Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO
" "

Ziya Polat

CHP'nin ideolojik altyapısı ve propaganda oyunları

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Cumhuriyet Halk Partisi, özellikle son on yıldır vizyoner ruhunu kaybetmiş ve günü kurtarma telaşesine kapılmış bir partidir.
Kesin bir ideolojik tanıma sahip olamaması, dolayısıyla çıkmaza sürüklenmesi, hemen her üyesinin farklı farklı ideolojik saplantılara girmesi, tek ruhun, tek sesliliğin, tek hedefin sağlanamaması, partinin çetrefilli ve dağınık bir yapı olduğunun başlıca kanıtıdır.
Öyle komik bir durum ki, aynı çatı altında kendisini “Türk Milliyetçisi” olarak tanımlayan da var, “Kürtçü” olarak tanımlayan da…
Kendisini “Dindar” olarak tanımlayan da var, “laik” olarak tanımlayan da…
“Kemalist” olarak tanımlayan da var, “solcu” olarak tanımlayan da…
Ha, şimdi diyebilirsiniz ki; “ne güzel işte, zenginlik profili çizen bir parti, her düşünceyi bünyesinde barındırıyor”.
Bana göre her partinin, bir ideolojik kimliği vardır. Ülkücü, komünist, liberal, dinci… Ama Türk milliyetçisiyle Kürtçüyü, laikle dindarı, böylesine taban tabana zıt fikirleri tek bünyede toplar görünen bir parti “zengin” değil, “çorba”dır.
Bunların yanı sıra en dikkatimi çeken, partinin kimyasına aykırı olarak “sosyalist” ve “mezhepçi” bir tutum sergilemesi…
Hâlbuki CHP'nin fabrika ayarlarında, Atatürk'ün benimsediği Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, İnkılâpçılık ilkelerinin arasında “sosyalizm” ve “mezhepçilik” bulunmuyor.
Yani ilkelere rağmen mi CHP?
İnanın, ilginç bir durum.
Gerçi Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu “rağmen”ci anlayışına alıştık artık. Ana çizgisi “halka rağmen partimiz” olunca halk da, “CHP'ye rağmen Cumhuriyet” tezini savunmaya başladı.
Neticede, böylesi narsisist bir anlayışın pençesinde yeşeren ideolojik kavram kargaşası, CHP'deki seçim çalışmalarının da “karmaşık” minvalde ilerlemesine neden oldu.
Kolay kolay halkın dini değerleriyle yıldızı barışmayan CHP'nin, “rağmenci” tavrına rağmen, propaganda süresince “halktan” oluvermesi; ne hikmetse hemen her seçim döneminde, adaylarını bol bol Cuma namazına göndermesi, bu karmaşıklığa en büyük örnektir.
Hatırlayın, Ramazan ayında şezlonguna uzanıp birasını yudumlayan Muharrem İnce'yi. 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir kala, camide boy göstermemiş miydi?
Hele Ekrem İmamoğlu'nun, camiye gelip Yeni Zelandalı şehitlerin ruhuna Yasin-i Şerif göndermesi, gerçekten marjinal bir davranıştı CHP adına. Hani soyadı “İmamoğlu” ya, çağrışım olsun istedi herhalde.
Tabii bunlar, Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun şu anekdotunu getirdi akıllara;
Şoförü bir gün, “namaz vakti yaklaşıyor başkanım, isterseniz Şarkışla Camii'nde eda edelim” deyince Muhsin Yazıcıoğlu, “olmaz! Seçim yaklaşıyor, yanlış anlaşılır, evde kılalım” diye yanıt vermiş.
Hey gidi günler hey!
Nereden nereye.
Bir de hatırlayın, Deniz Baykal'ın çarşaflı vatandaşlara rozet takması…
Bayağı sansasyon yaratmıştı o dönemlerde.
Yani şu yapılan şirinliklere bakıp da, “Allah Allah? CHP şeriatı ilan etti de, bizim mi haberimiz olmadı” dememek işten bile değil!
Hele, genel başkanlığa seçildiği ilk dönemlerde Kemal Kılıçdaroğlu'nun “Sen, ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum' diyen bir İslam düşünürünü bilmiyor musun” yorumu, takdire şayandı. Tamam, öyle bir söz vardı ama “İslam düşünürü” olarak geçiştirdiği kişi, Hazret-i Ali Efendimizden başkası değildi.
“Ne var bunda canım, halkının yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bu ülkede, bunların nesi abes” diyebilirsiniz, haklısınız.
Ancak “Hacca gidersen Muhammed bırakmaz seni”, “Allah'tan korkmuyoruz”, “İslam denince aklıma çorap kokusu geliyor”, “Camiyi basıp ezan okuyan imamı keselim”, “Allah'ı da sultanla birlikte tahtından indirdik”, “Başörtüsünü Sümerlerde fahişeler takardı”, “Ayetler bizi alâkadar etmez”, “Din zehirdir, atabilmek için otuz sene lazım”, “Yalancı Muhammed'e, uydurduğu tanrıya da ihtiyacımız yok” diyen vekiller, CHP'nin bağrından çıkmamış olsaydı, yadırgamazdık bu “cici” hareketleri.
Tüm bunlar söylenmişken Kemal Kılıçdaroğlu'nun, “bizi dinsiz göstermeye çalışanlar var” çıkışının bir ehemmiyeti olur mu?
E peki, yıllarca bu tip insanları koynunda beslemiş, halka mâl olmak yerine “halka rağmen halkçılık” politikası gütmüş olan CHP'nin, bir anda tüm geçmişini inkâr edercesine “anti-seküler” imaj oluşturmaya çalışmasındaki maksat ne olabilir?
Tabii ki yüzde yetmişinin, kendisini “muhafazakâr” olarak tanımladığı bu ülkede, “sağ” oyların bir hayli fazla olması ve bu durumun, CHP tarafından geç farkına varılması.
Pasta dilimi, o kadar büyük ki!
E, bir parmak da CHP tatmasın mı?
Adam sen de!
Derken.
Seçim günü gelip çattığında…
Oyların sadece yüzde 21'ni aldığında.
Ve hayal kırıklığı tüm benliğini sardığında…
Panikler, şaşırır.
N'apacağını bilemez.
Ve bakar ki, yeniliyorum, başka da çıkar yol yok, bu sefer takar vitesi ikiye;
“Oylar! Oylar çalınıyor, oylar!”

  YORUM YAP / YORUM OKU
ZİYA POLAT DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS