Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Con Sınov ile gündeme dair: Türkiye hala ABD'nin zincirlerine sarılı!

Con Sınov ile gündeme dair: Türkiye hala ABD'nin zincirlerine sarılı!
Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Dünya - - Editör: Hazal Palavar

Ülkemizde ve dünyada gündem olan birkaç konuyu Con Sınov ile değerlendirdik. İşte Con Sınov ile olan röportajımız...

HÜR HABER / HABER MERKEZİ

RÖPORTAJ: HAZAL PALAVAR

ABD-İran arasındaki gerilim, 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Yenileme Seçimi'ni Millet İttifakı'nın adayı Ekrem İmamoğlu'nun kazanması, yeni parti ile ilgili açıklamalar, ABD ile Türkiye arasındaki S-400 krizi, Doğu Akdeniz sorunu ve Suriye mültecileri... 

Sosyal medyada oldukça sıkı bir takipçi kitlesi olan Con Sınov'la gündem ve dünyaya yönelik birkaç konuyu ele aldık. 

23 Haziran'da yenilenen İstanbul seçimini Millet İttifakı'nın adayı Ekrem İmamoğlu kazandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve rakibi Binali Yıldırım, İmamoğlu'nu tebrik ettiler. AK Parti 25 sene sonra İstanbul'u kaybetti ve Ekrem İmamoğlu tarihi bir oy aldı. Süleyman Soylu'nun ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim öncesi İmamoğlu hakkındaki açıklamalarına rağmen, seçmen oyunu İmamoğlu'ndan yana kullandı. Artık siyasette saldırgan söylemlerin devri bitti diyebilir miyiz? Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu'nun tanınırlığı yıl başında epey düşüktü. Sadece altı ay sonra Türkiye çapında tanınırlığa sahip oldu. Benzer bir durum geçen yıl Muharrem İnce için de yaşanmıştı. Gerçi o halihazırda tanınıyordu ama epey sıkı bir kitleye sahip olmuştu.

''İMAMOĞLU YENİ BİR SİYASİ DİL OLUŞTURDU''

Benzer durum Ekrem İmamoğlu için de yaşandı. Demek ki kendisine bir lider edinmek isteyen muhalif kitle var. Ekrem İmamoğlu o kitleye anti-Erdoğanvari bir tutumla yaklaştı. Ofansif siyaset anlayışı yerine sevgi, saygı, sükûnet vb. kavramları ön plana çıkardı. Muhalifler Erdoğan'ın kullandığı siyasi yöntemlerden o kadar bıkmış olmalı ki İmamoğlu'nun tavrından etkilendi. Böylece İmamoğlu yeni bir siyasi dil oluşturmuş oldu. Ve başarılı da oldu.

ekrem

Peki, sizce erken seçim olur mu?

Erken seçim dinamikleri tamamen hesaplara, anketlere dayanıyor kanımca. İki farklı yol çizmek gerekiyor. Birinci yola göre iktidarın oyları yıllar geçtikçe kademeli olarak düşüyor. İkinci yola göre iktidar bir takım çareler üreterek oylarını toparlamayı başarıyor. Şimdi, eğer ilk durum gerçekleşirse iktidar, 2023'ü beklemeden, yani oylar daha da düşmeden erken seçim yapıp kötünün iyisini hedefleyebilir. Yok, ikinci durum gerçekleşirse iktidar 2023'ü bekler.

Peki, sizce hangi durum gerçekleşir?

Birinci durumun gerçekleşmesi daha olası… Çünkü dış politik durumlar oldukça sıkıntılı ve daha da önemlisi ekonomik sorunlar tam olarak çözülmüş değil. Bu sorunlar daha da büyürse iktidar kademeli olarak oy kaybı yaşar.

''İKTİDARIN SİYASET DİLİNİ DEĞİŞTİRMESİ GEREKİYOR''

Tabi bir de iktidar çevrelerinde yeşeren ve sürekli saçmalayarak iktidara oy kaybettiren tuhaf tipler var. Bunların varlığı da ciddi bir sorun haline geldi iktidar için. İkinci durumun gerçekleşmesi için bir defa ekonomik sorunların çözülmesi gerekiyor. Bana kalırsa iktidarın siyaset dilini de değiştirmesi gerekecek. Çünkü 23 Haziran iktidar dilinin açıkça kaybettiği bir seçim oldu. Ve tabi diğer önemli mesele, yeni parti… Bu parti kurulursa iktidardan parça koparır ve birinci durumun oluşmasını sağlar mı, bunların hesabının yapılması gerekiyor.

Fehmi Koru'nun yaptığı açıklamaya göre, Abdullah Gül'ün de içerisinde olacağı bir oluşumun başlatılacağını, oluşumun başında ise Ali Babacan'ın olacağını öne sürdü. Sizce yeni parti,  dengeleri değiştirir mi?

Fehmi Koru bana göre bu oluşumun gayriresmi sözcüsü. Gelişmeleri onun cümlelerinden takip etmek mümkün. Her oluşumun böyle sözcüleri olur. Diğer partilerin de olduğunu düşünüyorum. Onlar bir şeyleri önceden duyup/öğrenip haber verirler.

''ERDOĞAN YENİLMİŞ OLDU''

Hatta partiler bizzat onlara bildirir. Ama kim oldukları bana kalsın. Koru, malumu ilan ediyor. Bana kalırsa partinin kurulması kesin. Bir güç, iktidara ikinci seçimleri kabul ettirdi diye düşünüyorum. Ve böylece ikinci bir hezimeti yaşamaları sağlandı. Böylece Erdoğan yenilmiş oldu. Sayın Erdoğan'a bu kararı kimler aldırdı, kimler bu hamle konusunda etkili oldu? Bunları düşünmek gerekir.

İkinci seçimleri kabul ettiren güç derken neyi ya da kimleri kastediyorsunuz?

Şahsi kanaatim, iktidar içerisinde belirli güç grupları mevcut. Her biri Erdoğan'a sıkı sıkıya bağlı ama kendi içlerinde rakip… Mesela Davutoğlu'na ait bir grup var. Ama şu sıralar parti yönetimine hâkim grupla sıkı sıkıya yarıştalar. Davutoğlu'nun başbakan olduğu dönemde bu gruplama belirgin hale geldi.

parti

Bir grup, bir bildiri yayınlayarak Davutoğlu'na başkaldırdı ve onun görevden olmasına sebebiyet verdi. Çeşitli konular üzerinde bu grupların görüş ayrılıkları mevcut. Mesela başkanlık sistemi, 15 Temmuz'dan sonra atılan bazı adımlar, siyasi dil hatta Gezi olayları… Pek çok konuda bu grupların farklı bakış açısı mevcut ve dönem içerisinde her grup kendi fikrini Erdoğan'a kabul ettirmeyi denedi. Bir grup bu konuda daha mahirdi ve gittikçe güçlendi. O grup güçlendikçe diğer grupların aidiyeti zedelendi. Mesela Davutoğlu, Gül, Babacan gibi isimler partinin üyesi ama onları propaganda ve çalışma sürecinde göremiyoruz. Kenara çekildiler çünkü etkin grup başka…

Siz, bu gruplardan birinin parti kuracağını mı düşünüyorsunuz?

Kesinlikle. Bu gruplar Erdoğan'a saygı duymakla birlikte onun kararlarına ve o kararlara etki eden grubun varlığına cephe aldı diyebiliriz. Bu süreçte yaşanan bazı başarısızlıklar oldu.

''İKTİDAR ERKEN SEÇİM YAPARAK BU PARTİLERİ GAFİL AVLAR''

Son olarak ekonomik sorunların nüksetmesi ve yerel seçimlerdeki başarısızlık şunu gösterdi: Hakim grubun kararları, partiyi uçuruma götürüyor. Ve bu süreçte diğer grupların etkinliği göz ardı ediliyor. Böyle bir durumda diğer gruplar umutsuz bir şekilde yeni bir oluşuma göz kırpabilir. Davutoğlu bir parti kurabilir, Babacan-Gül başka bir parti kurabilir ki kurulacağına neredeyse garanti ederim. Bu partiler kurulduktan sonra iktidardan oy koparabilir. İşte iktidar bu nedenle erkenden bir seçim yaparak bu partileri gafil avlamak isteyebilir.

ABD-İran arasındaki gerilim gittikçe tırmanıyor. Yapılan sert açıklamaların ardı arkası kesilmiyor. ABD, İran'a yaptırım uygulamaya devam ediyor. Sizce, geçmişte yaşananlar gibi bir durum meydana gelir mi?

Trump'a göre ABD'nin en önemli özelliği gücü… Çok güçlüler ve iyi silahları var. Bu nedenle istediklerini almak için güçlerini kullanmaktan çekinmiyorlar. Trump bu politikayı sürekli uyguluyor. Sopayı göstermekten çekinmiyor.

''İKİ ÜLKENİN MASAYA OTURDUĞUNU GÖREBİLİRİZ''

Zaten kendi kitabında da bu konuyu anlatan biri… Demokratik usuller ve diplomasiyi kenara bırakıp adeta hayvan terbiye edercesine istediğini almak için sopasını çıkarıyor. İran'daki durum da bununla ilgili… Obama döneminde İran'la bir anlaşma yapılmıştı. Trump bu anlaşmayı bozdu ve daha iyisini yapmak istiyor. Bunun için İran'ın taviz vermesi gerek ama İran buna yanaşmıyor. Trump da sopasını kullanıyor. Bu süreçte asıl gaye savaş değil masadır. Bir sabah uyandığımızda iki ülkenin masaya oturduğunu görebiliriz.

ABD ile Türkiye arasında meydana gelen F-35 krizi sürekliliğini koruyor. S-400'ler kesin gelecek yönünde bir düzine açıklamalar yapıldı. S-400 konusunda hiçbir şekilde geri adım atmıyoruz. Sizce olumlu ve olumsuz bir durum sonuçlandığında bu durum Türkiye'yi nasıl etkiler?

S-400 Türkiye'ye fayda sağlar mı, gerekli midir, almasak olur mu? Bunlar tartışma konusu. Bunları tartışabiliriz. Herkes fikrini belirtir ve bir kanaate varılır. Bu açıdan S-400 alınmasına karşı olanları da suçlamak hata.

''ARTIK KİMİN DEDİĞİNİN OLACAĞINI GÖRECEĞİZ''

Fakat bu süreci çoktan geçtik. S-400'lerin parasını verdik. Bizi bu sürece götüren şey ABD'nin kendi sistemini vermek istememesiydi. Türkiye bu durumda pekâlâ S-400 almak ister. Bu noktadan sonra, yani bunca dirençten sonra S-400'lerden caymak Türkiye'nin itibarını çok zedeler. Türkiye bağımsız bir ülke olarak, “S-400 alacağım” dedi. ABD ise, “Alamazsın” dedi. Artık kimin dediğinin olacağını göreceğiz.

Sizce, ABD neden bu kadar diretiyor?

Çünkü Türkiye, 1945'ten itibaren ABD hegemonyasındaki ülkedir. Bu durumu nitelemek için daha ağır ifadeler kullanılabilir fakat ülkem için bu tabirleri de kullanmak istemem.

''TÜRKİYE HÂLÂ ABD'NİN ZİNCİRLERİYLE SARILIDIR''

Türkiye pek çok açıdan ABD güdümünde olmuştur. Sadece askeri değil, pek çok alanda, istihbarat alanında, ekonomi alanında, siyasi alanda, eğitim alanında, medya alanında ABD tesirine girdik. Bu uzun bir süredir böyle. Bazı siyasetçiler bu zincirleri kırmak veya hiç olmazsa biraz gevşetmek istedi. Bu istek onların bir şekilde sonu oldu. Esasen Türkiye'nin nasıl ABD güdümüne girdiği ve bu güdümün kapsamının ne olduğu ayrı bir tez konusu… Sonuç olarak Türkiye hâlâ ABD'nin zincirleriyle sarılıdır. 15 Temmuz'da bu zincirin bir halkası zedelendi sadece. 15 Temmuz'u “Türkiye'nin ABD ekseninden çıkması” olarak yorumlayanlara hiç katılmıyorum. Henüz çıkmadık. Her şeyin başındayız. 70 yıllık hegemonya öyle kolay sona ermez. Haliyle ABD, Türkiye üzerinde bu kadar güçlüyken gidip S-400 almasını ve bağımsızlığın tadından etkilenmesini istemiyor. Bu durum ABD açısından çok doğal… Yıllardır bizi ellerinde tutuyorlar, neden kayıp gitmemize engel olmasınlar?

Yaşanan bir Doğu Akdeniz sorunu var. Sizce, Doğu Akdeniz'de neler oluyor? AB, Türkiye'yi “yasa dışı sondaj faaliyetleri yürüttüğü” yönünde açıklamalarda bulundu. Ortada bir rekabet var. Türkiye, Doğu Akdeniz meselesinde yalnızlaştı mı? Doğu Akdeniz meselesini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğu Akdeniz'de yalnızlaşmadık. Çünkü zaten öyleydik. Doğu Akdeniz Türkiye için ikinci milli mücadele döneminin başladığı yerdir. 1919'da toprak için mücadele başlattık. Sevr'i yırtıp Lozan'ı imzaladık. 2019'da bu defa denizler için önümüze Sevr uzatıyorlar. Yunanistan-Mısır-İsrail öncülüğündeki ülkeler AB ile ortaklık kurup bölgedeki rezervleri paylaşmak istiyor.

''TÜRKİYE KENDİ TARAFINI GENİŞLETMELİ''

Türkiye'yi açıkça dışlıyorlar. Eğer başarılı olurlarsa Türkiye mücadeleyi kaybetmiş olur. O yüzden tıpkı yüzyıl önce olduğu gibi bir Misak-ı Milli oluşturup onun için mücadele vermeliyiz. O dönemde biz çok güçsüz, parasız durumdaydık. Buna rağmen Lozan'ı kabul ettirmeyi başardık. Şimdi çok daha iyi durumdayız. Nüfusumuz ve milli gelirimiz arttı. Silahlarımız iyi durumda. Tek yapmamız gereken bir plan oluşturmak ve onu uygulamak. Hali hazırda Türk gemileri Doğu Akdeniz'de faaliyet sürdürüyor. Karşılıklı hamleler var. AB, bu süreçte Yunanistan'ı destekliyor. Yunanistan ise Kıbrıs'ı kullanarak bölgeye yayılmak istiyor. Orada bir forum kurdular: Doğu Akdeniz Gaz Forumu… Bir de EastMed isminde boru hattı projesi başlattılar. Türkiye de kendi tarafını genişletmeli. Suriye ve Lübnan onların yanında yer almıyor. Bir de Rusya var. Onlar da Suriye iç savaşı sayesinde Akdeniz'e girdiler. Bu ülkelerle iyi bir ortaklık geliştirilebilir.

hhhhh

Son olarak Suriye mültecileri konusuna değinelim. Ülkemizdeki Suriyeli sayısı 13 Haziran 2019 tarihi itibariyle 3 milyon 613 bin 644 kişi oldu. Vatandaşın Suriyelilerden rahatsızlığı en çok ekonomi alanında oluyor. Ayrıca 2016-2018 yılları arasındaki dönemde Suriyelilerin “mağdur/müşteki, bilgi sahibi ve şüpheli” konumunda karıştıkları olaylar epey bir fazla. Sizce, nasıl bir politika izlenmelidir?

Suriyeli mülteciler sorunu, başarısız bir Suriye politikası nedeniyle doğdu. Yani orada daha nitelikli atılsaydı bu kadar Suriyelinin gelmesi söz konusu olmazdı. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı gibi operasyonlar ve İdlib'de Rusya ile kurulan mutabakat daha fazla mültecinin gelmesini engelliyor. Hatta bir miktar mülteci geri döndü ama hala çok var ve uzun süredir buradalar.

''YAPILABİLECEK EN MANTIKLI ŞEY...''

Başlarda çok sorun yaratmıyordu bu durum ama ekonomik sorunların yükselmesi ve Suriyelilerin ülkenin her yerine doluşması insanları bıktırmaya başladı. Şunu da görmüş olduk: Suriyeliler ve Türkler birbirine çok yakın coğrafyadalar ama buna karşın sosyal anlamda aramızda çok farklılıklar var. Bir arada yaşama açısından bu zorluk açıkça görülüyor. Bu noktadan sonra artık yapılabilecek en mantıklı şey mülteci sayısını düşürmeye bakıp Suriye'deki sorunların çözülmesini sağlamak olmalı. Yoksa aksi taktirde iktidarın kendi tabanı da bu noktada iktidarın karşısına geçecektir.

suriye


Facebook Twitter Linkedin WhatsApp
  YORUM YAP / YORUM OKU
Yorum
ÇOK OKUNANLAR
Üçlü Zirve'de ortak bildiri yayımlandı
Suriye konusunu içeren üçlü zirvedeki ortak bildiride, Suriye'nin bağ
Petrolde 28 yılın rekoru!
Aramco'ya drone'larla gerçekleştirilen saldırılar sonrasında petrol fi
ALES başvuruları başladı!
17 Kasım'da uygulanacak olan ALES sınavının başvuruları başladı.
8 ilde FETÖ operasyonu!
FETÖ/PYD yapılanması ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafın
Bakan açıkladı: 447 imar belgesi iptal!
Ege ve Akdeniz'de imara aykırı olarak yükselen 447 kaçak yapının belge
MEB'den 'Mahmut Tuncer' paylaşımlarına ilişkin açıklama!
Sosyal medyada oldukça tepki çeken ders kitabının içinde Mahmut Tuncer
Gani'nin mitinginde bombalı saldırı: 24 ölü...
Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani'nin katıldığı seçim mitinginde düz
Erdoğan'dan incir ikramı!
Putin ve Ruhani, Suriye Zirvesi kapsamında dün Çankaya Köşkü'nde idile
Sağ Ok Sol Ok
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS