun.

Çözüm sürecinin tarafları olarak, Çözüm sürecine hem mecbursunuz hem de mahkumsunuz. Yok öyle topu alıp ben oynamıyorum diyerek Türkiye'yi tekrar geçmişin karanlıklarına gömmek, yok öyle süreci bir avuç provokasyoncuya kurban etmek. Tarih bu defa Türkiye için barışı kaydedecek aksi durumu düşünmek bu halka en büyük ihanettir.
DİCLEGÜL MENEKŞE DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS