Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Cevdet Akbay

Paralel Yapının kayıt dışı para avcılığı

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Mehmet Çetingüleç, Al MonitOr için “Türkiye kayıt dışı parada rekora koşuyor” başlıklı bir yazı yazdı (10 Eylül 2014) (1). Yazara göre, Ak Parti’nin 12 yıllık döneminde Türkiye’ye giderek artan miktarda kaynağı belirsiz 36 milyar dolar civarında döviz giriyormuş ama paranın nereden geldiği açıklanmıyormus. Sözkonusu kayıt dışı para, Merkez Bankası’nın “ödemeler dengesi” tablosunda “net hata ve noksan” kalemi altında gösteriliyor.

Yazar, “kaynağı belirsiz” para girişinin son 12 yıldır Türkiye’deki siyasi değişim ve Arap coğrafyasında yaşanan olaylarla yakından ilgili olduğunu kabul ediyor. Diğer bir ifadeyle, Turkiye’deki istikrar, dünyadaki sıcak/kayıt dışı parayı Türkiye’ye çekiyor. Türkiye’deki bu kayıt dışı paranın varlığı, istikrarı daha da güçlendiriyor.

Çetingüleç, verilerini Hazine eski Müsteşarlarından Mahfi Eğilmez’in hazırladığı bir tabloya dayandırıyor. Eğilmez, sözkonusu tabloyu, 23 Aralık 2013’te, şahsi internet sitesinde yayınladığı “Net Hata ve Noksanın Açıklanması Gerekir” başlıklı yazısında veriyor (2). Paralel Yapi’nin 17 Aralık 2013 darbe girişiminden birkaç gün sonra.

Eğilmez, 23 Aralık 2013 tarihli yazısını su cümlelerle bitiriyor: “Bu konu TCMB tarafından, resmi olarak olmasa bile, bir araştırma ya da değerlendirme raporuyla açıklanmalıdır. Aksi takdirde bu konu hep gündemde kalacak ve farklı dedikoduların kaynağını oluşturmaya devam edecektir.” Çetingüleç’in iddialarını Egilmez’in yazdıklarına dayandırması, dedikodunun Turkiye’deki kaynaklarından birinin Eğilmez olduğunu gösteriyor.

Egilmez’in, “kayıt dışı para” ile ilgili ilk yazısı değil bu. 21 Mart 2013’te kaleme aldığı “Net Hata ve Noksan” başlıklı yazısında bir grafik sunan Eğilmez, yazısını “net hata ve noksan kalemi 2011 yılı sonunda yaklaşık 12 milyar dolarla zirve yapmıştır” cümlesiyle bitirmiş (3). İki yazıyı okurken dikkatimi çeken bir nokta: Eğilmez, Mart 2013’te “12 milyar dolar” olarak verdiği para miktarını, Aralık 2013’te “9.4 milyar dolar” olarak veriyor! Basit bir hesap hatası mı yoksa manipülatif bir oyun mu, bilemiyorum.

“Sıcak para”nın uğradığı tek ülke Türkiye değil elbet. 2011’de Turkiye’ye 9.4 milyar dolar giriş olurken, Portekiz’e 1.2, Belçika’ya 2.1, Almanya’ya 11, Norveç’e 17.8, İngiltere’ye 18.4, ve ABD’ye 80 milyar dolar giriş olmuş. Aynı yıl içinde, Suudi Arabistan’dan 48.5, Çin’den 35, Fransa’dan 27.7, Japonya’dan 25.4, İsvicre’den 14.3, Rusya’dan 10, Arjantin’den 4.5 milyar sıcak para çıkışı olmuş. Bu veriler de Egilmez’in 17 Şubat 2013 tarih ve “Dünyada Net Hata ve Noksan” başlıklı yazısından (4).

Egilmez’in sunduğu verilere göre, 12 yılda Türkiye’ye giriş yapan ortalama sıcak para (diğer bir ifadeyle, kayıt dışı para) yıllık 3 milyar dolar civarında. Bu da, 2014 yılı itibariyla 863.208 milyar dolar olan GSYH’nin yaklaşık yüzde 0.35 civarına tekabül eder ve fazla büyütülmemesi gereken bir orandır. Konu ile ilgili yorum yapan okuyucularına verdiği cevaplara bakılırsa, Eğilmez de bu oranın fazla büyütülmemesi gerektiğini zımnen kabul ediyor aslında ama hükümeti zan altında bırakmak amacıyla habbeyi kubbe yapmak için elinden geleni yapıyor.

Fazla büyütülmemesi gereken bir konuyu, son yazdıklarına bakılırsa, Eğilmez, Çetingüleç, CHP’li Faik Öztrak gibiler kabartarak büyütüyorlar. Kayıt dışı parayı, kelime oyunlarıyla “kara para” olarak gösterme, hatta Türkiye’yi “kara para aklama Cenneti” olarak sunma gayretindeler. Oysa kayıt dışı para, Mustafa Karaşahin’in ifadesiyle, “kanunsuz yollardan kazanılmaz, aksine bu paranın kaynağı kanuna uygundur ve temiz paradır. Temiz para, kayıt (sistem) dışı tutulur, resmi para akışı (bankacılık ağı) içinde görünmez.” (5).

Mesela, siz inşaatta alın teri dökerek çalışıyorsunuz; aldığınız parayı bankanın kasasında değil, evinizdeki bir tahta sandıkta veya bir teneke kutuda sakladiginizi için o para “kayıt dışı” paradır, “kara para” değil, temiz paradır; annenizin ak sütü gibi helaldir. Bu helal paranıza ancak “haram süt emmiş”ler “haram para” veya “kara para” diyebilir. Bu paranızı istediğiniz gibi kullanabilirsiniz, istediğinize verebilirsiniz. Hatta, ekonomi çökmesin, meşru hükümet devrilmesin diye götürür güvendiğiniz hükümete de, sevdiğiniz Erdogan’a da verebilirsiniz. Size kim karışabilir?

Kimse karışamaz ama, amacı ekonomiyi çökertip AK Parti Hükümeti’ni yıkmak olanlar, sizin bu örnek alınası tavrınızdan rahatsız olurlar. Son 12 senede, AK Parti hükümetini devirmek için her defasında 30-40 milyar dolar para çektikleri oldu karanlık güçlerin. Helal paranızla, meşru hükümetin yıkılmasına engel olduğunuz için, bu gayri meşru ve karanlık güçlerin hedefi olursunuz. Sizi bulup hükümete destek olmanızı engellemek için ellerinden gelen her yolu denemekten, her türlü kötülüğü yapmaktan çekinmezler. Ama para transferini sistem dışı yollarla yaptığınız için, sizi ve sizin para trafiğinizi izleyemiyorlar, hükümete desteğinize mani olamadıkları için de rahatsız oluyorlar.

Bu tur manipülatif ve operasyonel yazıları sadece Eğilmez, Çetingüleç yazmıyor, CHP’li Öztrak diline dolamıyor. Türkiye ekonomisinin güçlenmesinden rahatsız olan, dünya ekonomisini kontrol altında tutan karanlık lobiler, kontrollerindeki tetikçi yazarlara/ekonomistlere bu tür kasıtlı yazılar yazdırıyorlar. Kayıt dışı paranın Turkiye’ye girişini engelleyemedikleri için, bu tur manipülatif yazılarla Turkiye’yi itibarsızlaştırarak, yabancı yatırımcıları kaçırarak Türkiye ekonomisine, dolayisiyal AK Parti Hükümeti’ne darbe vurmak istiyorlar. Geriye dönüp Forbes, the Economist gibi dergilere bakınız, her sene onlarca makalede “Türkiye’ye çok miktarda sıcak para girişi oluyor; yakında bu para kaçacak, gelecek sene Türkiye ekonomisi çökecek” diye yazdıklarını göreceksiniz. Dediklerinin aksina her sene Türkiye ekonomisi büyüyor; bu da onları çıldırtatacak derecede rahatsız ediyor haliyle.

Konuyu araştırırken, yeminli AK Parti ve Erdoğan düşmanı Neoconların başında gelen Michael Rubin’in 2005’te yazdığı bir makalesine rastladım (Green Money, Islamist Politics in Turkey = Yeşil Para, Türkiye'de İslamcı Siyaset (6)). Rubin’in, Türkiye ekonomisinin güçlenmesinden rahatsızlık duyduğu her cümlesinden belli. Özellikle, Turkiye’ye sokulduğunu ve 2005 itibariyle 6 milyar ile 12 milyar dolar arasında değiştiğini iddia ettiği “yeşil para”dan. Rubin de, Mahfi Eğilmez gibi sözkonusu kayıt dışı paranın Arap ülkelerinden Turkiye’ye aktığına inanıyor; ve rahatsızlar. Tahminlerinde ve rahatsız olmakta haksız sayılmazlar.

Haksız sayılmazlar zira özellikle Eylül 2001 saldırılarından sonra, ABD’nin paralarını donduracağı şüphesine kapılan Araplar, ABD’deki bankalardan 100 ile 200 milyar dolar paralarını çektiği biliniyor. Bu paranın bir miktarı Avrupa piyasalarına sürülürken, önemli bir miktarı da kayıtlı veya kayıt dışı olarak Turkiye’ye sokulmuş olabilir. Bu durumda, Çetingüleç ve Egilmez’in tahmin ettiği 36 milyardan çok daha fazla kayıt dışı paranın Türkiye’de olduğunu söyleyebiliriz.

Bu miktarda para Türkiye’de olduğu müddetçe Türkiye’nin ekonomik maniplasyonlarla çökertilmesi, Erdogan’in devrilmesi mümkün görünmüyor. Türkiye eski Türkiye olmadığı için dış güçler istedikleri gibi sisteme girip paranın kaynağını çok uğraşmalarına rağmen bulamıyorlar. Paranın varlığından haberdardirlar; hatta, ne kadar olduğunu da tahmin edebiliyorlar ama kaynağını tam olarak tespit edemediklerinden Türkiye’ye girişini engelleyemiyorlar. Onun için, sistem içindeki birilerini taşeron olarak kullanma ihtiyacı duydular ve Paralel Yapı’yı devreye soktular.

Paralel Yapı’yı devreye sokmak için F. Gülen’i ikna etmeleri gerekiyordu. Gülen’in ikna etmek için fazla uğraşmalarına gerek yoktu. Bir sopa bir de havuç göstermeleri yeterliydi. Sopaları şuydu: “dünyadaki okullarını ve kurduğun ekonomik gücü darmadağın eder, rahatını bozarız!” Gülen, rahatına düşkün bir insan. Hapse girmemek için 12 Eylül sürecinde 6 sene kaçak yaşadı; 28 Şubat’ta 60 gün bir taksi içinde yaşamak zorunda kaldı. Havuç da şuydu “Erdoğan’ı devirirsen, iktidarı sana veririz, ele geçirebildiğin yüz milyarlarca dolarlık kayıt dışı paranın önemli bir kısmı da ganimet olarak senin olsun!”

F. Gülen ve Paralel Yapısı güç zehirlenmesi yaşadıkları için AK Parti Hükümeti’ni devirebileceklerine inandılar; dış mihraklari, özellikle Neocon Çetesi’ni de inandırdılar. Dondurucu korku ve yakıcı ihtirasın etkisi altına giren F. Gülen, Pensilvanya’daki “Alamut Kalesi”nden emir gönderdi: Hükümeti yıkın, Erdoğan’ı da hapsedin! Sistem içindeki Paralel Yapı emri yerine getirmek için dinlemelere, operasyon için “delil” üretmeye başladı. “Uluslararasi efendilerimizin ‘kayıt dışı parayı ele geçirin, hükümeti yıkın’ emrini yerine getiriyoruz” diyecek halleri yoktu. Kanun ve ahlak dışı dinlemelerden elde ettikleri bilgileri montajlayarak, birbiriyle bağlantısız birkaç davayı birleştirerek bir “Yolsuzluk” operasyonu yaptılar, 17 Aralık 2013’te.

Hükümeti devireceklerinde, Erdoğan’ı hapsedeceklerinden çok emindiler. 16 Aralık 2013’te İstanbul Emniyet Müdürü’nü arayıp "Yarın sabah Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı tarihe karışacak. Yargı ve polis gerekli bütün hazırlıkları yaptı. Telefonunu kapat ve kaybol, git!" (7) diyecek kadar küstahlaşmaları; emirleri altındaki polislere "Bilal Erdoğan'la beraber, terör örgütü PKK ile herhangi bir yasal dayanak olmaksızın pazarlık yapan-yaptıran Başbakan'ın koluna kelepçe takarak konutundan çıkarın!" diyebilecek kadar haydutlasmalari kendilerine ve sırtını dayadıkları Neocon Cetesi’ne olan guvenlerinden ve güç zehirlenmesinden kaynaklanyordu.

17 Aralık darbe girişimi başarılı olsaydı hükümet devrilecek, Erdoğan ve onu seven binlerce insan tutuklanacak, Turkiye’yi güvenli bulduğu icing giriş yapan sıcak paranın bir kısmı ganimet olarak Paralel Cete’ye kalsa da, önemli bir kısmı kaçacak; memleketin ekonomisi çökecekti. Paralel Cunta, iktidarı resmen ele alacak, F. Gülen, Pensilvanya’daki “Alamut Kalesi”nden Ankara’daki “Beyaz Saray”ına yerleşip, memleketi oradan yönetecekti.

Erdoğan, 27 Nisan darbe girişimi karşısında dik durduğu gibi 17 Aralık darbe girişimine karşı da dik durdu. 27 Nisan’in apoletli cuntacılarına taviz vermediği gibi “takkeli cuntacilar”a da taviz vermedi. Halk, cuntacılara karşı dik duran siyasetçileri sever ve destekler. Erdoğan ve arkadaşlarının 27 Nisan korsan bildirisine karşı dik durmaları, hatta sözkonusu bildiriyi cuntacılara yedirmeleri, AK Parti’nin 22 Temmuz 2007’deki seçimlerden güçlenerek çıkmasını sonuç verdi. Aynı şekilde, 30 Mart 2014’teki seçim başarısı da Erdoğan ve arkadaşlarının 17 Aralik’daki darbe girişimini puskurtmenin sonucudur. Erdogan’in, 17 Aralık ve sonrasında “takkeli cuntacilar”a karşı dik duruşu hem Paralel Yapi’nin, hem lideri F. Gülen’in, hem de Gülen’i sahaya süren uluslararası karanlık güçlerin, özellikle de Neocon Cetesi’nin, heveslerini kursaklarında bıraktı.

Paralel Çete, 17 Aralık ve 25 Aralık darbe girişimlerini, hükümetin elini kolunu “rusvet ve yolsuzluk” ipiyle (bahanesiyle, iftirasiyla) bağlayıp kayıt dışı parayı ele geçirmek için yaptı. Başarılı olamadı ama peşine de bırakmadı. Bu sefer kayıt dışı parayı ele geçirip hükümeti devirme planını devreye soktu. 19 Ocak 2014’teki MİT TIR’larina baskının asıl amacının, sözkonusu kayıt dışı parayı ele geçirmek olduğuna inananlardanım.

23 Mart 2014 tarih ve “Paralel Yapı’nın İhaneti ve İkinci İstiklal Savaşı” başlıklı yazımın bir yerinde şunları yazmıştım: “17 Aralık’taki darbe girişiminin bir hedefi de, Neocon Çetesi’nin çökertme oyununu etkisizleştiren milyarlarca dolar sıcak parayı bulmak, ardından bu paraların kaynağını kurutmakti büyük ihtimalle. Hatta denebilir ki, durdurulan TİR’lar sözkonusu parayı bulmak için durduruldu. Belki Halkbank’a yapılan operasyon da bununla ilgiliydi. Bütün bunlar zamanla anlaşılacak muhakkak” (8).

Eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın ifadesinde bahsedip Zaman gazetesi’nin haberleştirdiği “Para taşıyan kamyonları yakalayamadık” ifadesi iddiama destek mahiyedinde (9). Saygılı “kamyonlar dolusu” paradan bahsetse de tam miktarını vermiyor. Saygılı gibi Paralel Yapı’ya mensup olan Mehmet Baransu’nun 25 Aralık 2013’te attığı “Bugünkü ikinci dalganın detaylarını öğrendim. 100 milyar dolar rüşvet ve içinde dört bakan olduğu iddiası var. Tarafta yarın ayrintilar” tweetinden de anlaşılacağı üzere, Paralel Yapi’nin peşine düştüğü (kayıt dışı) para miktarı 100 milyar dolar!

Bu kadar paranın rüşvet ve yolsuzluktan elde edilmesi ekonomik gerçekler ışığında mümkün değil; olsa bile rüşvet ve yolsuzlukla 100 senede zor toplanır! Bu saçma iddiaya Paralel Yapı da inanmiyordur büyük ihtimalle. Paralel Yapi’nin peşine düştüğü aslında rüşvet ve yolsuzluk parası değil, Mehmet Çetingüleç ve Mahfi Mahfi Eğilmez’in 36 milyar dolar, Paralelcilerin 100 milyar dolar diye telafuz ettiği kayıt dışı paradır.

Bu da şunu gösteriyor. Paralel Yapı, “rüşvet ve yolsuzluk” ile savaşan temiz bir yapı değil, Türkiye ekonomisini canlı tutan kayıt dışı parayı bulmak için dış mihraklar tarafından görevlendirilen kirli tetikçi/taşeron bir yapıdır. Zaten Paralel Yapı ve lideri F. Gulen’in bugüne kadar yolsuzluk ve rüşvetle mücadele ettikleri pek görülmemiştir. Aksine, boğazına kadar yolsuzluğa batan 28 Şubat hükümetleriyle hep iyi ilişki kurmuş; ekonomiyi güçlendiren Erbakan’a “beceremedin, bırak” dediği halde, 28 Şubat sürecindeki yolsuzluğun sorumlularından olan cuntacıları (mesela Çevik Bir’i) övmüş, göklere çıkartmıştır.

2001 krizinin tetikleyicisi olan Ecevit’e “şefaatçi” olan F. Gülen, dünyadaki krizlere rağmen ekonomiyi güçlü tutmayı başaran Erdogan’a “bedduacı” olmuştur. Banka hortumcularını Pensilvanya’da ağırlayıp, rantiyecilere “ananas” ve rafineri hediye eden F. Gülen ve Paralel yapısının yolsuzlukla mücadelede samimi olmadıklarını görebilmek için bu birkaç örnek yeterli. “Rüşvet ve yolsuzluk” 17 Aralık darbe girişiminde bulunan “takkeli cunta”nın kullandığı bahanelerdi; apoletli cuntacıların 28 Subat’ta kullandığı bahane ise “irtica” idi.

1) http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2014/09/turkey-central-bank-mystery-funds.html
2) http://www.mahfiegilmez.com/2013/12/net-hata-ve-noksann-acklanmas-gerekir.html
3) http://www.mahfiegilmez.com/2012/05/net-hata-ve-noksan.html
4) http://www.mahfiegilmez.com/2013/02/dunyada-net-hata-ve-noksan.html
5) http://polemikduvari.com/?p=966
6) http://www.meforum.org/684/green-money-islamist-politics-in-turkey
7) http://www.internethaber.com/17-araliktan-bir-gun-once-bakin-neler-yasanmis-16385y.htm
8) http://www.hurhaber.com/cevdet-akbay/paralel-yapi-nin-ihaneti-ve-ikinci-istiklal-savasi/yazi-16246
9) http://www.zaman.com.tr/gundem_saygili-para-tasiyan-kamyonlari-yakalayamadik_2241681.html
CEVDET AKBAY DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS